En Son Paylaşılan Haber

Hükümetin yeni teklifi basina sızdı .işte yeni teklif

Etiket : kadın sağlığı

"Ne onunla ne onsuz…" Kadınların topuklu ayakkabıyla ilişkisini tek nefeste anlatan en iyi söz şüphesiz budur. Yüzyıllardan bu güne kadının artarak devam eden topuklu ayakkabı sevdası, estetik avantajların yanı sıra pek çok sağlık sorununu da beraberinde getiriyor. 

Bu sorunlardan biri ayak bileği kilitlenmesi. Uzun süre giyilen topuklu ayakkabıların ayak bileği sıkışmasına neden olduğunu söyleyen ve hastalığın çoğu zaman bel fıtığıyla karıştırıldığını söyleyen Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ruhsan Cihan, tıpta Tarsal Tunel Sendromu diye bilinen ayak bileği sıkışması sorunuyla ilgili şu bilgileri veriyor:

Ayak bileğimizin iç kısmındaki kemiğin arkasında aynen el bileğinde olduğu gibi sinir ve ayak başparmağının bükülmesini sağlayan tendonların geçtiği tunel bulunur. Bu tunelin içinden geçen sinir çeşitli nedenlerden dolayı sıkışabilir. Tunelin içinden geçen sinirlerde oluşabilen herhangi bir iletim bozukluğu Tarsal Tunel Sendromuna yol açar, kişi ayağını hareket ettiremez. Uzun süre yüksek topuklu ayakkabı giyen kadınlarda bu hastalığa sık rastlamak mümkün.

Şikayetler Bel Fıtığı ile Aynı

Hastalık verdiği belirtiler nedeniyle en çok bel fıtığı ile karıştırılıyor. Şikayetler belde oluşan sinir kökü basılarının oluşturduğu belirtiler ile neredeyse aynı. Hastalar çoğunlukla ayak parmaklarında, topukta, ayak tabanında, ayak bileğinde ağrı, yanma ve baldıra yayılan ağrı şikayetiyle geliyor. Yaşanan ağrı kişileri gece uykudan uyandırabilecek kadar şiddetli olabiliyor.

Hastalarımız genellikle bize belinde bir sorun olduğunu düşündüğü için geliyor. Ayrıca, topuk dikeni, plantar fasciitis gibi hastalıklarla da karıştırılabiliniyor. Bu nedenle bu belirtilerde doğru teşhisi koyabilmek için iyi bir fizik muayene ve EMG tetkiki gerekiyor.

Şeker Hastalarında Sık Görülüyor

Tarsal tünel sendromu 40-70 yaş arasındaki kişilerde daha sık görülüyor. Diyabet (şeker) hastalarında görülme sıklığı ise daha fazladır. Çünkü diyabet, sinir iletiminde bozulmaya yol açan bir hastalıktır. Ayak bileğinde oluşan burkulmalara ve diğer travmalara bağlı tendon üzerinde oluşan ödem veya enflamasyon hastalığın tetiklenmesine neden olabiliyor.

Ayak bilek kırıkları sonucu oluşan kemik deformiteleri de Tarsal Tuneli tetikleyebilir. Düz taban olan, ayak bileğini fazla kullanan, fazla ayakta duran kişilerde risk altındadır. Uzun yol şoförlerinde, garsonlarda, ev işi yapan kişilerde de daha sık görülmektedir. Tabi kilo fazlalığı da hastalığı tetiklemektedir.

Kesin Tanı İçin EMG Şart

Biz hastalığı ortaya sevideyken yakaladığımızda ilaç tedavisi ve Fizik Tedavi öneriyoruz. İstirahat bandajları, ayağın yukarıda tutulması, sinir iletimini düzenleyen ilaçlar tedavimizi kolaylaştırmaktadır. Genellikle hastalarımız başka tanılar ile ilaç kullanmaya başlamış oluyorlar. Bu nedenle hastanın fizik muayenesinin detaylı bir şekilde yapılıp, diğer hastalıklardan ayırımın iyi bir şekilde yapılması gerekmektedir. Tarsal tünel sendromu göz ardı edilmemelidir. Kesin tanı için EMG çekilmesi önemli.

