En Son Paylaşılan Haber

Hükümetin yeni teklifi basina sızdı .işte yeni teklif

Etiket : güzellik

Vücut sağlığı ve psikoloji için doğru göğüs ölçüsünü bilmek ve buna uygun sütyen seçmek, son derece önemli. Araştırmalara göre kadınların yüzde 80'i doğru göğüs ölçüsünü bilmiyor ve bu yüzden sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor. Siz de Yeni İnci'nin beden tablosuna göz atmadan sütyen alışverişi yapmayın.

Doğru ölçüde sütyen satın almamak, omuz ve sırt ağrılarına sebep olabiliyor. Sütyen alırken dikkat etmeniz gereken konuların başında, doğru göğüs ölçünüzü bilmek geliyor. Siz de Yeni İnci'nin doğru göğüs ölçüsü alma tüyolarına göz atmadan, sütyen alışverişine çıkmayın.

Sütyen alışverişleriniz sırasında, zevkinize ve bedeninize uygun olan sütyeni seçmek için regl döneminde olmadığınıza dikkat edin ve sütyeni mutlaka deneyin. Sütyenin içinde bir boşluk hissediyorsanız ya da göğüsleriniz sütyenden taşıyorsa doğru sütyeni seçmediğinizi anlayabilirsiniz. Bunu anlamanın bir diğer yolu ise sütyeni giydiğinizde kollarınızı yukarı kaldığırdığınızda, sütyen yukarı doğru çıkıyorsa sizin için büyüktür, yukarı doğru çıkmayıp, göğüslerinizi sıkıştırıyorsa, sizin için küçük bir sütyendir.

Nasıl sütyen seçmeliyim?
Doğru sütyen kullananların göğüsleri deforme olmuyor.
Balenlerin, göğsünüzün ortasına ve altına tam olarak oturmasına dikkat etmelisiniz.
Sütyen göğüsleri bastırmamalı ve rahatsız etmemelidir.
Bedende duruşu ne dar ne de geniş olmalıdır.
Sütyen giyerken göğüsleriniz cup'ların tam ortasına gelmelidir. Bunun için öne eğilerek giymek gerekir.

Sütyen giyildiğinde göğüslerin bedene paralel olmasına dikkat edilmeli.
Sütyen arka bandı yere paralel olarak sırttan geçmeli. Eğer bu bant yukarıda kalıyorsa, askılar olması gerektiğinden daha kısa ayarlanmış ya da sütyen size göre değil demektir. Göğüs çevrenizin doğru ölçülmesi alacağınız sütyenin alacağınız sütyenin arka kısmının yukarı çıkmasını engeller.

Göğüsleriniz sütyen kabından taşıyorsa beden ölçünüzde bir hata var demektir. Göğüslerin sütyenin üst kısmından kontrolsüz olarak dışarı doğru bombe yapacak şekilde taşması hoş bir görüntü oluşturmaz.

Regl öncesi dönemlerde giyeceğiniz sütyenleri almayın. Memelerinizin bu dönemde büyümesi, normal dönemlerde giymeyeceğiniz sütyenlere sahip olmanıza yol açabilir.

Sütyenlerde 3 farklı konumda kopça bulunur. İdeal olan sütyeni baskı ve katlanma oluşturmaksızın en sıkı konumdaki kopçada kullanmaktır. Çünkü sütyen takılmaya başladıktan bir süre sonra gevşer. İlerleyen zamanda sütyenin bedeni daha iyi sarması için diğer kopçalar sırayla kullanılır.

Sütyenin kopçalarının arkada olmasından rahatsız olanlar, pratik bir kullanım için önden kopçalı modelleri tercih edebilirler.

Son bir kontrol için kollarınızı yukarı doğru kaldırdığınızda, göğüsleriniz dışarı doğru taşıyorsa sütyen küçük, arka kısmı yukarı çıkıyorsa büyük demektir.

Nasıl sütyen seçersem göğüslerim daha dolgun görünür?
Küçük göğüslüler; süngerli ve alttan destekli modelleri tercih etmeliler. Eper maximizer tarzı içi dolgulu sütyenler kullanılırsa, göğüsler olduğundan bir beden büyük gözükür ancak doğal görünümden uzaklaşmamak için göğüsleri sadece bir beden büyük gösteren modeller giyilmelidir. İnce askılı ya da askısız sütyenler ise küçük göğüslüler tarafından rahatlıkla kullanılabilir.
Göğüslerinizin dolgun görünmesi için "push-up" denilen içten dolgulu sütyenleri tercih edebilirsiniz. Bu tip sütyenlerin dolguları, günümüzde sıvı, hava ya da pamuk gibi çeşitli malzemelerle oluşturulmaktadır. Beğendiğiniz birini seçebilirsiniz. Hepsi hemen hemen aynı rahatlıktadır ancak sıvı dolgulu push-up'ların göğsün lendi dokusuna daha yakın olduğu söylenebilir.

