En Son Paylaşılan Haber
Etiket : sağlıklı yaşam
Herkesin dönem dönem enejisini kaybettiği ve aynada kendini istediği şekilde göremediği günler olmuştur. Hiçbir değişiklik olmadığı halde o anki ruh haliyle kendimizi güzel hissetmez ve görmeyiz. Böyle günlerde aynaya bakmak bile moralimizi bozarken kalabalıklar arasına karışmak istemeyiz. İşte böyle dönemlerde bile muhteşem görünebileceğimizi vurgulayan Herbalife Global Dış Beslenme Ürün Eğitmeni Jacquie Carter, "kendine güvenmek, gülümsemek, kendini başkaları ile kıyaslamamak, yeni bir görünüm denemek, dik durmak ve kendine iyi davranmak bize kendimizi güzel hissettirir" dedi.
Herbalife Global Dış Beslenme Ürün Eğitmeni ve Dış Beslenme Ürün Pazarlama Direktörü Jacquie Carter en kötü günlerde bile muhteşem görünmek için doğru bakış açısına sahip olmanızı sağlayacak bazı ipuçlarını anlattı.
Güven Olmazsa Olmaz
Klişe olduğunu düşünebilirsiniz fakat her gün mükemmel hissetmenin yolu güvenden geçer. Nasıl görünürlerse görünsünler, bazı insanların ilgi odağı olmayı başarmalarının nedeni kendilerine duydukları güvendir ve bu güven lehinize kullanabileceğiniz bir özelliktir! Güzel görünmek istiyorsanız, olumsuz düşünceleri kafanızdan atın ve kendinizi olumlu yönde güdülemeye başlayın. Kendinizde beğendiğiniz yönlere odaklanın ve aklınızdan geçebilecek olumsuz düşüncelere geçit vermeyin. Saçınızı mı beğeniyorsunuz? O zaman sırtınızı şöyle bir sıvazlatın ve şöyle deyin: Muhteşemim!
Gülümseyin
Anında ruh halinizi değiştirmenin (ve güzel görünmenin!) yolu gülümsemektir. Bana inanmıyor musunuz? Canınız istemiyorsa bile gülümsemeyi deneyin ve bana nasıl hissettiğinizi söyleyin. Ruh halini olumlu etkilemesinin yanı sıra, gülümsemenin güzel görünmeyi ve hissetmeyi sağladığı söylenir. İnsanlar gülümseyen bir kişiyi daha çekici bulurlar ve gülümsemek daha genç görünmenizi sağlar.
Kıyaslamaktan Vazgeçin
Kendimizi başkalarıyla kıyaslamak ve nasıl göründüğümüze başkalarına göre karar verme tuzağına düşmek gerçekten çok kolaydır. Her insan eşsizdir ve başkalarında olmayan olumlu özelliklere sahiptir. Güzel hissetmenin en iyi yolu, kendinizi başkalarıyla kıyaslamak yerine birey olduğunuzu kabul etmektir.
Yeni Bir Görünüm Deneyin
Bazen bir güzellik rutinine takılıp kalırız ve bu kendimizi güzel hissetmememize katkıda bulunabilir. Eğlenceli bir makyajla bir şeyleri değiştirmeye ne dersiniz? Görünümünüzü yeniden keşfetmek, heyecan verici bir deneyim sunmasının yanı sıra, rutinden çıkıp tekrar muhteşem hissetmeniz için ihtiyaç duyduğunuz şey olabilir. Yeni bir saç kesimi, kıyafetler veya ruj rengi denemek ihtiyaç duyduğunuz değişikliği sağlayabilir. Kendinizi rahat hissettiğiniz yepyeni bir stil deneyin. Mükemmel göründüğünüzü bildiğiniz için kendinize olan güveniniz artacak ve dünyaya yepyeni bir enerjiyle bakacaksınız.
