En Son Paylaşılan Haber

Hükümetin yeni teklifi basina sızdı .işte yeni teklif

Etiket : manşet



 Adana Milletvekili İsmail KONCUK tarafından Meclis Başkanlığına soru önergesi verildi. İşte detaylar..

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
 

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya SELÇUK tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 5/1/2021 /İsmail KONCUK Adana Milletvekili


24 Aralık 2017 tarihinde resmî gazetede yayınlanan; 696 sayılı kanun hükmünde kararnameye dayanarak kamuda taşeron olarak çalışan işçiler kadroya alınmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde okullarda hizmetli statüsünde çalışan taşeron işçiler; bu kanun kapsamında görülüp kadroya alınmışlardır. 2018 yılında 12 ay çalışan işçilerinin sonraki yıllarda Hazine ve Maliye Bakanlığı görüşü doğrultusunda 10 ay geçici işçi statüsünde çalıştırılması uygun görülmüştür.
 

2018 yılında 12 ay çalışan işçilerin çalışma süresi daha sonra 10 aya düşürülmüş, kurumda birlikte çalıştığı personeller ile büyük maaş farkları oluşmuştur. Taşerondan kadroya geçti denilen Milli Eğitim Bakanlığı işçilerinin; 15 Haziran - 15 Ağustos tarihleri arasında sözleşmesi askıya alınmış, işçilere maaş ödenmemiştir.
 

Bakanlığınızın bünyesinde okullarda çalışan işçilerin işten çıktıkları 2 ay süresince farklı bir işte çalışması mümkün olamamaktadır. Maaş alamadıkları 2 ay zarfında işçiler ağır geçim sıkıntısı altında ezilmektedir.
 

Bu bağlamda;
 

1. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde, 32.000 işçinin bulunduğu açık kaynaklarca belirtilmekte; borçlu olan, kredi ödemeleri devam eden bu işçilerin 2 ay işsiz kalınca sıkıntıları daha da artmaktadır. 696 KHK kapsamında, bu işçilerin çalışma sürelerinin 12 aya çıkarılması yönünde bir çalışmanız olacak mıdır?

2. 696 KHK kapsamında olan bahsettiğimiz Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki işçiler Yüksek Hakem Kurulunun toplu iş sözleşmesi hükümlerince; 2 yıl asgari ücretin üzerine %4 + %4 maaş zammı almıştır. Eşit işe eşit ücret prensibiyle; birlikte çalışıp aynı işi yaptıkları diğer personeller ile aynı ücreti talep eden işçilere maaş iyileştirmesi yapmayı düşünüyor musunuz?
 

3. Bakanlık bünyesinde okullarda hizmetli statüsünde çalışan taşeron işçilerin tayin hakkı bulunmamaktadır. İşçilerin tayin hakları ile ilgili bir düzenlemeniz olacak mıdır?
 

4. Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde ve diğer kurumlarda 696 KHK kapsamında işçi olarak çalışan personelden bazıları; ön lisans, lisans, yüksek lisans mezunudur. Personelin devletin farklı kadrolarında değerlendirilmesi; hem devlet adına hem de işçiler adına daha karlı olacaktır. Kurumlar arası geçiş hakkı vermeyi düşünüyor musunuz?
















Çalışan milyonlarca kişiyi çok yakından ilgilendiriyor. Herkes merak ediyordu ve belli oldu. İmzayı atan dava açamaz.


Arabulucu, kural olarak Arabuluculuk Bürosu tarafından ve adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonları başkanlıklarına bildirilen listeden belirlenmektedir. Ancak işçi ve işveren, listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmışlarsa bu arabulucu görevlendirilir. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir.

