En Son Paylaşılan Haber
Etiket : sağlık
Sakız çiğnemekten strese, az ışıktan menenjite kadar baş ve boyun ağrısının 9 önemli nedeni...Vücudunuzun herhangi bir yerindeki ağrı yakın yerlerde başka ağrılara da yol açabilir. Boyun ağrınızın başağrısı yapabileceği gibi.
Hem baş ağrısı hem de boyun ağrısını aynı anda çekmeniz normal değildir. Eğer siz de hem boyun hem de baş ağrısı çekiyorsanız bu iki ağrının birbirine bağlı olduğunu gösterir.
Birçok başağrısı beyin dokunuzdan ve ya kafatasınızdan kaynaklanmaz. Çünkü bu dokuların sinir lifleri yoktur ve baş ağrısı yapmaz. Bir çok baş ağrısı kafatası derinizdeki sinir liflerinden kaynaklanır. Bu sinir uçları, vücudunuzun diğer bölgeleriyle ilişkilidir. Boyun kaslarınız da buna dahildir. Bazen boynunuzdaki bir problem kafatası derinizdeki siniri uyarır ve bu da baş ağrısına yol açar.
Peki boyun ağrısı ve baş ağrısı nelerden kaynaklanabilir? Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa, günlük hayatta sık sık muzdarip olduğumuz bu iki ağrının nedenlerini sizler için kaleme aldı:
Stres: Yoğun ve basınçlı baş ağrıları genelde stresten kaynaklanır. Bu da boyun kaslarınızın gerilmesine yol açar. Yoğun baş ağrısı, aynı zamanda buna kas takallüs baş ağrısı da denir, başın içindeki ve etrafındaki kasların sert kasılması ve büzülmesinden ortaya çıkar. Bunun yanındaki semptomları ise boyun ağrısı ve basınçtır.
Duruş: Eğer başınız ve boynunuz uzun süre kötü bir duruş pozisyonunda ise; buna telefonla konuşurken telefonu kulağınız ve omzunuz arasında uzun süre tutmanızı örnek verebiliriz - bu gibi durumlarda hem baş hem de boyun ağrısı çekebilirsiniz. Boynunuzu ve başınızı uygun olmayan bir şekilde destekleyip uyuyorsanız – uçakta uyumak veya fazla şişirilmiş yastık ile uyuyorsanız - bu da aynı zamanda duruş bozukluğuna ve sonucunda da baş ve boyun ağrısına yol açabilir.
Az Işık: Çalışırken veya okurken eğer ışığınız yeterli değilse, gözünüzün zorlanmasına ve kafatası derinizde alın kaslarınızda tutukluğa yol açabilir.
Sakız Çiğnemek: Kuvvetli sakız çiğnemek başınızdaki ve boynunuzdaki kasları gerer ve bu da şiddetli baş ve boyun ağrısına yol açar.
Migren Baş Ağrısı: Migren baş ağrısı yoğundur bu da beyindeki kan damarlarının etkilenmesine yol açar. Bazen boyun, başağrısı ve tutulması gelebilecek bir migren ağrısının habercisi olabilir.
Ağrı Dizisi: Üst üste gün boyu, günlerce veya haftalarca hatta aylarca süren baş ağrıları genellikle başın bir tarafında ve bir anda toplu olarak dizi halinde gelir. Beraberinde de dayanılmaz boyun ağrısını getirir.
TMJ Bozukluğu: TMJ (eklem) bozuklukları çeneyi ve boyunu etkiler. Bunun sebebi de genellikle çenenin aşırı sıkılması veya zayıf çenedir. TMJ hem baş hem de boyun ağrısına yol açar.
Menenjit: Menenjit beyini kaplayan, hayati önem taşıyan iltihabdır. Menenjitin genelde semptomları baş ve boyun ağrısı ve ateştir.
Travma Sonrası Baş Ağrısı: Araba kazası esnasında başınıza aldığınız bir travma veya yaralanma baş ağrısı, boyun ağrısı ve omuz ağrısına yol açabilir.
Ne Zaman Doktora Gitmeli?
Boyun ağrınıza bağlı baş ağrısından şikâyetçiyseniz, doktorunuza görünmenizde fayda var. Özellikle başınızın birden fazla yerinde ağrı varsa, ateşiniz, boyun tutulmanız ve ışığa karşı hassasiyetiniz varsa. Boyun ağrınıza bağlı baş ağrısı ise bir baskının sonucu bu ağrıyı yaşarsınız ve bazen bu ağrılar ciddi bir hastalığın da habercisi olabilir.