Duruşunuza Dikkat Edin
Oturup kalkma biçiminiz, kendinizle ilgili ne düşündüğünüzü ele veren ipuçları içerir. İyi bir duruşu olanlar, dünyaya kendilerine güvendiklerini sözcüklere ihtiyaç duymadan haykırırlar. Kendinizi güzel hissetmeseniz bile, omuzlarınızı geriye doğru atarak dik oturmak veya durmak, özgüveninizi dış dünyaya yansıtır. Kambur durduğunuzu her fark ettiğinizde, birkaç saniyenizi ayırıp duruşunuzu düzeltin. Özgüveninizin arttığını hissedeceksiniz!
Kendinize İyi Davranın
Bazen güzel hissetmek için kendinizi şımartabileceğiniz bir bakıma ihtiyaç duyarsınız. Yorgun, stresli veya endişeli hissettiğinizde, muhtemelen kendinizi muhteşem bulmayacaksınız. Bir saat veya eğer mümkünse tüm gün mola verip kendinizle baş başa kalmayı deneyin. Kafanızı dinleyecek zaman bulduğunuzda, kendinize karşı olumlu hisleriniz artacaktır. Parkta yürüyüş (elbette güneşli bir günde), güzellik salonunu ziyaret etmek veya yeni bir kıyafet satın almak gibi rahatlatıcı bir faaliyette bulunabilirsiniz. Benim favorim mumlardan, yüz maskesinden ve arındırıcı peeling'ten oluşan bir köpük banyosu.
Hepimiz zaman zaman kendimizi pek de çekici hissetmediğimiz günler yaşarız. Kendinizi kötü hissettiğiniz günlerin sayısı iyi hissettiğiniz günlerden fazlaysa, neden böyle hissettiğinizi sorgulamanın vakti gelmiş olabilir. Kendinizi muhteşem hissederek uyandığınız bir gün, durup neyin farklı olduğunu düşünün. Yakın zamanda iyi bir egzersiz yapmış, giyinmek için ekstra zaman harcamış veya iyi hissetmenizi sağlayan bir faaliyete katılmış olabilirsiniz. Nelerin iyi hissetmenizi sağladığını bilirseniz, bu davranışları tekrarlayarak muhteşem hissettiğiniz günlerin sayısını arttırabilirsiniz.
Baş ağrılarının büyük çoğunluğunun farkına varılmamış olsa da susuzluktan kaynaklanıyor.Dr. Sinan Akkurt, "Doğru nefes alıp verdiğinizde vücutta fizyolojik denge sağlanabilir. O zaman da baş ağrılarını hafifletme şansımız olur. Bununla birlikte öfke, kızgınlık, kaygı gibi psikolojik nedenli baş ağrılarında doğru nefes teknikleri uygulandığında kişi sakinleşir, baş ağrısı kesilebilir." dedi. Dr. Akkurt, baş ağrılarında ilaçtan önce 7-1 nefes tekniğine başvurulmasını önerdi.
"Anksiyete, panik atak gibi şikayetlerde de yavaş nefes alarak rahatlama, sakinleşme sağlanabilir. Adrenalin, bilindiği gibi kaygı, korku gibi durumlarda artar; yavaş nefes alıp verdiğimizde adrenalin salgısı da azalacaktır." diyen Dr. Sinan Akkurt, "Tabi ki tek başına nefes teknikleri ile psikiyatrik rahatsızlıklar tedavi edilebilir demiyorum, sürece destek olur diyorum. Şu anda başınız ağrıyorsa 7-1 nefes tekniğini uygulayabilirsiniz." şeklinde konuştu.
Dr. Akkurt, önerdiği 7-1 nefes tekniğinin özellikleri ve uygulanışını şöyle özetledi: "Özellikle sakinleşmek amacıyla uygulanır. Baş ağrısı, panik atak, anksiyete gibi rahatsızlıklarda şikayetlerin azalmasına katkı sağlayabilir. Bağışıklık sisteminin güçlenmesine destek olur. Kronik yorgunluk sendromunu engelleyebilir. Nefesi alış ile veriş süresini eşitlememiz gerekir. 7'ye kadar sayarak nefes alınır, 1 saniye beklenir (nefes tutulur), 7'ye kadar sayarak nefes verilir."