İşçi, işveren milyonları ilgilendiriyor! Üç hafta süresi var...
Yazarımız Dr. Cahit Evcil yazdı...Son günlerde sosyal medyada sıkça rastladığımız bir paylaşım var. Paylaşım çok ilginç: "Gerçek bir arabuluculuk faaliyeti yerine; işverenin fesih iradesini gizlemeye, ibra niteliği kazandırmaya veya işçinin dava açmasını engellemeye yönelik anlaşma belgeleri geçersizdir. İşçi yeni bir arabuluculuk süreci başlatmadan dava açabilir." Bu açıklamaların Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 11.6.2019 tarih E:2019/3694, K: 2019/13040 sayılı Kararına dayandırıldığı belirtilmektedir. Bu yazımızda arabulucu tutanağında anlaşmaya varılan konularda mahkemeye başvurulup başvurulamayacağını mezkûr karar ve arabuluculuk mevzuatı çerçevesinde irdelemeye çalışacağız.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu 25.10.2017 tarih ve 30221 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun en önemli düzenlemelerinden biri, 4857 sayılı İş Kanunu'ndan, diğer kanunlardan, bireysel veya toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan işçi ve işveren alacak ve tazminatları ile işe iade taleplerinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasının dava şartı olarak zorunlu hale getirilmesidir. Kanunda bu uygulamanın yürürlük tarihi 01.01.2018 olarak düzenlenmiştir.
Arabulucuya başvurma zorunluluğu için kanuna veya bireysel yahut toplu iş sözleşmesine dayanan alacak veya tazminat talebinin iş ilişkisinden kaynaklanması gerekmektedir. Ayrıca bu talebe ilişkin olarak tarafların işçi veya işveren olması ve taleplerin birbirlerine karşı ileri sürülmüş olması şarttır. 
Bu kapsamda; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı, ayrımcılık tazminatı, sendikal tazminat, ücret, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti için işçi tarafından; ihbar tazminatı, cezai şart, avansın iadesi ve eğitim gideri talepleri ve benzeri alacak ve tazminat kalemleri için ise işveren tarafından dava açmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur.
 
Yine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile düzenlenen "Hizmet Sözleşmeleri" kapsamında kalan işçi ve işveren arasındaki alacak ve tazminat talepleri için de arabulucuya başvuru zorunluluğu bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.Diğer taraftan iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında arabulucuya başvurulması zorunluluğuna ilişkin hüküm uygulanmamaktadır.
 
Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. Bir diğer ifadeyle, dava şartı noksanlığının giderilmesi yani arabulucuya başvurulması için mahkemece davacıya süre verilmemektedir.
 
Arabulucu, kural olarak Arabuluculuk Bürosu tarafından ve adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonları başkanlıklarına bildirilen listeden belirlenmektedir. Ancak işçi ve işveren, listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmışlarsa bu arabulucu görevlendirilir.Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir.
 
Arabulucu, taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması yahut yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir.Özellikle fesih yasaklarıyla birlikte ihtiyari arabuluculuğa başvuruda bir artış gözlenmektedir. Taraflar, anlaşmazlıklarının çözümünde, bir arabulucuya başvurmaları zorunlu olmadığı halde dava açılmadan önce veya dava aşamasında bir arabulucuya başvurmak istemeleri halinde ihtiyari arabuluculuk müessesesi devreye girmektedir. Bu kapsamda, işverenlerin fesih yasakları nedeniyle istifa eden (daha doğrusu "ettirdiği") işçisine kanuni bir takım haklarını vermek amacıyla ihtiyari arabuluculuk müessesine başvurduğunu görüyoruz. Aynı şekilde ikale sözleşmesini güvensiz bulan işverenler iş ilişkisini ihtiyari arabuluculuk müessesesiyle sona erdirerek dava yüklerini azaltmak, sürpriz isteklere karşı yasal bir ibranameye kavuşmak arzusuyla bu yola başvurmaktadırlar.
 
Taraflar ihtiyari arabulucu tutanağının icra edilebilirliğine ilişkin mahkemeden şerh almışlarsa bu belge ilam niteliğindedir. Yine tutanak taraflar, tarafların avukatları ve arabulucu arasında imzalanmışsa bu belge de ilam niteliğindedir. Ayrıca mahkemeden şerh almak da gerekmez.
 