Kadının hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri hamilelik dönemi. 9 aylık bu serüvende bebeğin gelişim süreci konuşulurken annenin ruh halindeki değişimler çoğunlukla göz ardı ediliyor. Uzmanlar, bu dönemde pek çok duyguyla baş etmeye çalışan kadının başta eşi olmak üzere yakın çevresinden destek görmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi'nden Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, anne adaylarının hamilelik döneminde hormonların da etkisiyle heyecan, korku ve kaygı gibi birbirinden farklı duygular yaşadığını söyledi. Prof.Dr. Aslıhan Dönmez, şöyle konuştu:
"Hamilelik denilince çoğunlukla anne adayında meydana gelen fiziksel değişiklikler akla gelir. Oysa hamilelik boyunca gerçekleşen gerek fiziksel gerekse hormonal değişimlerin anne adayında önemli psikolojik değişikliklere yol açtığını biliyoruz. Bir ebeveyn olma beklentisi de bu psikolojik değişikliklere katkıda bulunur.

Bu psikolojik değişikliklerin başında duygudurumu dalgalanmaları, korkular ve kaygılar başta gelir. Duygudurumu dalgalanmaları çabuk öfkelenme, tahammülsüzlük, "sulu göz" olma halini içerir. Korkular ve kaygılar daha çok gebelikle, bebekle, doğumla, ebeveyn olmakla ilgilidir."

Hamilelik döneminde kadının psikolojik evreleri
Hamileliğin farklı evrelerinde farklı psikolojik değişimlerin meydana gelebildiğini belirten Prof. Dr. Dönmez, üç aylık dönemlerde yaşanan bu psikolojik evreleri şöyle anlattı:

Adet dönemi öncesi sendromuna benzer
İlk 3 ay: Beklenen ve istenilen bir gebelikse anne adayının temel duygusu tabi ki mutluluk olacaktır. Durum tam tersiyse kaygılar ve üzüntü baskın olabilir. Halsizlik ve sabah bulantıları anne adayının duygudurumunu olumsuz etkileyebilir. Anne adayı tıpkı adet öncesi sendromuna benzer şekilde gergin olabilir. Bebeğini kaybetme korkusu ve bebeğinin sağlık durumu ile ilgili kaygılar belirgindir.

Hamileliğin balayı dönemi
İkinci 3 ay: Genellikle hamileliğin "balayı" dönemi olarak adlandırılır çünkü sabah bulantıları ve yorgunluk gitmiştir, anne adayı kendini daha iyi hisseder. Artık bedendeki değişimler görünür hale gelmeye başlar ve bebeğin hareketleri hissedilir. Beden değişimleri özellikle kilo ve görünüm takıntıları olan kadınlarda kaygı doğurabilir ve kendine güvende azalmaya neden olabilir.

Kaygı ve gerginlik ortaya çıkabilir
Üçüncü 3 ay: Doğum iyice yaklaştığı için doğum eylemi ve bebeğin yaratacağı yaşam değişiklikleri kaygıların önemli bir kaynağını oluşturur. Bedensel değişimler anne adayını artık iyice zorlamaya başlayabilir ve bu durum gergin hissetmeye neden olabilir."

Olumsuz yorumlar psikolojisini etkileyebilir
Özellikle anne adayının kilo almış olmasıyla ilgili yapılan olumsuz yorumların psikolojisini olumsuz etkileyebildiğini belirten Prof.Dr. Aslıhan Dönmez, bu konuda da en büyük görevin eşlere ve yakın çevresine düştüğünü söyledi. Prof.Dr. Dönmez, "Doğum eyleminin ve bebek büyütmenin zorluklarının abartılarak anlatılması, anne adayının zaten var olan kaygılarını daha da arttırabilir.

Hamilelikte cinsellik istenmeyebilir!
Özellikle baba adaylarının eşlerinin fiziksel değişimleri karşısında olumsuz yorumlar yapmaları ve eşlerinden hem duygusal hem de cinsel anlamda soğumaları anne adayının psikolojisini olumsuz etkileyebilir. Birçok baba adayı bu dönemde cinsel ilişkiyi istemeyebilir ve bunun temel nedeni eşine veya bebeğe zarar verme korkusu olabilir. Anne adayı ise bunu 'Artık beni beğenmiyor ve beğenmeyecek' diye algılayabilir. Bazen de tam tersi bir durum olabilir; anne adayı cinsellikten soğuyabilir ve babalar bu defa istenmediklerini düşünebilir ve bu konuda ısrarcı davranabilirler" diye konuştu.