Nasıl sütyen seçersem göğüslerim daha küçük görünür?
Büyük göğüslüler, geniş askılı, yan destekli, sırta binen ağırlığı hafifleten ve hareket özgürlüğü sağlayan sütyenleri tercih etmeliler. Özellikle balenli sütyenler toplayıcı özelliklerinden dolayı kadınlar için çok uygundur. Büyük memeli kadınlar, göğüslerini küçük göstermek için küçük kalıp ölçülü, sıkan sütyenleri tercih ediyor. Lenf dolaşımını bozacak kadar sıkı olmayan, geniş askılı, bantları ve askıları baskı yaratmayan, yan destekli, mamaleri kavrayan, sırta binen ağırlığı hafifleyen ve hareket özgürlüğü sunan sütyenleri tercih etmelidir.

Nasıl sütyen kullanırsam sırt ağrısı oluşmaz?
Büyük göğüslü kadınlar, öncelikle sağlık sonra estetik görünüm için minimizer yani küçük gösteren sütyenleri tercih etmeli çünkü toparlayıcı özelliği olan bu modeller, büyük göğüslerin neden olduğu sırt ağrısını azaltır. Ayrıca bu kişilerin sütyen askıları da kalın olmalı çünkü kalın askı, ağırlığı omuzlara eşit olarak dağıtır. Askısız sütyen kullanmak büyük göğüslüler için büyük sıkıntıdır çünkü zaten ağır olan göğüsler, askı desteği olmadan sarkık gözükür.

Çamaşırımı nasıl yıkayabilirim?
İç çamaşırınızı yıkarken bu tip giysilerin hassas olduklarını ve özen istedikleri unutulmamalıdır. İyi bir bakım, size yıllarca bitmeyen bir beraberlik olarak geri dönecektir.
Çamaşırlarınızı bir ya da iki kez giydikten sonra yıkayın, kirlenmesini beklemeyin.
Narin kumaşlardan üretilmiş çamaşırlarınızı mutlaka elde ve şampuanla yıkayın. Eğer makinede yıkamak istiyorsanız, günlük olarak kullandığınız ve kısmen daha dayanıklı olduğunu düşündüğünüz çamaşırlarınızı, yıkama torbası kullanarak, yıkama torbasında yıkayın.
Asmadan sererek kurutun. Kurutma işlemi esnasında modelin uygunsuz bir kıvrımda kurumamasına özen gösterin. Kırışan ya da katlanan yeri varsa ellerinizle düzelterek kurumaya bırakın.
Eğer silikonlu (kaymaz plastik şerit kaplanmış) straplez ya da benzeri tipte çamaşırlarınızı sadece hafif ılık suda yıkayın. Isı silikonlu özelliğini yitirmesine yol açabilir.

Nasıl bir ürün kullanırsam vücut şeklini daha düzgün gösterir?
Çocuksu ve düz hatlılar, gece elbisenizin içine büstiyer giyerek daha dolgun hatlı bir görünüme kavuşabilirsiniz. Bunun yanında vücut hatlarınızı daha düzgün gösterecek korse çeşitleri de deneyebilirsiniz. Vücut yapınıza uygun bir korse seçtiğinizde, istediğiniz görünüme sahip olabilir, bedeninizi olduğundan daha ince gösterebilirsiniz.

Hamileler nasıl sütyen giymelidir?
Anne adayları sağlık ve rahatlık için pamuk ağırlıklı, balensiz, orta kontrollü ve tam kontrollü sütyenleri giymeleri gerekiyor. Bebeğini emziren anne adaylarının ise kopçaları önden açılan, emzirme sütyenlerini tercih etmeleri gerekiyor.

British Estetik

Plastik Cerrahi, Saç, Diş, Obezite Branşlarında hizmet vermektedir.

Mesafeler dert değil! Siz yeter ki isteyin…

British Estetik ile mesafeler dert değil! Sağlık Turizmi alanında sunduğumuz profesyonel hizmet, sınırların ve zamanın çok ötesinde…

Sağlık Turizminde ilk akla gelen sorular: Arzu ettiğim değişim gerçekleşecek mi, bu konuda nasıl bir yol izleyeceğim, beklentilerimi nasıl anlatacağım, bilmediğim bir şehirde ne yapacağım, nerede kalacağım… gibi noktalar üzerine yoğunlaşmakta.

British Estetik, Sağlık Turizmi alanında verdiği kapsamlı hizmetle mutlu olacağınız sonuçları ortaya çıkarmak için var!

British Estetik olarak deneyimli kadromuz, alanında uzman estetik cerrahlarımız, tam kapsamlı hizmet veren anlaşmalı hastanelerimizle Sağlık Turizmine yeni bir soluk getirdik.