Bu açıklamalarımızdan sonra yazımıza konu ettiğimiz yüksek mahkeme kararına dönebiliriz. Söz konusu kararın özeti şu şekildedir: "Somut uyuşmazlıkta arabulucunun davalı şirketin avukatı olarak görev yaptığı halde arabuluculuk görüşmeleri öncesinde davacı tarafı bu yönde bilgilendirdiği ortaya konulamamıştır. Arabulucunun diğer tarafın avukatı olduğu hususunda özellikle davacı tarafın açıkça bilgilendirildiğinin ve buna rağmen arabuluculuk görüşmelerine devam etmek istediğinin ispatı gerekir. Arabulucunun tarafsızlığından şüphe duyulmasını gerektiren önemli hal ve şartların varlığı kabul edilmelidir. Davalı şirketin kayden avukatının arabuluculuğunda gerçekleştiği, arabulucunun davacı tarafı diğer tarafın avukatı olduğu konusunda bilgilendirdiğinin tespit edilemediği, tanık anlatımlarına göre, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı, hatta arabulucunun da işçilerin imzaladığı aşamada işyerinde olmadığının beyan edilmesi karşısında; usulüne uygun bir arabuluculuk başvurusunun ve görüşmesinin yapılmadığı gibi mevzuat hükümleri çerçevesinde arabuluculuk anlaşma belgesinin düzenlenmediği sonucuna varılmaktadır. 6325 sayılı Kanun hükümleri dikkate alındığında, yapılan işlemler geçerli ihtiyari arabuluculuk faaliyeti olarak nitelendirilemez. Kanun hükümlerine göre usulüne uygun bir başvuru olmadığı, arabuluculuk görüşmelerinin hiç yapılmadığı ve mevzuat hükümleri çerçevesinde usulüne uygun, geçerli bir tutanak düzenlenmediği ve dava tarihi itibari ile zorunlu arabuluculuk şartının henüz yürürlüğe girmediği de dikkate alınarak, davaya konu ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti yönünden işin esasına girilerek sonuca gidilmesi gerekir (corpus.com.tr)."
 
Kararda ayrıca şu açıklamalara yer verilmiştir: "Dosya içinde davacının arabulucuya başvurusuna dair bir belgeye rastlanmamıştır. Bunun aksine davacı işçi iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğini, bu iradesini gizlemek için arabuluculuk sözleşmesi yapmak istediğini, belgeye Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesine aykırı şekilde ibraname niteliği kazandırılmak istendiğini iddia etmiştir. Anlaşma tutanağında davacının istifa ettiği belirtilmiş olsa da, dosyaya davacının istifa ettiğine dair bir belge sunulmadığı gibi, istifa etmesine rağmen kıdem tazminatı konusunda anlaşmaya varıldığı, kıdem ve ihbar hakkı bulunmadığı gibi birbiri ile çelişen açıklamalara yer verilmiştir. Uygulamanın üç yüz kadar işçi için aynı anda yapıldığı da dikkati çeken bir durumdur. Arabuluculuk görüşmelerinin ... adresinde yürütülmesi kararlaştırıldığı halde davacı vekili duruşmadaki beyanında, belgenin işyerinde ve personel müdürü tarafından imzalatılmak suretiyle hazırlandığını, arabulucunun aynı adreste olmadığını ve işveren yönetim kurulu üyesi ile hiçbir görüşme yapılmadığını ileri sürmüştür. Davalı vekili de aynı celsede, görüşmelerin şirket idari binasında yapıldığını, yaklaşık üç yüz işçi ile sırayla anlaşma tutanağı düzenlendiğini açıklamıştır. Arabulucunun aynı zamanda davalı şirketin avukatı olduğu ileri sürülmüş olup, bu durum davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde doğrulanmıştır."
 