Prof.Dr. Aslıhan Dönmez, anne adaylarının bu dönemi rahat ve sorunsuz geçirmeleri için baba adaylarına ve yakın çevreye önemli görevler düştüğünü belirterek "Meydana gelen fiziksel değişimler konusunda olumsuz herhangi bir yorum yapmamak, duygudurum değişimleri konusunda sabırlı olmak, kaygı ve korkuları paylaşmasına izin vermek anne adayının kendini rahat hissetmesi açısından önemlidir" tavsiyesinde bulundu.

Cinsel uyumsuzluk ya da ten uyuşmazlığı çiftlerin birbirlerinden uzaklaşmasına, aldatmaya hatta ayrılık ve boşanmalara neden olan en yaygın sebeplerden biri. Partnerinizle birbirinize deli gibi aşık olabilirsiniz ama ne var ki yatak odasında istekli ve uyumlu değilseniz, o zaman ilişkiniz tehlikede demektir.

Peki partnerinizle uyumlu olup olmadığınızı nasıl anlayacaksınız? Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak'a kulak verelim:

FARKLI LİBİDO SEVİYELERİ: Herkesin aynı seviyede libidoya sahip olduğu söylenemez. Ayrıca sadece erkeklerin daha çok cinsellik istediğini iddia etmek de bir haksızlık. Kadınlar da en az erkekler kadar cinselliği yaşamaya istekli olabilir. Stres, iş yoğunluğu ve yaşam tarzıyla ilgili sorunlar kişinin libidosunu etkileyebilir ve kişinin cinsellikten uzaklaşmasına sebep olabilir ya da başka sebeplerden libido düşüklüğü söz konusu olabilir. Partneriniz ve siz böyle bir problemle karşı karşıyaysanız, durum daha kötüye gitmeden konuşmalı ve gerekirse destek almalısınız.

BASKICI PARTNER: Partneriniz, siz istemediğiniz zamanlarda, seks yapma konusunda size sürekli baskı yapıyorsa ve rahatsız olduğunuz bir şeyi yapmaya zorlanıyor hissediyorsanız, aranızda cinsel bir uyumdan bahsetmek mümkün olmayabilir.

BENCİL PARTNER: Birçok kadın cinsellikte partnerlerinin bencilliğinden şikayet eder. Genelleme yapmaktan kaçınsak da çoğunlukla ilk önce erkeklerin orgazma ulaştığı bir gerçek. Ama bu bir problem olmaktan çıkarılabilir. Partneriniz yine de sizi memnun edebilir. Ama o bencil davranmayı tercih ediyor ve bunun için çaba göstermiyorsa uyumsuzluğun ortasındasınız demektir. Cinsel ilişkide bencillik orta vadede ciddi bir sıkıntı meydana getirir ve bir tarafı mağdur durumuna düşürür.

ESKİ PARTNERLERLE KIYASLAMA: Partnerinizin cinsel yönden sizi eski sevgili ya da eski eşiyle kıyaslaması hiç hoş bir şey olmadığı gibi aynı zamanda sinir bozucu da. Partneriniz sizi sürekli eskiden birlikte olduğu kadınlarla kıyaslıyorsa, bu size saygı duymadığı anlamına gelir. Rahatsız olmanıza rağmen bu rencide edici tavrından vazgeçmiyorsa, konuyu gündemin birinci sırasına almalı ve çözüm üretmelisiniz.

SUÇLULUK DUYGUSU: Partnerinizle yaşadığınız cinsellik sizi duygusal yönden memnun ya da mutlu etmiyor aksine pişmanlık ve suçluluk hissediyorsanız, bu ciddi bir bilinçaltı sebebe işaret edebilir. Bir şeyi yapmaya kendinizi adeta itiliyor gibi hissediyorsanız, sıkıntıya girerek ilişki yaşıyorsanız bu tablo ilişkide uyumsuzluğun ciddi göstergesidir.

YATAKTA AGRESİFLİK: Her iki tarafın da rızası olduğu sürece, yatakta biraz agresiflik normal karşılanabilir. Ama bazı erkekler, partnerlerini rahatsız edecek derecede agresif davranışlar sergilerler. Partneriniz, sizin sınırlarınızı aşacak kadar saldırgan davranıyorsa, bir orta yol bulmanın zamanı gelmiş demektir.