Günlük hayatımızda doğru nefes almıyoruz
Doğru nefes alındığında akciğerlerin tam kapasite ile çalıştığına dikkat çeken Dr. Akkurt, "Nefes almayı solunum yapmak; çoğunlukla ağzımızdan hava alıp vermek olarak biliyoruz. Oysa doğru nefeste, burundan çekilen hava karnı şişirir. Doğru nefeste diyafram, karın kasları gibi akciğerimizi çevreleyen kasların da çalıştırılması sağlanır. Özellikle diyafram kasıyla derinlemesine solunum yapılmalıdır. Derin bir burun solunumu alınır, karın şişirilir. Karın solunumu, akciğerlerimizin tam kapasite ile çalışmasını sağlayacak bir yöntemdir. Yeni doğan bebekleri gözünüzün önüne getirin; onlar nefes alırken karnı şişer ve burun kanatları hafif oynar. Doğuştan doğru nefes yeteneğiyle doğuyoruz, ancak sonradan işin kolayına kaçıyoruz." dedi.
Soğuk havanın cildin nemini azaltan en önemli faktör olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın, oldukça basit ama etkili bazı tedbirlerle kışın da cildimize rahat bir nefes aldırabileceğimizi belirtti. Akın; soğuk havalarda cilt koruması için önemli ipuçları verdi:1- Soğuk havanın neden olduğu kuruluğu önlemek için cildinizi nemlendirin. Cilt nemlendirmede kullanılan nemlendiriciler iki farklı mekanizmayla çalışır. Bazı nemlendiriciler, deri yüzeyinde bir katman oluşturur ve derinin doğal neminin buharlaşarak yitirilmesini engeller. Bu tür nemlendiriciler arasında vazelin, lanolin gibi yağlar bulunur. Etkili nemlendiriciler olmalarına karşın sürülmeleri zordur.
Diğer grup nemlendiriciler ise havadaki nemi ya da derinin alt katmanlarındaki nemi yüzeye çekerek derinin nemlenmesini sağlarlar. Bunlara örnek olarak, gliserin ve bitkisel yağları verebiliriz.
2- Banyoda vücut temizliğinde deri PH'ına yakın PH'da renksiz, kokusuz duş jeli veya sabunlar kullanın. Çok sıcak suyla yıkanmayın, banyoda kalış sürenizi kısa tutun. Banyodan sonra nemlendirmeyi, cilt üzerindeki su buharlaşmadan mutlaka yarım saatlik dönemde yapın.
3- Eldiven kullanmadan temizlik malzemelerine temastan mümkün olduğunca kaçının ve her el yıkamadan sonra özellikle kış aylarında ellerde bariyer özelliğine sahip bir nemlendirici kullanın. Buna kış döneminde, yaz dönemine göre daha çok ihtiyacınız olduğunu unutmayın.
4- Cildin nemini artıran vitamin (A, C, E vitaminleri), mineraller ve vücutta yapılmayan bazı temel yağ asidlerinden (linoleik ve linolenikasid) zengin beslenmeye dikkat edin.
5- Kış döneminde cildinizin nemlendirilmesi kadar yaşadığınız ortamın havasının nemlendirilmesinin de önemli olduğunu unutmayın.
6- Soğuk havalarda dışarı çıkarken eldiven kullanın.
7- Giysilerinizde yün veya sentetik ürünler yerine pamuklu olanları tercih edin.
8- Soğuk havalarda ellerin çok sıcak veya soğuk suyla yıkanması cildi daha hassas hale getirebiliyor. Günlük el ve yüz temizliğinizi ılık suyla yapın.