Görüleceği üzere, sosyal medyada yer alan ve gerçek bir arabuluculuk faaliyeti yerine işverenin fesih iradesini gizlemeye, ibra niteliği kazandırmaya veya işçinin dava açmasını engellemeye yönelik anlaşma belgelerinin geçersiz olacağını düzenlediği belirtilen karar, henüz arabuluculuk müessesesinin yürürlüğe girmediği bir dönemde, arabuluculuk görüşmeleri yapılmadan, davalı şirketin avukatı tarafından mevzuat hükümlerine uygun ve geçerli olmayan bir tutanağa istinaden verilmiştir. Bu yönüyle münferit bir karardır. Dolayısıyla, gerek zorunlu gerekse ihtiyari arabulucular tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen tutanaklarının ilam yerine geçmesine ve arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmayla sonuçlanması halinde anlaşılan hususlarla ilgili olarak mahkemeye başvurulamayacağına ilişkin düzenlemeler geçerliliğini korumaktadır.
 
Bununla birlikte, işçinin her daim iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedildiğine, kendisinden zorla istifa dilekçesi alındığına, işverenin fesih iradesini gizlemek için arabuluculuk sözleşmesi yapmak istediğine ilişkin iddialarla mahkemeye başvurması mümkündür. Bundan sonraki süreçte bu tür davalara daha sık rastlayacağımızı ve yargının bu davalara ilişkin tutumunun arabuluculuk müessesesinin gelişimini belirleyeceğini düşünüyorum.




Kaynak : http://www.gazetevatan.com/isci-isveren-milyonlari-ilgilendiriyor-uc-hafta-suresi-var--1366847-cok-sorulanlar/

Gençlik ve Spor Bakanlığı sözleşmeli Yurt Yönetim Personeli alımı için başvuru sürecinde sona geliniyor.

Bakanlığın resmi sayfası ve Resmi Gazete'de geçtiğimiz günlerde yayımlanan resmi duyuruda bakanlığın sözleşmeli yurt yönetim personeli istihdam edeceği, ilgili alım için başvuruların 4 Ocak'ta başlayacağı ve 20 Ocak 2021 saat 17.00 itibariyle sona ereeceği kaydedilmişti. Resmi duyuruda başvuru işlemlerinin online alınacağına yer verilirken, başvuru sırasında gerekli belgeler ile başvuru genel şartlarının yanı sıra şehirlere göre kontenjan dağılımı da duyuruda yer aldı. Buna göre adayların başvuru yapabilmeleri için aşağıdaki genel şartları yerine getirmesi gerekiyor: 

1. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin 4, 5, 6 ve
7'nci alt bentlerinde belirtilen şartları taşımak,
2. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,
3. Yükseköğretim kurumlarından en az lisans düzeyinde mezun olmak,

4. 2020 yılı KPSS (B) grubu KPSSP3 puan türünden en az 60 (altmış) puan almış olmak,
5. Başvuru tarihinin son günü itibarıyla 65 yaşından büyük olmamak,
6. Sosyal Güvenlik Kurumundan emeklilik aylığı almamak, (Dul ve yetim aylığı hariç)
7. Görevini devamlı yapmaya engel hastalığı bulunmamak,
8. Tam zamanlı çalışmaya engel durumu bulunmamak,
 Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların Ek 1 inci maddesinde istisna edilenler hariç
olmak üzere, sözleşmenin feshi sebebiyle görevinden ayrılanlardan sözleşmelerinin fesih tarihinden
itibaren 1 yıl geçmeyenlerin müracaatları kabul edilmeyecektir. Bu hususun sonradan anlaşılması
halinde yerleştirmeleri yapılmış olsa dahi sözleşmeleri iptal edilecektir.
 Adayların başvurunun son günü itibarıyla aranan şartlara haiz olması gerekmektedir.

BAŞVURULAR NASIL YAPILIYOR?