Plastik Cerrahi ve Rekonstrüktif Cerrahi Merkezi

30 lu yaşlarda olamaz galiba yaşlanıyorum , 40 lı yaşlarda keşke daha önce kendime baksaydım dememek için henüz gençken cildin korunması gerekiyor.

KadıköyŞifa Sağlık Grubu Ataşehir Hastanesi Kaliteli Yaşam Polikliniği Direktörü Dr. Yasemin Savaş, Cilt dokusuna ne kadar erken özen gösterilirse ilerleyen yaşlarda o kadar iyi yanıt alınabileceğini vurguluyor

Cilt 20 li yaşlarda gelişimini tamamlar. Bu yaşlarda kollajen üretimi maksimumdadır ve cilt sağlıklıdır. Ancak , bazen cilde yeteri kadar özen gösterilmediğinden bazen de hormonal nedenlerden karşımıza akne sorunları, izleri çıkabilir. Sağlıklı beslenme, spor , güneşten korunma , özel cilt bakımları , sigara, alkoldan uzak durmak gibi bir takım tedbirler ile doktor muayenesinin ardından yine doktor önerisiyle uygun ürünler kullanarak evde bakım ve temizliğinin yapılması ile cildi daha sağlıklı hale getirir ve ileri yıllara taşımış oluruz.

Cildi korumak için en önemli faktörlerden bir tanesi güneşin zararlı etkilerinden korunmaktır. Güneş koruyucunuz UVA ve UVB filtreleri ve minimum 15 koruma faktörü içermelidir. Güneş koruyucular dışarı çıkılmadan 15 dakika önce uygulanmalı, terleme ya da suyla temas sonrası tekrar sürülmelidir.

Sigara kullanımı vücudumuzda genel yaşlanma sürecini hızlandıran biyokimyasal değişikliklere neden olur. On yıldan uzun süre günde ortalama 10 sigara içen kişilerde deri yaşlanması hızlanır. Sigara dumanı derimizi besleyen damarları daraltır. Oksijen ve A vitamini gibi gerekli besinlerin deriye ulaşmasını azaltır. Sigara, kolajen ve elastinin yapısını da bozar. Sonuç olarak cilt erken sarkar ve kırışır.

20 li yaşlarda ancak patolojik bir neden varsa estetik cerrahi önerilir. Ayrıca , bu yaşlarda ince dudakları daha belirgin hale getirmek için dudak dolgusu, akne izleri ve canlandırma, peelingler , soruna yönelik özel cilt bakımları ve akne bakımları yapılabilir.

Sorunlar küçükken başa çıkmak gerekir….

30 lu yaşlarla beraber cildimizde destek ihtiyacı başlar. Bu ihtiyacın karşılanması cildin yıpranmasını , kırışıklık , lekelenme, elastikiyet kaybı ve çizgilerin derinleşmesi gibi bazı sorunların çözümüne destek olur. Bu yaşlarda kontrol edilemeyen mimikler, alındaki enine kırışıklıklar ve kaş ortasındaki dikine çizgiler , kaz ayakları , düşen kaşları hafifçe yukarı kaldırmak için bazı uygulamalar yapılabilir. Botoks, anti-aging cilt tonu düzensizliği veya leke tedavisi amaçlı peelingler , karbon peeling ve koruyucu lazer uygulamaları , ince dudakları ya da elmacık kemikleri belirginleştirmek , yüzde lifting sağlamak yüz ovalitesini biçimlendirmek için dolgu , nemsizlikle başa çıkmak , kollagen , elastin , HLA üretimini artırmak için PRP , gençlik aşısı veya mezolift , gıdı için lipoliz , radyo frekans (ütüleme ) bun uygulamalardan bazılarıdır. Ayrıca bu yaşlarda boyun ve ellerde de ince kırışıklık, kuruluk başlar ve bunlara yönelik tedavilerde önerilir.

Medikal estetiğin doğru zamanı…..

40 lı yaşlar medikal estetiğin en doğru zamanıdır. Yüz bölgesinde önce orta yüz , ardından göz altı ve en son elmacık bölgesinde yağ kayıpları başlar ve bu kişiyi olduğundan daha mutsuz ve yorgun gösterir. Bu yaşlarda yağ kayıplarına derin çizgilerde eşlik eder. Boyunda , dekoltede de nem kayıpları , ince çizgilenmeler kırışıklıklar oluşur. Ayrıca , ellerde de yağ kayıpları , damarların belirginleşmesi ve lekeler ortaya çıkar. Bu yaşlarda alın ve göz çevresine botoks -dolgu kombinasyonları , hacim kaybına bağlı bozulan ovalitenin tekrar oluşturulması için fokuslu USG , örümcek ağı ve altın ip , fraksiyonel lazer , hacimlendirici dolgu uygulamaları, cilt bakımları yapılabilir.