RAHATSIZ EDEN TALEPLER: Çiftlerden biri zengin fantezi dünyasına sahip olabilir. Partneriyle bu anlamda bir dengeye sahip değilse; cinsellikte geniş fanteziye sahip olanın talepleri diğer tarafa ağır, uygunsuz, ters gelebilir. Cinsel ilişkide tek tarafın beklentilerine cevap vermemek konusunda sürekli bir tartışma varsa burada zaten uyum söz konusu olamaz.

CİNSEL UYUMSUZLUĞUN TEHLİKE SİNYALLERİ
Bir ilişkinin, özellikle evliliklerde, uzun süre devam etmesi için partnerlerin cinsel yönden uyumlu olmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, cinsel uyumsuzluğun başlıca sinyallerini ise şöyle sıralıyor:

CİNSEL DÜRTÜNÜZ ÇOK MU ZAYIF? Partnerlerden birindeki zayıf cinsel dürtü, cinsel uyumsuzluk belirtisi olabilir. Fakat bu durum bir hastalık nedeniyle ya da stresten de kaynaklanmış olabilir. Zayıf cinsel dürtü meselesini ciddiye alın ve arkasında yatan sebebi bulmaya çalışın. Tek başınıza çözüm bulamıyorsanız özellikle cinsellik konusunda deneyimli bir uzman desteği alın.

STRES: İş ya da ekonomik sıkıntılar, ailevi sorunlar nedeniyle yaşadığınız stres cinsel yaşamınızı ciddi manada olumsuz etkileyebilir, fakat partnerinizle cinsel yönden uyumsuz olmanız da sizde strese neden olabilir. Partnerinizle daha iyi bir cinsel yaşam için stres ve iş yoğunluğunuzu kontrol altına almaya çalışın. Özellikle stres, korku kaynaklı uyumsuzluk konularında hipnoterapi hızlı bir çözüm olasılığı sunar.

DEPRESYON LİBİDONUZU ÖLDÜREBİLİR: Depresyon partnerinizle cinsel yönden uyumsuz olduğunuzun başka bir belirtisi olabilir. Depresyon, enerjinin düşük olması, yaşamdan zevk almama, çökkünlük şeklinde kendini belli eder ve bu ağır duyguların olduğu yerde cinsel enerjiyi aramak boşunadır. Bu, uyumsuzluk sorununu daha da ağırlaştırabilir ve hatta libidonuzu tamamen öldürebilir. Deneyimli bir uzmana başvurmanın vakti gelmiş demektir.

CİNSEL BİRLİKTELİK AZALIRSA: Partnerinizle cinsel yönden uyumsuz olmanız günlük hayatta ona karşı davranışlarınızda da kendini belli eder. Bir ilişkideki cinsel birlikteliklerin sayısı azaldıkça, bu durum çoğunlukla partnerler arası ilişkide sorunların baş göstermesine sebep olur. Uzun zamandır aynı evde kalan kankalar gibi yaşamaya başlamışsınız alarm sinyalleri çalıyor demektir.

CİNSELLİKLE İLGİLİ ÇEKİNCELER: Partnerinizle cinselliğe dair yeni bir şeyi deneme konusunda isteksizseniz, bu durum sonunda partnerinizin de heyecanının azalmasına sebep olur, ilişkiden kaçınmasına dahi yol açabilir. Bu, partnerler arası cinsel uyumsuzluğun ya da kimyaların uyuşmamasının çok basit bir göstergesi olabilir.

ÇEKİM YOKSA EREKTİL BOZUKLUK ORTAYA ÇIKAR: Erkeklerde görülen bu sorunun kökeninde genelde tıbbi bir sebep vardır ama tamamen duygusal bir sebep de erektil (sertleşme) bozukluğa neden olabilir. Partnerler arasında çekimin olmaması ve cinsel uyumsuzluk erkek partnerde erektil bozukluk olarak ortaya çıkabilir.

PARTNERİNİZ HAZIR VAZİYETE BEKLERKEN UYUMAYIN: Partnerlerden biri cinsel birliktelik için hazır vaziyette beklerken, diğer partner onun yanında uyumayı tercih ediyorsa ve bu durum çok sık yaşanıyorsa sıkıntı büyük olabilir. Bu durum, partnerler arası çeşitli sebeplere bağlı bir cinsel uyumsuzluktan kaynaklanıyor olabilir. Fakat, partnerlerden biri çok yorgun olduğu için böyle davranıyorsa, o zaman sabırlı olun ve ertesi günü bekleyin.