Bal ve Zeytinyağı Cilt Dostudur
Cilt bakımında bal ve zeytinyağının önemli birer besin maddesi olduğunun altını çizen Dr. Akın, "Bal kuru ciltlerin nemlendirilmesinde kullanılabiliyor ve cilde parlaklık, canlılık kazandırıyor. Balın antibakteriyel etkisi olduğundan hafif cilt kızarıklıklarını giderebilme özelliği de mevcut. Zeytinyağı ise cilde uygulandığında (özellikle bebeklerde bez bölgesinde pişik olduğunda) bazı egzamalarda ciltte yatıştırıcı olarak fayda sağlayabiliyor" dedi.
Bir sabah uyandığınızda duymuyorsanız, ani işitme kaybı yaşıyor olabilirsiniz. Dünyada ve Türkiye'de 100 binde 5-20 arasında görülen ani işitme kayıpları, özellikle sonbahar ve ilkbahar geçiş dönemlerinde daha yoğun yaşanıyor. Nedeni bilinmeyen ve bulunamayan ani işitme kayıpları, ilk günlerde hemen müdahale edilmezse kalıcı işitme kaybına neden olabiliyor. Ani işitme kaybında erken müdahale ve doğru tedavi çok önemli. Doğru tedavi ile işitmenin normale dönmesi mümkün. Bayındır Hastanesi Söğütözü ve İçerenköy KBB Kliniği'nden Prof. Dr. Nuri Özgirgin anlattı.
Ani işitme kaybı nedir?
Ani işitme kaybı birden bire ortaya çıkan tek veya iki taraflı işitme azlığı durumudur.
Niye olur?
Nedeni bilinmeyen ve bulunamayan ani işitme kaybının gelişiminde en önemli neden olarak virüsler gösterilmektedir. Özellikle uçuk virüsü olarak da bilinen herpes simpleks virüsü oluşturduğu enfeksiyonla iç kulakta duyma hücrelerinin zarar görmesine neden olabiliyor.
Ani işitme kaybına, herhangi bir travma, çok şiddetli sese maruz kalma, basınç değişikliği, hastanın geçirmekte olduğu iç kulak hastalığı, gizli seyreden beyin sapı tümörleri, bazı sistemik hastalıklar ile verem, sıtma, akciğer ve böbrek hastalıklarında kullanılan bazı ilaçlar ve kanser ilaçları da ani işitme kaybına neden olabiliyor.
Nasıl ortaya çıkar?
Ani işitme kaybı bazen hasta tarafından fark edilen tek ya da iki taraflı işitmede azlık olarak ortaya çıkabileceği gibi başlangıçta işitme kaybının farkında olunmayabilir. Çoğu zaman hastalar yeni başlayan bir çınlama ya da uğultu sesinden rahatsız olurlar. Bazen de kulakta bir dolgunluk ya da tıkanıklık hissi olur.
Ne yapmak gerekir?
Yeni başlayan kulakta tıkanıklık, işitme azlığı, uğultu veya çınlama gibi durumlarda zaman geçirmeden kulak-burun-boğaz uzmanına başvurulmalıdır. Ani işitme kayıplarının tedavisinde en önemli nokta teşhisin erken konularak tedavinin erken başlanabilmesidir. Erken tedaviyle işitme kaybının geri dönme olasılığı artmaktadır.
Nedeni bilinmeyen ve bulunamayan ani işitme kayıpları, ilk günlerde hemen müdahale edilmezse kalıcı işitme kaybına neden olabiliyor. Ani işitme kaybında ilk 48 saat müdahale ve doğru tedavi çok önemli. Doğru tedavi ile işitmenin normale dönmesi mümkün.
Kesin teşhis nasıl konur?
Ani işitme kaybının kesin teşhisi işitme testi (odyolojik inceleme) yapılarak konur. Ayrıca tedaviye yanıtın ve iyileşmenin takibinde de odyolojik testlerden faydalanılır.
Ani işitme kaybının tedavisi nasıldır?