GSB'den yapılan açıklamada, başvuru işlemleriyle ilgili, "Başvuru şartlarını taşıyan adaylar başvurularını, 04 Ocak 2021 (10:00) - 20 Ocak 2021 (17:00) tarihlerinde basvuru.gsb.gov.tr adresi üzerinden "Sözleşmeli Yurt Yönetim Personeli Alımı Sınav Başvurusu Formu" nu doldurarak elektronik ortamda yapacaklardır." denildi


 Çoğu kurum kanunun yanlış yorumlanmasından dolayı Kamuda çalışan işçilerin  15 Aralık-14 Ocak dönemi maaş bordrosunu kazanca göre; %20 yada %27 gelir vergisi diliminden hesaplamaktaydı. Dolayısıyla Ocak ayında almış olduğumuz 17 günlük maaştan yüksek vergi kesiliyordu ve maaşta düşüş yaşanıyordu. Doğrusu ödemenin yapıldığı dönemin gelir vergisi oranı yani % 15 olarak uygulanması gerekmektedir. Konuyla ilgili Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı yazı yayımladı.



SAĞLIK BAKANLIĞI Strateji Geliştirme Başkanlığı yazısı



Bakanlığımız ve bağlı sağlık tesislerinde çalışan sürekli işçilerin 15 Aralık -14 Ocak dönemi maaşlarının vergi tarifesi ile ilgili olarak İl Sağlık Müdürlüklerimizden çeşitli görüşler sorulmakta olup söz konusu husus hakkında Gelir İdaresi Başkanlığından alınan ilgi sayılı görüş yazısında; 

“Bu hüküm ve açıklamalara göre, ücret gelirlerinde tahsil esası geçerli olduğundan, ücret gelirleri nakden veya hesaben ödendiği dönemde elde edilmiş sayılır. Bu nedenle, ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde, nakden veya hesaben ödendiği dönemde geçerli olan tarifenin ve asgari geçim indirimi tutarlarının dikkate alınması gerekir. 

Dolayısıyla, Bakanlığınız bünyesinde çalışan işçilere 15.12.2020-14.01.2021 dönemine ait olan ve ödemesi 14.01.2021 tarihinde yapılacak olan ücret ödemelerinin vergilendirilmesinde, 2021 yılı için geçerli olan vergi tarifesinin esas alınması gerekmektedir.” şeklinde görüş bildirilmiştir. Konu hakkında uygulamaya esas görüşün Müdürlüğünüz ve tüm sağlık tesislerindeki maaş mutemetleri birimlerine bildirilmesi hususunu;


Kamudaki sürekli işçi arkadaşlara önerimiz, 17 günlük bordrolarını inceleyip vergi dilimi %15 olmayanlar kurum mutemetine başvuru yapsınlar ve bordrolarını düzelttirsinler.

Yeni yılda yüzde 25 zam.

Asgari ücret zammının yapılmasının ardından market ürünlerinde artışlar gelmeye başladı. Birçok üründe, özellikle son dönemlerde sıvı yağ, yumurta ile diğer temel gıda ürünlerinde artışlar yaşanırken şimdi de artış süt ve süt ürünlerine geldi. Sektör yetkilileri, girdi maliyetlerinin arttığı, personel maaşlarının yükseldiği bu nedenle zam yapılmasının zorunlu olduğunu söyledi. Zam sonrası sektör yetkilileri, satışlarda azalma olduğunu da sözlerine ekledi. 

YÜZDE 20-30 ARASINDA ZAM

Geçen sene 35 lira seviyesinde olan sıvı yağ bu sene marketlerde 60-65-70 liradan satılıyor. ÖSıvı yağdaki fiyat artışı sonrası süt ile süt ürünlerinde yüzde 20'den başlayan zamlar yapıldı. Beyaz peynir, kaşar peyniri, süt, tereyağı ve krema fiyatlarında en az yüzde 20, en fazla yüzde 30 oranında bir zam yapıldı. 

YILLIK ENFLASYON 14.6