Kanser tedavisinde "ağrın var mı?" sorusu ihmal edilmemeli!
Türk Algoloji (Ağrı) Derneği Üyesi, Ağrı tedavisi Uzmanı Prof. Dr. Ayşen Yücel nöropatik ağrıların şeker hastalığında şekerin iyi kontrol edilememesi, vitamin eksiklikleri veya kanser hastalarında tümörlerin sinirler üzerinde baskı oluşturması gibi nedenlerle oluşabileceğini vurguladı. Özellikle Medikal onkologların ve kemoterapi ünitelerinde çalışan doktorların nöropatinin ve nöropatik ağrının erken teşhisi için dikkatli olmaları gerektiğinin altını çizdi.
Nöropatik ağrıların pek çok nedeni olabilir
Ağrı tedavisi uzmanı Prof. Dr. Ayşen Yücel nöropatik ağrıların çok farklı nedenlerle ortaya çıkabileceğini söyleyerek şöyle devam etti; "Nöropatik ağrılar sinir sistemi kaynaklıdır. Sinir sistemindeki herhangi bir hastalık veya problem nöropatik ağrıya neden olabilir. Nöropatik ağrı farklı bireylerde çok farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Örnek vermek gerekirse şeker hastalığında, şeker iyi kontrol edilemediğinde uçtaki küçük sinirler etkilenir ve bu etkilenmenin sonucu olarak da ellerde, ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma şeklinde şikayetler görülür. Bu şikayetler genel olarak nöropatik ağrı bulgularıdır. Kanser vakalarında, tümörün sinir üzerinde bası oluşturmasıyla da nöropatik ağrı oluşabilir. Diğer taraftan, kullandığınız bazı ilaçlar nedeniyle veya vitamin eksikliklerinde de nöropatik ağrı görülebilir."
Kanser hastalarında üç farklı nöropatik ağrı tipi gözlemleniyor
Kanser kaynaklı nöropatik ağrıların üç grupta incelendiğini belirten Prof. Dr. Ayşen Yücel şunları söyledi: "Kanser hastalarındaki nöropatik ağrılar kanserin kendisine veya kanser tedavisine bağlı olarak gelişebiliyor. Üçüncü grup ise;, kanserle ilişkisi olmayan nöropatik ağrıların bu hastalarda da görülebilmesi nedeniyle ortaya çıkabiliyor. Kanser ileri evrelerde bütün sinir sistemine, yani beyin zarlarından omurilik zarlarına kadar yayılabilir. Paraneoplastik sendrom olarak adlandırılan bu tabloda yaygın nöropatik ağrıyla seyreden bir klinik durum ortaya çıkar. Ayrıca tümör sinire, sinir sistemine çok yakınsa oluşan bası nedeniyle çok şiddetli kol veya bacak ağrısı gibi şiddetli nöropatik ağrılar oluşabilir. Bunlar kansere bağlı nöropatik ağrılardır. İkinci grup, tedaviye bağlı nöropatik ağrılardır. Örneğin meme kanseri tedavisinde, ameliyatla alınan memenin yerinde "hayalet (fantom)" meme ağrısı, yani kişinin memesi hiç alınmamış gibi olan bir ağrı olur. Buna cerrahi sonrası nöropatik ağrı denir. Radyoterapi sonrasında da tedavinin neden olduğu yapışıklık veya o sinir boyunca ortaya çıkan hassasiyet nedeniyle nöropatik ağrılar oluşabilir. Kemoterapi sırasında da hastaya kanser tedavisi için verilen birtakım ilaçların neden olduğu nöropatik ağrılar da görülebilir."
Kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar nöropatik ağrıları tetikleyebilirAğrı tedavisi uzmanı Prof. Dr. Ayşen Yücel kanser tedavileri ve nöropatik ağrılar arasındaki bağlantıyı şöyle özetledi: "Bir takım kemoterapi ilaçlarının sinir uçlarında harabiyet yapma potansiyelinin olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır. Elbette kanser tedavisi hayati bir konu olduğu için hastanın nöropati ihtimali nedeniyle tedavisini kesmesi düşünülemez. Dolayısıyla tedaviyi planlayan ve izleyen hekimin bu konuda çok dikkatli olması gerekir. Eğer nöropatik ağrı erken dönemde teşhis edilir ve tedaviye başlanırsa ilerlemesi de durdurulabilir. Hasta aynı anda nöropatik ağrı tedavisiyle kanser tedavisini birlikte sürdürebilir. Nöropati ile nöropatik ağrının birbirinden farklı olduğu da unutulmamalı. Bazı kemoterapi ilaçlarının nöropati oluşturma ihtimali yüksektir ama nöropatik ağrı oluşturma ihtimali daha düşüktür. Nöropatinin ağrısız olmasının getirdiği en önemli sonuç ise gözden kaçma ihtimalinin daha yüksek olmasıdır. Nöropati çok ilerlediğinde maalesef sadece duyu liflerini değil, motor lifleri ve otonom sistemi de etkilemeye başladığında, hastanın yürümesi bozulur, dengesi bozulur. O yüzden medikal onkologların, kemoterapi ünitelerinde çalışan doktorların bu konuda çok dikkatli olması gerekiyor."
Nosiseptif ağrılar nöropatik ağrıları gölgelememeli
Prof. Dr. Ayşen Yücel ağrıların genel olarak 2 gruba ayrıldığını söyledi: "Birincisi nosiseptif ağrı, diğeri ise nöropatik ağrı. Nosiseptif ağrı fizyolojik bir olgudur. Örneğin kolunuzu bir yere çarparsınız, çarptığınız yerde ağrı oluşur. Bu tarz nereden kaynaklandığı, hangi yollarla beyne iletildiği bilinen ağrılar nosiseptif ağrılardır. Nöropatik ağrı ise sinir sisteminin herhangi bir yerinden kaynaklanabilir. Bizim klinik olarak en çok sıkıntı çektiğimiz ağrı grupları, nosiseptif ağrılarla nöropatik ağrıların aynı anda görüldüğü vakalardır. Nosiseptif ağrılar çok şiddetli olduğu için klinikte bunlar ön plana çıkar ve nöropatik ağrılar arka planda kalabilir. Nöropatik ağrının atlanmasının en önemli nedeni hasta ile hekim arasındaki iletişim sorunudur. Nöropatik ağrıyı diğer ağrılardan ayıran en önemli özelliği karakteridir. Nöropatik ağrılar, hastada uyuşma, karıncalanma, kaşıntı, üşüme gibi belirtilerle seyredebildiği gibi, yanma, sızlama, iğnelenme, batma, elektriklenme tarzında bulgularla da seyredebilir. Hasta nosiseptif ağrısının yanında, bu bulguların ağrı olduğunu düşünmediği için ağrısı var mı, yok mu diye sorulduğunda daha çok nosiseptif ağrıya ait bulguları söyler. Ya da doktor aklına gelip "ayağında uyuşma karıncalanma var mı, yanma var mı" diye sormazsa bu iletişim kazası nedeniyle nöropatik ağrı gözden kaçar."
Hekimler "ağrın var mı" sorusunu kesinlikle ihmal etmemeli
Kanserli hastalarla çalışan radyasyon onkologlarının veya medikal onkologların çok fazla bulguyla karşı karşıya kaldığını belirten Prof. Dr. Ayşen Yücel, "ağrın var mı" sorusunun çoğu zaman ihmal edilebildiğine dikkat çekti: "Uzmanlar bir yandan kanserin kendisine ait bulgularla, bir yandan kanserin tetiklediği bulgularla, bir yandan da tedavinin yan etkileri nedeniyle oluşan bulgularla uğraşıyor. Bu nedenle özellikle de yoğun polikliniklerde, ağrı değerlendirmesi gözden kaçabiliyor. Yani "ağrın var mı?" sorusu belki kanser hastalarında en çok ihmal edilen sorulardan bir tanesi olabiliyor. Halbuki ağrı bazen kanserin kendisinden bile daha korkutucu ve hasta için hayat kalitesini bozan bir bulgu. Bu nedenle hekimlerin ağrıyı ve ağrının tipini sorgulaması, hastanın hayat kalitesini yükseltmek açısından oldukça önemlidir."