Ani işitme kaybının tedavisi ilaç tedavisidir. En etkili ilaç halk arasında kortizon olarak bilinen kortikosteroidlerdir. Kortikosteroidler ani işitme kaybında yüksek dozlarda ve kısa süreli olarak uygulanmaktadır. Kısa süreli tedavide kortikosteroidlerin korkulan yan etkileri görülmemektedir. Gene de diabetli hastalarda, yüksek tansiyonlu hastalarda ve midesi hassas olan kişilerde kortizonlu ilaçları verirken dikkatli olmak ve tedbir almak gerek. Ayrıca ani işitme kaybının ilk üç günde saptanması halinde virüslere karşı etkili olan antiviral ilaçlar da tedaviye eklenir. Ancak ilk üç günden sonra etkili olmadıkları için verilmezler.
İlaç tedavisi başladıktan sonra odyolojik test takiplerinde yeterli iyileşme görülmezse kulak zarından orta kulağa kortikosteroid enjeksiyonu veya hiperbarik oksijen tedavisi gibi tedavi opsiyonları da değerlendirilir. İlaç tedavisinin etkili olabilmesi için en kısa sürede hastalığın teşhisi ve tedavinin başlaması önemlidir. Ani işitme kaybının gelişiminin üzerinden bir ay geçtikten sonra tedavi verilmesi fayda sağlamayacağından ilaç tedavisi uygulanmaz.
Ani işitme kaybı kulak-burun-boğaz hekimliği uygulamasında bir tıbbi acil olarak değerlendirilmektedir. Yeni başlayan uğultu, çınlama, kulakta tıkanıklık, dolgunluk gibi durumların varlığında hastalarımızın vakit geçirmeden kulak-burun-boğaz hekiminin yardımına başvurmaları ve gerekli tetkik ve tedavilerinin başlatılması kulak sağlığı için son derece önemli.
Çocuklarda iştahsızlık anne ve babaların sıklıkla karşılaştığı önemli bir sorundur. Psikolojik sorunların yanı sıra fiziksel sorunların da neden olabileceği iştahsızlık problemi için öncelikle nedeninin tespit edilmesi çok önemli. Uzman Diyetisyen İpek Ağaca Özger 'yapılan tetkiklerin ardından çocuğun herhangi bir rahatsızlığı yoksa doğru zamanda doğru gıdalar verilerek bu problemin üstesinden gelinebilir' diyor.
Genellikle yemek seçme veya yemeği reddetme şeklinde görülen çocuklarda iştahsızlık problemi ayrıca çocuğun aşırı hareketli veya içe kapanık olmasından da kaynaklanabilir. Bazen de aslında sadece anne-babanın kuruntusu olabilmektedir. Yani çocuğun gerçekten iştahsız ve yeteri kadar beslenmediğinden emin olmak gerekir.
İştahsızlık çocuğun yaşına ve kişisel özelliklerine göre değişiklik gösterir. Çocuğun beslenmeye olan tepkisi, yeme alışkanlığı, annenin yaklaşımı gibi faktörler çok önemlidir. Özellikle anne ve babanın beslenme konusunda yaptıkları hatalar çocuklarda iştahsızlığı tetiklemektedir.
Baskı yapmak, cezalandırmak, aşırı ısrarcı olmak gibi yaklaşımlar çocuğu beslenmeye karşı tepkili hale getirebilmektedir. Bu nedenle çocuklara doğru yaklaşım iştahsızlık sorununu gidermede önemli bir adımdır.
Bir başka adım ise ne zaman ve neyle besleneceği.. Besinlerde çeşitlilik yaratmak, beslenme saatini doğru ayarlamak, karışık tatları vermemek gibi önlemlerle bu sorunu çözebilirsiniz. Uzman diyetisyen İpek Ağca Özger çocuklarda iştahsızlık sorununu gidermeye yardımcı olacak 15 öneride bulunuyor. İşte Özger'in tavsiyeleri:
1.) Beslenmenin gerçekten önemli olduğuna onu inandırın. Çocuğunuza, beslenmenin önemini kavratan hikayeler, masallar anlatın; ona örnekler verin. Beslenmenin insan sağlığı için ne kadar önemli olduğuna inanmasını sağlayın.