50 li yaşlarda ise; Menopoz sonrasında östrojenin azalmasıyla hızlı yaşlanma olur dolayısıyla bu döneme kadar iyi bakılmış bir cilt bu dönemi daha az hasarla geçirir. Yağda kayıp oranları daha da artar . Yüz ovalitesini iyice kaybeder yorgun ve üzgün ifade yüze iyice oturur. Ovalitesini kaybeden yüz kare yüz şeklini alır. Yorgun ve üzgün görünüme sebep olan yağ dokusu kayıpları için yoğun dolgular , alındaki enine kırışıklar, göz çevresindeki kaz ayakları ve kaşlara botox, cilt tonu eşitsizliği, leke ve anti-aging için kimyasal peelingler, ciltte canlılık nemlenme kapasitesini daha fazla artırmak , kollagen, PRP , yoğun kombinasyonlu mezolift veya gençlik aşısı, bozulan yüz ovalitesi için örümcek ağı ve altın ip , fraksiyonel lazer , iğneli radyofrekans yöntemi yapılabilir.

Sonbaharın serin ve yağmurlu günlerine ayak uydurmaya çalışan kişilerin cildi alarm vermeye başlıyor. Çünkü yaz boyunca yoğun güneş ışınlarına ve deniz ve havuz sularına alışan kişiler güneş lekeleri ile karşılaşıyor. 

Mevsim değişikliğiyle birlikte de kuruluk, çatlamalar ve elastikiyet kaybı gibi cilt problemleri yaşanabiliyor. Sonbahar mevsiminde ise ciltler, tazelenme ve sonbahara yenilenerek girme ihtiyacı duyuyor. Central Hospital'dan Dermatoloji Uzmanı Dr. Hicran Ercan, sonbaharda cilt bakımı yapmanın yollarını anlatıyor.

Büyük bir hevesle tatil planı yapanlar, yazın büyük bir çoğunluğunu güneşin altında ve tuzlu ya da klorlu suların içinde geçirdi. Bunların karşılığını da dikkat çeken bronz tenlere sahip olarak aldı. Fakat sonbahar mevsimini çeşitli cilt problemleri ile geçirmeye kimler hazır? Birçok kişi donuk bir ciltle yüzleşmeye başladı bile. Üstelik bundan sonraki süreçte, güneş lekeleri, cilt kırışıklığı, ciltte elastikiyet kaybı, kılcal damarların belirginleşmesi gibi rahatsızlıklarla karşılaşma riski azımsanamayacak kadar yüksek. Fakat endişelenmeye gerek yok. Ciltte oluşan hasarlar doğru şekilde analiz edildiğinde bu gibi cilt problemlerinden kurtulabilmeniz mümkün olabiliyor.

Mevsim değişikliklerinde cilt savunma mekanizması yavaşlıyor
Yoğun güneş ışınlarının yanı sıra, tuzlu deniz ve klorlu havuz suyunun vücutta oluşturduğu izlere bir de mevsim geçişlerinde yaşanan hava değişimleri eklendiğinde cildin savunma mekanizması iyice yavaşlar. Bu durum ise cildin elastikiyetini sağlayan kolajen yapının deforme olmasına, hücre yenileme kapasitesinde azalmaya ve proteinlerin kaybına neden olabiliyor. Deride fiziksel değişimler yaşanabilir, sonraki süreçlerde ise cilt kanserine kadar varan tablolar oluşabilir. Bu gibi yeni oluşabilecek ciddi cilt problemlerinin önüne geçebilmek için cilt güçlendirilmelidir. Bilhassa problemli ve duyarlı cilde sahip kişiler bu mevsimde daha fazla dikkat etmelidir.

Sağlıklı bir deri için doğru cilt temizliği büyük önem taşıyor
Yaz aylarının yüksek sıcaklıklarına ve güneşin kurutan tesirlerine karşılık olarak vücut derisi bir savunma geliştirir ve aşırı terler. Bu durum da deride yağ üretiminin hızlanmasına neden olur. Eğer cilt temizliği doğru şekilde yapılmaz, cilt iyi nemlendirilmez ve yanlış kozmetik ürünler kullanılırsa deri gözenekleri kapanır ve sonraki etapta yağ butonları oluşabilir. Bu durumların önüne geçebilmek için profesyonel bir cilt temizliği şarttır. Düzenli olarak yapılacak cilt temizliği ve bakımı, derinin nem dengesinin korunmasına yardımcı olacaktır.

Cilt tipi uygun kişiler peeling işlemini tercih etmeli
Sıcaklık değişimlerinin yaşandığı mevsim geçişlerinde ısı farklılıklarına bağlı olarak cildin üst tabakasında bir kalınlaşma meydana gelebilir. Bu kalınlaşmanın önüne geçebilmek için haftada 2 kere olmak üzere peeling yapılabilir. Fakat aşırı hassas cilde sahip olan kişilere bu gibi uygulamalar önerilmez. Cildin gereken kalınlığa ulaşabilmesini ve gereksinim duyduğu nemi elde edebilmesi için çeşitli kimyasal peelingler, mezoterapi ve PRP gibi işlemler de tercih edilebilir. Fakat bu uygulamaların yalnızca uzman hekim tarafından yapılmasına çok dikkat edilmelidir.