Spor yapmak sağlıklı bir yaşamın vazgeçilmezleri arasında… Ancak kalp hastaları için durum biraz farklı. Kalp hastalığı olanların spor yaparken çok daha dikkatli olması, hatta bazı kalp hastalarının kesinlikle spor yapmaması gerekiyor.
Medical Park Gaziosmanpaşa Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Osman Sönmez yanıtladı.
-Kalp hastaları spor yapabilir mi?
Kalp hastaları spor yapabilir, ancak bazı kalp hastalıklarında spor yapılması kesinlikle önerilmez. Bu hastalar, eforla göğüs ağrısı olanlar, ciddi kalp yetmezliği olanlar, kontrolsüz hipertansiyonu olanlar, diyabete bağlı hedef organ hastalığı olanlar, fonksiyonel kapasitesi sınırlanmış kapak hastaları ve Pulmoner hipertansiyonu olan hastalardır.
-Kalp hastaları, hangi sporlardan uzak durmalı?
Bazı kalp hastaları ile kalp kası kalınlaşması olanlar yarışmalı sporlardan uzak durmalı. Yine aynı hastalar ağır kaldırma, vücut geliştirme için yapılan sporları yapmamalıdır. Kalpte delik nedeniyle takipte olanlar dalgıçlık veya yüksek irtifa sporları yapmamalı.Kapak hastaları veya Pulmoner hipertansiyonu olanlar için ise karın basıncını artıran egzersizler son derece tehlikelidir.
- Kalp hastaları hangi sporlara ağırlık vermeli?
Genel olarak yukarıdaki bahsettiğimiz hastalıklara sahip olmayan hastalar mutlaka doktorlarına danışarak ve kontrollü olarak, extrem sporlar hariç diğer sporları yapabilir.
-Kalp hastaları spor yaparken nelere dikkat etmeli?
"Warm up" denilen ısınma fazı tüm sporları yaparken olmalıdır. 15 dakikalık ısınma egzersizinden sonra 30 dakikanın üstünde terleyici ve "hedef kalp hızına" ulaşmayı sağlayan t spor aktivitesi önerilir. Hedef kalp hızı 220- yaş şeklinde kabaca hesaplanır. Bu değerin %80'nine ulaşma hedeflenmelidir.
-Spor salonlarına kayıt olurken yapılması gereken olmazsa olmaz testler neler?
Yukarıda bahsedildiği gibi düzenli spor yapacaklar kişilerin mutlaka aile hekimi muayenesi, gerekli görülen hastalarda ise EKG ve efor testi istenmelidir. 35 yaş üzerinde düzenli spor yapacak hastalara fizik muayene sonrası mutlaka efor testi yapılmalıdır
-Bir kalp hastası haftada kaç kere spor yapmalı?
İdeal olarak haftanın her günü 30 dakikanın üzerinde egzersiz önermekteyiz. Ancak haftada 5 gün kesinlikle spor veya egzersiz yapılmalıdır. Haftalık harcayacağımız kalori yaklaşık 1600 kalori civarında olmalıdır.
Hormonal hastalıklar ülkemizde ve dünyada çok sayıda kişiyi etkileyen kronik takip ve tedavi gerektiren problemlerdir. Bu hastalıkların erken teşhisi hastalıkların seyrini olumlu yönde etkiler.Medicana International İstanbul Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fevzi Balkan, "Farkında olmadığınız ve ciddi tehlikeler barındıran, vücudunuzdaki bazı değişiklikler hormonal olabilir. Fazla kilo alımı, stres, tüylenme, yorgunluk, adet düzensizliği, kilo verememe, şeker düzensizliği gibi belirtilerde hormanal hastalıkların araştırılması gerekir. İleriye dönük riskleri önlemek için Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanına başvurmanız önemlidir" dedi.
Hormonal Hastalıkların 25 Belirtisi
Peki hormonal hastalıklar kendilerini nasıl gösterir. İşte 25 belirti:
1- Kilo Alımı Ve Kilo Verememe: İnsülin direnci, şeker hastalığı, polikistik over sendromu, cushing sendromu ve hipotiroidinin habercisi olabilir.
2- Tatlı Krizleri, Sık Sık Acıkma: Hipoglisemi ve insülin direncinin habercisi olabilir.
3- Adet Düzensizliği, Tüylenme Artışı: Yumurtalık kistleri, böbreküstü bezi rahatsızlıklarında görülebilir.
4- Karında Mor Stria (Çizgilenmeler): Cushing sendromunun belirtisi olabilir.