PARTNERİNİZİ AÇIN: Partneriniz sizinle cinsel konularda konuşamıyor ya da bu konuları konuştuğunda rahatsız oluyorsa, bu durum aranızda bir cinsel uyumsuzluk göstergesi olabilir. Çekingen mizaçta olmak, çok dindar ya da aşırı geleneksel bir aile tarafından büyütülmüş olmak gibi faktörler de bu durumun sebebi olabilir. O nedenle partnerinize biraz destek olun ve açılması için ona biraz zaman verin.

DAHA AZ CİNSEL İLİŞKİYE GİRİYORSANIZ: Cinsel uyumsuzluğun en önemli göstergesi artık ilişkinizde cinsel birlikteliğin hiç olmuyor oluşudur. Bu tehlike sinyalini ciddiye alın ve partnerinizle ilişkinizi düzeltmek için bu konu hakkında konuşun. Zira bu durum çok daha büyük sorunların da göstergesi olabilir. İşin içinden çıkamayacak gibiyseniz iyi bir uzman desteği size arzu ettiğiniz mutluluk için yol gösterici olacaktır.

CİNSEL UYUMSUZLUĞA HİPNOTERAPİ
Ülkemizde cinselliğin eğitimli bireyler arasında dahi tabu olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, sorun çok büyük dahi olsa genellikle "demek ki böyle oluyor" dercesine cinsel uyumsuzluğun normal gören, çaresinin olmadığını düşünen insanların olduğunu söylüyor.

Cinsel uyumsuzluğun hipnoterapi gibi hiçbir tıbbi işlem gerektirmeyen bir yöntemle artık bir sorun olmaktan çıktığını belirten ve bu konuda etkili çalışmalar yapan Psikolog Başkak, uyumsuzluk yaşayan çiftlerin hipnoterapi tekniğiyle mutlu bir uyum yakalayabildiğini vurguluyor.

Daha gebeliğin ilk haftasından itibaren başlayan ve doğuma kadar hiç bitmeyen ağrılar bazen göz ardı edilebilecek bazen ise mutlaka takip edilmesi şart olan bir durumdur. Peki gebelikte görülen hangi ağrılar tehlikeli hangileri tehlikesiz?

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, doktora gidip gitmeme konusunda tereddüt eden anne adayları için bir ağrı rehberi hazırladı.

GEBELİKTE KESKİN BİR AĞRI OLMASI NORMAL MİDİR?
Gebelik boyunca vücudunuz pek çok değişim geçirerek içinde büyüyen yaşama adapte olmaya çalışır. Gebeliğin doğal bir sonucu olan kilo artışı bile bazı rahatsızlıklara sebep olur.

İLK GEBELİKLERDE AĞRIYI AYIRT ETMEK ZOR
Özellikle ilk gebeliklerde normal bir ağrıyla, olası bir komplikasyondan kaynaklanan ağrının ayrımını yapmak hem çok güçtür hem de stres kaynağıdır.

BIÇAK SAPLANMIŞ GİBİ
Gebelik esnasında şikayetçi olunan ve keskin karakter taşıyan ağrılar en çok rahim etrafında, kasıklarda veya karında hissedilen 'bıçak saplanmış gibi' ağrılardır. Oldukça rahatsız edici olmakla beraber, gebelikte meydana gelen normal değişimlerle alakalıdırlar.

BAZI YAYGIN SEBEPLER
Kramp: Rahmin genişlemesine bağlı olarak meydana gelen kramplar keskin bir ağrı şeklinde hissedilir.

Yuvarlak bağ ağrısı: Bu ağrı gebeliğin ikinci üç ayında hissedilir ve karnın tek veya her iki yanında keskin bir ağrıyla ortaya çıkar. Ağrı, rahmi yerinde tutan bu bağın gerilmesine bağlıdır.

Gaz ve şişkinlik,

Kabızlık.