Kozmetik ürünler mevsimsel şartlara göre seçilmeli
Profesyonel cilt bakımlarının yanı sıra muhakkak cildin günlük temizliği yapılmalı ve cilt nemlendirilmelidir. Yapılacak bu işlemler, cildin mevsim geçişlerinden olumsuz yönde etkilenmesini önleyecektir. Bir de yaz mevsiminde kullanılan nemlendirici kremlerin ve cilt temizleyicilerinin kış mevsiminde kullanılan ürünlerle kesinlikle aynı olmaması gerektiği akıllardan çıkarılmamalıdır. Bu nedenle kozmetik ürün alışverişlerinde cilt yapısı ve mevsim şartları mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Ayrıca bu ürünlerin dermatolojik testlere tabi tutulmuş olmasına da dikkat edilmelidir.

Cilt çatlaklarına karşı nemlendirici ürünler tercih edilmeli
Mevsim geçişleri sırasında en fazla rastlanan cilt problemlerinden bir diğeri de sıcak-soğuk değişikliği nedeniyle ciltte meydana gelen çatlaklardır. Bu cilt çatlakları çoğunlukla yüz çevresinde, burun kenarında yanaklarda ve ellerde oluşur. Bu problemlerden korunabilmek için duş sırasında aşırı sıcak su kullanmamaya, sonrasında ise cildi muhakkak nemlendirmeye özen gösterilmelidir. Ayrıca banyo süresi 5-10 dakikayı geçmemelidir. Bunlarla birlikte cildi olumsuz yönde etkileyebilecek esans ve alkol içerikli sabunları kullanmamaya, aksine yağlı sabun ya da jelleri tercih etmeye dikkat edilmelidir. Bir de satın alınan temizlik ürünlerinin mutlaka 5,5 PH seviyesine sahip olup olmadığına bakılmalıdır.

Cildin nem dengesi için her gün 2 litre su içilmeli
Su, cildin nem dengesini ve esnekliğini sağlayan en önemli faktördür. Bu nedenle derideki gerekli su oranının yüzde 10'un üzerinde olması gerekir. Ciltte bulunan su miktarının azalması ise; pullanma, egzama gibi çeşitli deri hastalıklarına ve enfeksiyonlara yol açabilir. Bu nedenle vücudun gereksinim duyduğu günlük sıvı ihtiyacı muhakkak karşılanmalıdır. Bu sıvı ihtiyacı için de her gün yaklaşık 2 litre kadar su tüketilmelidir. Ayrıca asitli ve kafeinli içeceklerin içiminin yanı sıra alkol ve sigara kullanımının da sınırlandırılması gerekir. Su tüketiminin dışında süt, doğal meyve suları ve bitkisel çaylar da içilebilir.

Sağlıklı cilt için bol meyve sebze tüketimi şart
Zarar görmüş cilt yapısının onarılabilmesi için sağlıklı ve dengeli beslenmek de büyük önem taşır. Bu nedenle sağlıklı bir cilt için bol bol meyve ve sebze tüketilmelidir. Ayrıca A, C ve E vitaminlerinin cilt sağlığına ciddi katkıları olduğundan bu vitaminlerin alınmasına özen gösterilmelidir. Bahsettiğimiz bu vitaminler aynı zamanda antioksidan kaynağı olmaları nedeniyle güneşin zararlı etkilerine karşı kalkan görevi de görürüler. Vitaminler, ciltte meydana gelen yaraların hızlı bir iyileşme göstermesini sağlarken, yaşlanma etkilerini de geciktirir. Cildin ihtiyaç duyduğu yağ asitlerini karşılamak için ise Omega-3 ve selenyum yönünden zengin balığın yanı sıra ceviz-fındık gibi kuruyemişler; nohut, kuru fasulye benzeri baklagiller tüketilmelidir.

Çocuk, genç, yaşlı demeden özgüven sorunu yaratan kepçe kulak sorununa, medikal ipler kullanılarak uygulanan İple Kepçe Kulak Estetiği, pratik bir çözüm getiriyor

İple Kepçe Kulak Estetiği olarak geçen uygulama hakkında bilgiler veren Op. Dr. Bülent Cihantimur: " Kliniklerimize kepçe kulak sorunu sebebiyle gelen hastalarımızın çoğunluğu ilk olarak özgüven kaybı yaşadıklarından ve toplum içinde kendilerini bu şekilde rahat hissetmediklerinden yakınırlar.