5- Yorgunluk: Tüm hormonal hastalıkların ortak belirtilerinden biridir.
6- Boyunda Şişlik Ve Ağrı: Guatr, tiroid nodülünün habercisi olabilir.
7- Çarpıntı, Ellerde Titreme: Hipoglisemi ve tiroidin bezinin fazla çalışmasının belirtisi olabilir.
8- Aşırı Terleme: Tiroidin fazla çalışması böbreküstü bezi hastalıkları ve şeker düşmesinin belirtisi olabilir.
10- Kilo Kaybı: Şeker hastalığı, tiroidin fazla çalışmasının belirtisi olabilir.
11- Vücut Ağrısı: Paratiroid bezi ve D vitamin eksikliğinin belirtisi olabilir.
12- Kemik Erimesi, Kemiklerde Kırılma: Osteoporozun belirtisi olabilir.
13- Çenede Büyüme: Akromegalinin belirtisi olabilir.
14- Göğüslerden Süt Gelmesi: Prolaktinomanın belirtisi
15- Büyüme Gelişme Geriliği: Hormon eksikliklerinin, vitamin ve demir eksikliği nedeni ile olabilir.
16- Sakalın Çıkmaması: Erkeklik hormonu eksikliğine bağlı gelişebilir.
17- İktidarsızlık: Testosteron hormon eksikliği, prolaktin fazlalığı, tiroid bezi ile ilgili problemlerde olabilir.
18- Göğüslerde Büyüme: Erkeklerde jinekomasti olarak adlandırılır, araştırılmalıdır.
19- Aşırı Uzama: Büyüme hormonu fazlalığının belirtisi olabilir.
20- Ciltte Kalınlaşma: Hipotiroidinin belirtisi olabilir.
21- Kansızlık: Hormon ve vitamin eksikliklerinde, tiroid, büyüme hormonu ile ilgili problemlerde görülebilir.
22- Ellerde Kasılma Ve Uyuşmalar: Paratiroid bezi, magnesyum ve kalsiyum metabolizma bozuklukları ve d vitamin eksikliğinde görülebilir.
23- Kaslarda Seyirme Ve Ağrılar: Tiroid rahatsızlıkları, magnezyum- kalsiyum metabolizma bozukluklarında görülebilir.
24- Saç Dökülmesi: Kadınlarda polikistik over sendromu, böbreküstü bezi bozuklukları ve tiroid bezi problemlerinde görülebilir.
25- Tansiyon Yükselmesi: Cushing sendromu, paratiroid ve tiroid bezi bozuklukları, böbreküstü bezi bozukluklarında görülebilir.
Sitede Ara
Bu Siteyi Takipet
Popular Haberler
-
4 D'li işçiler için Ocak ayı zamlı maaş sorgulama ekranı açıldı
696 sayılı KHK ile taşerondan kadroya geçen 4 D'li işçilerin yeni zamlı maaş sorgulama ekranı açıldı. 17 günlük bordro ÇKYS ekranına d... -
4/D işçi emekli olmak zorunda mı? Olduktan sonra çalışabilir mi?
4/D işçi emekli olmak zorunda mı? Olduktan sonra çalışabilir mi? Kamuda taşerondan 4/D işçi olarak kadroya alınanlar her seferinde bir b... -
KAMUDA VE BELEDİYEDE ÇALIŞAN KAMU İŞÇİLERİNİN 2021 VERGİ DİLİMLERİYLE İLGİLİ ÖNEMLİ RESMİ DUYURU
web sitemizin sağ üst köşesinden sosyal medya hesaplarımızı takibe almanız, ve haberlerimizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız bizler ... -
4/D'Lİ işçilerin 2021 Yılı tayin,becayiş resmi bakanlık duyurusu
4/D'Lİ işçilerin tayin her yıl Mayıs ayında dilekçeler yazılıp il sağlık müdürlüğündeki komisyona sunulur ve Haziran ayında komisyon k... -
4D KAMU İŞÇİLERİ YÜZDE 15 VE YÜZDE 20 VERGİ DİLİMLERİNDE ALACAKLAR BÜRÜT VE NET 2021 YEVMİYELERİ
web sitemizin sağ üst köşesinden sosyal medya hesaplarımızı takibe almanız, ve haberlerimizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız bizler ...
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
!>