DÜŞÜK VE DIŞ GEBELİK HABERCİSİ
Bu ağrılar normal gebeliğin seyrinde görülse de, medikal tedavi gerektirebilecek acil durumları da akıldan çıkarmamak gerekir. Erken gebelik döneminde görülen kasığa lokalize ağrı 'dış gebelik' habercisi olabilir.

Gerçekleşmekte olan bir düşük olayında da kramplar nedeniyle şiddetli ağrı olabilir.

TEHLİKELİ AĞRILAR
Peki normal bir gebeliğe de eşlik edebilen bu ağrılar hangi belirtilerle birlikte olursa bir tehlike habercisidir?

Ağrı, bulantı, kusma, bol kanama, ateş ve titremeyle beraberse,
Ağrı, istirahate rağmen kesilmiyor ve devam ediyorsa,
Ağrı, yürümeyi, konuşmayı ya da soluk almayı güçleştiriyorsa tehlikelidir.

NORMAL AĞRIYI GİDERMEK İÇİN BUNLARI YAPIN
Peki komplike olmayan, normal gebeliğin parçası olabilecek bir ağrıyla karşılaştığınızda, ağrıyı gidermek için ne yapalım?

Gebeliğe uygun germe egzersizleri,
Nefes alma ve nefes kontrol etme egzersizleri,
Uyku ve oturma pozisyonu değişiklikleri,
Hareket.

Ancak bu önlemlere rağmen ağrı gitgide yoğunlaşıyorsa ve günlük aktivitenizi engelliyorsa mutlaka doktorunuzla iletişime geçmeniz gerek."

Bazı erkekler, gerdek gecesi o kanı görmeden kızın daha önce cinsellik yaşamadığına inanmıyor!

Çünkü çoğu insan kanamanın bekaretin iyi bir göstergesi olduğunu düşünüyor. Başka bir deyişle ilk cinsel deneyimi olduğu düşünülen bir genç kızda ilişki sonrası kanama olamazsa, bekaretini daha önce kaybetmiş olduğuna inanılıyor. Bu yüzden, gelinlik giyerek ebedi mutluluk yolunda adım atmaya hazırlanan binlerce genç kız 'ya kanama olmazsa?' endişesini yaşıyor.

BAKİRELERİN YÜZDE 63'ÜNDE KANAMA OLMADI

Uzmanlara göre, ilk ilişkiden sonra mutlaka kanama olacağı yönündeki inanış yaygın ve yanlış bir inanç. Yapılan bilimsel açıklamalara karşın bazı kültürlerde bu yanılgı adeta kökleşmiş durumda.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, düğün mevsimi bütün hızıyla devam ederken kızlık zarı ve kanamayla ilgili gençlerin kafasını meşgul eden sorulara açıklık getirdi:

"Nasıl fiziksel özelliklerimiz birbirinden farklıysa, kızlık zarının yapısı da herkeste farklıdır. Normalde ilk birleşmede kızlık zarının yırtılıp kanaması beklenir. Fakat bazı zarlar vajina girişinde fazla yer kaplamazlar.

Kızlık zarı bu özgün yapısı nedeniyle, bazı kadınlarda penis girişine izin verir ve yırtık meydana gelmez. Bu tür zarlar halk arasında "elastik zar" olarak adlandırılır. Bu durumda zar ancak normal doğum sonrasında yırtılır.

Kişiler arası önemli yapısal farklılıklar nedeniyle, kızlık zarı aşırı esnek olanlarda veya zar üzerinde yapısal olarak çok az sayıda damar bulunması durumunda yine ilk cinsel ilişkide kanama gerçekleşmeyebilir.

Bazen de ilk ilişkide yırtılmanın olduğu bölgede hiç damar olmayabilir veya bulunan çok küçük damarlar anında pıhtılaşabilir, böylelikle de hiç kanama izlenmeyebilir.

Bu nedenlerle bazen ilk cinsel ilişki sonrasında bile kanama olmayabilir. Hatta bazılarında kızlık zarı doğuştan olmayabilir.

Bu konuda yapılmış çok az bilimsel çalışma olmakla beraber Dr. Sara Patterson'nun 1998'de British Medical Journal'de yayınlanan çalışmasında, sorgulanan kadınların %63'ü ilk cinsel ilişki sonrasında kanamasının olmadığını belirtmiştir. Geri kalanların ise kanama miktarı birkaç saat süren hafif lekelenmeden, adet kanamasına benzer miktarlara değişkenlik gösterebilmektedir."