Özellikle kadın hastalarımız kepçe kulaklarını yaz kış açık bıraktıkları saçlarıyla gizlemeye çalıştıklarından bahsederler. Bu çok büyük bir konfor sorunu aslında. Kepçe kulak problemi, genetik yatkınlığın da olduğu, kulak kıkırdağının hatalı açı gelişimini gözlemlediğimiz bir durumdur. Normalde kafatasına paralel seyretmesi gereken kulaklar, derecesine göre değişen oranlarda açılanarak, kepçe kulak sorununu yaratır. Aynı zamanda bu açı, her iki kulakta birbirinden farklılık da gösterebilir" dedi ve İple Kepçe Kulak operasyonu ile bu açı sorununu çözümlediklerini belirtti.

Pratik ve konforlu bir uygulama
"İple Kepçe Kulak estetiği hastayı sosyal hayatından koparmayan, uygulama ve iyileşme süreci son derece kısa bir uygulamadır. Lokal anestezi altında yapılabilir. Vücuda herhangi bir zararı olmayan medikal ipler, kulak kıkırdağının kafatasına yaklaştırılması için kullanılır. Noktasal girişlerle ipler yerleştirilir ve hastamız aynı zamanda elindeki ayna ile açının boyutuna karar dahi verebilir" diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, işlemin son derece pratik olduğunun da altını çizdi.

Bandaj yok, sadece saç bandı takıyoruz
Uygulama sonrasında hastanın kafasına sadece saç bandı taktıklarını ve taburcu ettiklerini söyleyen Cihantmur: " Çok hareketli ve yoğun bir hayat yaşıyoruz. Artık insanların özellikle estetik uygulamalar için aylarını ayıracak vakitleri yok. Derhal iyileşmek ve toparlanmak istiyorlar, haklı olarak. Fakat diğer yandan kulaklarındaki bu sorunu da bir an evvel halletmek istedikleri için, son derece konforlu bir süreç geçirebilecekleri İple Kepçe Kulak Estetiğini tercih ediyorlar.

Bu tekniğin size uygun olup olmadığını anlamanız için muayene olmanız gerekiyor ve başarılı sonuç alacağımıza kanaat getirsek, hastamızın da onayı ile uygulamayı yapıyoruz. Bandaj, sargılama yok, sadece birkaç gün kulaklarını olası dış etkenlerden koruması gerekiyor ve birkaç gün de saç bandı takması gerekiyor" dedi.

Yaz gelmeden önce kendimizi yenilemek, güneşin yaşlandırıcı etkilerinden kurtarmak sanıyoruz ki hepimiz için ayrı önem taşıyor. Hele de bunu daha taze ve genç görünebileceğimiz yöntemler sayesinde yapmak hepimizin tercih edeceği bir çözüm. 

Superplast Estetik Cerrahi Merkezi'nden Op.Dr. Coşkun L.Taşçı, "sizin için neler yapabiliriz?" konusundaki tavsiyelerini sıralarken öncelikle profesyonel yardımı almadan önce kendinizin yapabileceği önlemleri anlattı.

Öncelikle bir profesyonelin yardımı olmadan kendinizin yapabileceğiniz şeyler var. Bunlardan birincisi ve en önemlisi en az 15 SPF ve daha üzeri koruma faktörü içeren kaliteli bir güneş koruyucu krem kullanmak. Bu güneşin cilt üzerinde oluşturacağı yaşlandırıcı etkileri azaltacak ve cilt kanserine neden olan zararlı ultraviyole ışınlarının derinizde oluşturacağı hasarı da önleyecektir. İkinci önemli husus ise iyi bir nemlendirici ve cildi besleyici bir krem kullanmaktır. Bu krem cildinizi nemlendirerek besleyecek, güneşin cildinizde meydana getireceği kuruluğa bağlı yaşlandırıcı hasarları azaltacaktır. Bunun yanı sıra dengeli beslenmek, sağlıklı sıvılar tüketmek, gerekli besin ve vitamin takviyelerini almak, güneşin yakıcı olduğu saatlerde güneşe çıkmamak basit ama etkili koruyucu yöntemlerdir. Ayrıca standart olarak her yaş grubuna yaza giriş öncesi cilt bakımı yaptırmalarını öneriyoruz. .

Peki biz sizin için ne yapabiliriz? Yaz boyunca daha fresh ve genç görünmek için özellikle 40 yaş üzerinde, yüz cildinde incelme, aşırı kuruluk ve kırışıklıklar olan hastalarımızda daha ileri çözümler gerekiyor. Bu tip hastalarımızda yeni geliştirilen Lazer-Biyostimülasyon yöntemini uyguluyoruz. Bu işlemde öncelikle cilt altına vitaminler, hyaluronik asit ve büyüme faktörlerinden oluşan gençlik aşısı yapılıyor sonrasında gelişmiş lazerler uygulanıyor. İşlem yaklaşık 1 saat sürüyor. Ciltteki yaşlanma miktarına göre bu işlem 3 hafta arayla 3-4 seans uygulanıyor. Bu sayede cilt kırışıklıkları açılırken, aynı zamanda cildinizin kalitesi de artıyor. İşlemin etkilerini ilk seansın ardından 2-3 günde görmeye başlıyorsunuz. Tüm seanslar uygulandıktan sonra elde edilen sonuçlar insanları gerçekten mutlu edecek türden. Bazı hastalarımız bu işlemi "sanki ameliyatsız yüz germe oldum" şeklinde nitelendiriyorlar.. Lazer- Biyostimülasyon işlemini yalnızca yüz değil el, boyun ve dekolte bölgesinde de başarıyla kullanmaktayız.