2.) Çocuğunuza beslenmeyi sevdirin. Beslenmenin eğlenceli olduğunu çocuğunuza hissettirin.Gülerek, oynayarak yemek yemesini sağlayın. Yemek yerken ona müdahale etmeyin, yiyecekleri istediği gibi döke saça yemesine izin verin.
3.) Yemekleri çocuğunuz için çekici hale getirin. Ayıcık şeklinde kesip çocuğunuzun tabağına koyduğunuz bir dilim ekmek, gülen suratlı bir makarna tabağı, tabakta resim şekline getirilmiş çeşitli sebzeler, misket görünümünde köfteler, çiçek şeklindeki yumurta halkaları… Besinleri çocuğunuzun hoşuna gidecek hale getirin. Bu, sizin hayal gücünüze kalmış ama bir ipucu vermek gerekirse; çocuğunuzun sevdiği oyuncaklar ve çizgi film karakterleri gibi cisimler üzerinden giderseniz, daha başarılı olursunuz.
4.) Çocuğunuza zorla yemek yedirmeyin, ısrar etmeyin. Çocuğunuza zorla yemek yedirmeyin! Eğer zorlarsanız, çocuğunuz yemek yemekten daha fazla uzaklaşabilir. Bu davranış, çocuğunuzda alışkanlık haline de gelebilir.
5.) Beslenmesinde sevdiği besinleri kullanarak sevmediği besinlere alıştırın. Önce; çocuğunuzun severek tükettiği sağlıklı besinleri belirleyin. Bu besinlerle, çocuğunuzun fark etmeyeceği kadar az miktarda, severek tüketmediği, ancak tüketmesi gereken önemli besinleri karıştırıp, çocuğunuzun yemesini sağlayın (Bu karışımı her seferinde yapmayın. Bazen sevdiği besini tek başına verin.). Zaman içinde, karıştırdığınız besinin miktarını artırarak tükettirmeye devam edin. Belirli bir süre sonra, sevdiği besine karıştırdığınız bu besini az miktarda tek başına vermeye başlayabilirsiniz. Bu besin, çocuğunuzun damak tadına artık ters gelmeyeceği için, rahatlıkla tüketebileceği bir hal alır. (Karışım haline getirdiğiniz yemeğin, tadının güzel olmasına ve karıştırdığınız diğer besinle uyumlu olmasına önemle dikkat edin.)
6.) İçecekleri yemekten önce tüketmemesini sağlayın.Pek çok çocuk, yemek saatinden önce acıkır ve bir şeyler içmek ister. Bunun sonucunda, midesi dolu olduğundan yemek yemek istemez, kendini tok hisseder. Bu nedenle; çocuğunuzun yemekten 1 saat öncesine kadar ve tabii yemek sırasında, sıvı alımını sınırlandırın. Masaya içecek koymamaya çalışın.
7.) Çocuğunuza verdiğiniz yemeklerin karışık tatlarda olmamasına özen gösterin. Çocuğunuz, birçok besinin bulunduğu, bulamaç haline getirilmiş bir besini tüketmek istemeyecektir. Siz ister miydiniz? Bu besinlerin hepsi, besin değeri yüksek besinler olsa da tüketim açısından çekici gelmez ve çocuğunuz, yediği besinin karmaşık tadından rahatsız olabilir. Bu nedenle; çocuğunuza besinleri genellikle tek başına, yani ayrı tatlarda tükettirmeye çalışın. Çocuğunuzun damak tadı bu yönde gelişeceğinden, ileride de zorluk yaşamaz.
8.) Çocuğunuzun tükettiği besinlerde çeşitlilik yaratın. Aynı yemekleri, çocuğunuzun önüne sık sık koymayın. Hem besin değeri çok yüksek hem de çocuğunuzun sevdiği bir besini ona tükettirmek istiyorsanız, farklı hazırlama ve pişirme yöntemleri kullanarak değişik yemekler yaratın. Örneğin; bir gün salçalı köfte, başka bir gün sulu köfte, patatesli köfte, sebzeli köfte, yoğurtlu köfte gibi alternatifler oluşturun.