Op. Dr. Betül Görgen / Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

"TARİH BOYUNCA KANAMANIN OLMASI İYİ BİR ŞEY OLARAK KABUL EDİLMİŞTİR"

"Eskiden beri evliliklerin birçoğu ekonomik ve politik çıkarlar düşünülerek yapıldığından, kadının bakire olması önemlidir ve cinsel ilişki sonrası olan kanama da erkek gücünün ve cesaretinin bir göstergesi olarak görülmüştür. Yine bazı kültürlerde, ilk gece sonrası kanlanmış çarşaf gösterilmedikçe çiftin evliliği geçerli sayılmaz.

1980'LERDEN ÖNCE BABALIĞIN İSPATI

İlk ilişki ve kanamanın olması bekaret kadar babalık durumunu da kapsar. Çünkü doğumda bir çocuğun annesi kesin bellidir (babalık testleri de 1980'lerden önce olmadığı için) ama babanın kim olduğu bilinemez. Bu nedenle bir fikre göre erkek bakire bir kadınla ilişkiye girdiğini ıspatlarsa, o kadından doğacak çocuğun babası olduğunu da kanıtlamış olur.

Yüzyıllardır kadının cinselliği ve bu yöndeki istekleri hep görmezden gelinmiştir hatta imkansız olduğu düşünülmüştür. Cinsellik ancak erkek isterse yaşanması gereken bir şey olarak kabul edilmiştir. Tarih boyunca cinsel güç ve cinsellik %100 erkeğe ait bir haktır. Bunun aksi şekilde davranan kadınlar cezalandırılmıştır.

Tüm bu farklı fikirler ve kültürel eğilimlerden dolayı, kanamanın olması iyi bir şey olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle kadınlar zaman zaman bunu kanıtlamak zorunda kalmıştır. Kanıtlaması hayatını kurtarmıştır."

KANAMA 3 GÜNDEN UZUN SÜRMEMELİ

Kanamayla ilgili efsanelerin, kulaktan dolma bilgilerin genç kadınları ömür boyu cinsellikten soğutabildiğini belirten Op. Dr. Betül Görgen, kanamayla ilgili en çok merak edilen konular hakkında şu bilgileri verdi:

İlk cinsel ilişki sonrası neden kanama olur?
İlk cinsel ilişkiyi takip eden kanamanın en yaygın sebebi, kızlık zarının yırtılmasıdır. Kızlık zarı ya da himen vajinal kanalın girişini çevreleyen ince bir dokudur ve ilk cinsel ilişkide yırtılabilir. Ama bu kanamanın kaynağı her zaman sadece kızlık zarı olmayabilir. Bazen bitmek üzere olan ya da yeni başlayan adet kanaması da yanılgı sebebidir.

Kanamanın lekelenme şeklinde devam etmesi normal midir?
İlk ilişki sonrası kanama lekelenme şeklinde 1-3 gün sürebilir.

İlk ilişki sonrası kanama kaç gün devam eder?
Kanama kısa süreli ve miktar olarak az olmalıdır. 3 günden uzun ve fazla miktarda kanama olması durumunda mutlaka bir kadın doğum uzmanının görmesi gerekir. Çünkü nadir de olsa kan kaybına yol açan ve dikiş atmayı gerektiren yırtıklar oluşabilir.

Genital bölgede rahatsızlık hissi ve acı olması normal midir?
İlk ilişki sonrası kişiden kişiye değişen bu tip belirtiler olabilir. Bunun sebebi de vajina ve vulvada gelişebilen ödem ve hassasiyettir.

DİĞER KANAMA SEBEPLERİ

Eğer kadın aşırı heyecan, korku ve endişe nedeniyle cinsel olarak uyarılmamışsa, vajina kasları gevşemez ve ilişkiyi kolaylaştıracak kayganlaşma meydana gelmez. Bu durumda ilişki olursa, kanamanın olma ihtimali yüksektir.

Vajinal bir enfeksiyon varsa bu da ilişki esnasında kanamaya yol açar.

Yaş faktörü de kanama açısından önemlidir. Daha genç yaştaki kadınlarda, kızlık zarı yapısal olarak (kızlık zarı halkası daha kalın ve kanlanması daha fazla olduğu için) kanamaya daha fazla eğilimlidir.