Bir diğer işlem ise 3D radyo frekans uygulaması. Bu yöntemde radyo dalgalarının enerjisinden yararlanarak ciltte germe ve gençleşme sağlanıyor. İşlem yaklaşık 45 dakika sürüyor. Tüm yüz bölgesine uygulandığı gibi, popo kaldırma ve selüliti azaltma amaçlı basen bölgesine, çatlakları azaltmak için karın bölgesine uygulanabiliyor. İşlemin yüz germe ve popo kaldırıcı etkileri tek seansta yaklaşık bir haftada ortaya çıkıyor. Çatlakları ve selüliti azaltıcı etkileri ise birkaç seansta ortaya çıkıyor. Seans araları yaklaşık 3 hafta. Öncesinde ve sonrasında işleme özel dikkat edilmesi gereken bir husus yok. Ancak tabii ki klasik cilt bakımı işlemelerinin yapılması her zaman gereklidir.
Klinik uygulamalarımızda kişinin durumuna göre bu işlemlerin kombine edilerek kullanılmasının sonuçları çok daha başarılı olmasını sağladığını gözlemledik. Hasta memnuniyeti kombine işlemlerin sonunda çok daha yüksek.

Bikini giymek için fazlalıklarımdan nasıl kurtulabilirim?
Öncelikle az miktarda fazlalığı olan hastalarda ultrasonografik olarak yağ hücrelerini kırma yöntemini uygulayabiliriz. Bu yöntem bel, basen ve karın bölgelerine uygulanabilen bir yöntem. İşlem yaklaşık 45 dakikalık seanslar halinde 7-8 seans, gün aşırı olarak uygulanır ve etkileri ikinci seans sonrasında hemen fark ediliyor. Tüm seanslar tamamlandıktan sonra bu uygulama yöntemi bir beden incelme sağlıyor. Ayrıca uygulanan bölgelerdeki selülitlerde de bir miktar düzelme sağlıyor. Çok miktarda fazlalıklardan kurtulmak için daha önceleri klasik lipsuction yöntemlerini kullanıyorduk. Ancak artık FDA onaylı lazer teknolojisinden yararlanıyoruz. Yağı eriten dalga boyunda ışık üreten Lazer lipoliz yöntemi sayesinde genel anestezi almadan bel, basen ve göbek bölgesindeki fazlalıklarından ve gıdınızdan kurtulabilirsiniz. Daha ince ayak bileklerine sahip olabilirsiniz. Ertesi gün günlük hayatınıza dönebilirsiniz Lazer-Lipolizin bir diğer önemli avantajı ciltteki sarkmaları da önlemesidir.

Göğüslerim küçük veya sarkmış olduğu için giydiğim bikini veya mayo güzel durmuyor. Ne yapabilirim?
Öncelikle küçük göğüsleriniz varsa bunun çözümü meme büyütme işlemidir. Bu amaçla meme protezi uygulaması çok miktarda büyütme gerekiyorsa standart bir yöntemdir. Protezle meme büyütme işlemi yaptıran kadınların neredeyse tamamı bu ameliyatı keşke daha önce yaptırsaydım diyecek kadar memnundurlar. Diğer alternatif bir yöntem ise çok miktarda meme büyütmesi gerekmeyen vakalarda kendi vücudunuzdan alınan kök hücrelerden zenginleştirmiş yağ transferi ile büyütme yöntemidir.

Sarkmış göğüsler için ise temel çözüm adı verilen meme toparlama ameliyatı. Son yıllarda geliştirilen yeni cerrahi yöntemlerle artık çok daha küçük izlerle meme dikleştirmek mümkün. Bazı yeni geliştirilen yöntemlerle bu işlem lokal anestezi ve sedasyonla bile gerçekleştirilebilir. İşlem yaklaşık 1-2 saat sürer. Etkileri işlemden hemen sonra görülür. Saydığımız bu işlemlerden ihtiyacınız olanları yaptırmak sizin kendinize olan güveninizi artıracak ve insan ilişkilerinizde kendinize olan güven artışınızla daha başarılı olmanıza yardımcı olacaktır. Ancak en önemlisi aynaya baktığınızda kendinizi daha mutlu hissetmenizi sağlayacaktır.