9.) Yemek saatlerini iyi seçin. Yemek saatlerini, çocuğunuzun uykusuz ve huzursuz olduğu saatlere değil; daha neşeli, keyifli olduğu saatlere denk getirin. Çocuğunuzun, yemeğini doğru saatlerde yemesi, ona daha keyifli ve sağlıklı yemek yiyebileceği bir düzen oluşturur.
10.) Porsiyonlarını iyi ayarlayın. Onun bir çocuk olduğunu, gereksinimlerinin size oranla çok daha az olduğunu unutmayın ve tabağına, tüketebileceği miktarda yemek koyun. Bir diyetisyen yardımı alın ve çocuğunuzun gereksinimlerini birlikte belirleyin. Fazla miktarda koyduğunuz yemek, çocuğunuzu korkutabilir ve hepsini yiyemeyeceğinden, sizde; "Yine tabağındakini bitirmedi" psikolojisi oluşturabilir. Fazla porsiyonlardan onu mümkün olduğunca uzaklaştırın.
11.) Çocuğunuzu sağlıksız atıştırmalardan koruyun. Çocukların pek çoğu; gofret, çikolata, kek, şeker, cips gibi besinleri tüketmeyi çok sever. Bu besinler, hem çok sağlıksızdır hem de bunları tükettikten sonra çocuğunuz yemek yemek istemeyecektir.
12.) Sevmediği bir besini sık sık ona hatırlatmayın.
13.) Mutfakta size yardım etmesine izin verin. Yemek yaparken veya hazırlarken, çocuğunuzun size yardım etmesine izin verin. Sofrada ise, onu, yardımından dolayı takdir edin. Kendi yardımıyla hazırlanan yemeği iştahla yemek isteyecektir.
14.) Yemeklere farklı isimler takın. Yemeklere, komik ve ilginç isimler takabilirsiniz. Bu durum, çocuğunuzda merak uyandıracak, yemeğe olan ilgisi artacaktır.Yemek yerken dikkatini dağıtacak faaliyetlerden uzak tutun.
15.) Çocuğunuza, çok sevdiği bir çizgi filmin karşısında yemek yedirmeyin. Çocuğunuz yediğinin farkında olmayıp, tüm dikkatini çizgi filme vermek isteyebileceğinden yemek yemeği reddedebilir.
Sitede Ara
Bu Siteyi Takipet
Popular Haberler
-
4 D'li işçiler için Ocak ayı zamlı maaş sorgulama ekranı açıldı
696 sayılı KHK ile taşerondan kadroya geçen 4 D'li işçilerin yeni zamlı maaş sorgulama ekranı açıldı. 17 günlük bordro ÇKYS ekranına d... -
4/D işçi emekli olmak zorunda mı? Olduktan sonra çalışabilir mi?
4/D işçi emekli olmak zorunda mı? Olduktan sonra çalışabilir mi? Kamuda taşerondan 4/D işçi olarak kadroya alınanlar her seferinde bir b... -
KAMUDA VE BELEDİYEDE ÇALIŞAN KAMU İŞÇİLERİNİN 2021 VERGİ DİLİMLERİYLE İLGİLİ ÖNEMLİ RESMİ DUYURU
web sitemizin sağ üst köşesinden sosyal medya hesaplarımızı takibe almanız, ve haberlerimizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız bizler ... -
4/D'Lİ işçilerin 2021 Yılı tayin,becayiş resmi bakanlık duyurusu
4/D'Lİ işçilerin tayin her yıl Mayıs ayında dilekçeler yazılıp il sağlık müdürlüğündeki komisyona sunulur ve Haziran ayında komisyon k... -
4D KAMU İŞÇİLERİ YÜZDE 15 VE YÜZDE 20 VERGİ DİLİMLERİNDE ALACAKLAR BÜRÜT VE NET 2021 YEVMİYELERİ
web sitemizin sağ üst köşesinden sosyal medya hesaplarımızı takibe almanız, ve haberlerimizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız bizler ...
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
!>