Soğuk hava, cilt sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Kış aylarında artan su ve nem ihtiyacı sağlanmazsa ciltte kuruluklarla birlikte başta egzama olmak üzere birçok sağlık sorunu yaşanabiliyor. 

Memorial Wellness Kozmetik Dermatoloji Bölümü'nden Uz. Dr. Makbule Dündar, soğuk havaların cilt sağlığına etkisi hakkında bilgi verdi.

Nem oranı azalan ciltte enfeksiyon riski artıyor
Kış aylarının gelişi ve havanın soğumasıyla birlikte, ciltte kuruluklar ve pul pul dökülmeler görülebilir. Nem ihtiyacı artan ciltte, kuruluğa bağlık olarak kserotik egzamalar denilen kuruluk ya da kış egzamaları ortaya çıkmaktadır. Egzamanın yanı sıra kuruluktan dolayı özellikle el ve ayaklarda oluşan çatlaklardan çeşitli mikroorganizmalar cilde yerleşmektedir. Bu mikroorganizmalar çeşitli cilt enfeksiyonlarının da ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Bebek ve çocuklarda da görülebiliyor
Kış aylarında cilt kuruluğuna bağlı egzamaların yanı sıra diğer egzama türleri de sıklıkla görülmektedir. Bebek ve çocukluk çağının en sık görülen hastalığı olarak bilinen atopik egzama kış aylarında soğuk havaya ve kuruluğa bağlı olarak atak yapabilmektedir. Özellikle diz ve dirseklerin iç yüzleri ile yüz bölgesinde görülen egzamalı cilt bölgesinde kızarıklık, pullanma ve kaşıntı görülebilmektedir.

Cilt tipine uygun nemlendirici kullanımı ve su tüketimi önemli
Kış aylarında ciltte oluşabilecek egzama ataklarından korumak için sık sık yoğun içerikli nemlendiriciler kullanmak gerekmektedir. Özellikle banyo sonrası cilt tipine uygun bir nemlendirici tüm vücuda sürülmelidir. Sabahları yüze uygulanacak nemlendirici kışın ciltte meydana gelecek kuruluk ve soğuk havaya karşı etkili olmaktadır. Nemlendirici kullanmanın yanı sıra günde mutlaka en az 2-3 litre su tüketilmelidir.

Yüzünde leke ve ben olanlar güneş koruyucu kullanmalı
Kışın kayak sporuyla uğraşan kişilerin, kardan yansıyan güneş ışınlarından zarar görmemesi için yüzlerine mutlaka yüksek faktörlü güneş koruyucu krem sürmesi gerekmektedir. Yüzünde koyu renkli leke veya ben olanlar da SPF 20-30 içerikli güneş koruyucu nemlendirici kullanmalıdır. Bunun yanı sıra soğuk havalarda eldiven kullanmak, günde 4-5 kez yoğun nemlendirici ile elleri nemlendirmek ve nötr Ph içerikli sabunlar kullanmak kış aylarında atak yapabilecek egzamalara karşı koruyucu olmaktadır.

Peeling ve lazer uygulamaları için doğru zaman
Yaz aylarında ısıya bağlı damar genişlemeleri olabileceğinden, özellikle lazer içerikli kozmetik uygulamalar için kış ayları daha uygun zamanlar olarak değerlendirilmektedir
Cilt ve hamilelik lekeleri, güneş hasarına bağlı oluşmuş koyu renkli lekeler, kimyasal peeling veya Q switched lazer uygulamaları ile yok edilebilmektedir. Bu uygulamalar güneşten etkilendiği için yaz aylarında yapılamamaktadır. Bacaklarda oluşan variköz damarsal genişlemeler, yüzdeki kılcal damarlar, venöz göllenmeler de kış aylarında Nd-yağ lazer uygulamalarıyla giderilebilmektedir.

Akne izleri ve cilt çatlaklarına lazer ile çözüm
Hamilelik sonrası ya da aşırı kilo alıp vermeye bağlı oluşan cilt çatlakları da fraksiyonel Er-YAG lazerlerle %80 oranında tedavi edilebilmektedir. Lazer sonrası cildin düzelmesi yaklaşık 1 hafta süreceği için kış ayları bu işlemler için daha uygundur. Derin akne yani sivilce izleri de Fraksiyonel Er-YAG seanslarından oldukça yüksek oranda fayda görmektedir. Bu işlem ile yüz derisinin en üst tabakası komple soyulmaktadır. Bu süreçte kişinin direk güneş ışığına maruz kalmaması gerektiği için kış ayları bu işlem için uygundur. Mikroabrazyonlu medikal cilt bakımları ile ciltte çok yüzeysel soyulmalar sağlanıp yoğun nem serumu ve nem maskesi uygulamalarıyla kışın ciltte eksilen nem yerine konulabilmektedir.

İstenmeyen tüylerden kurtulmak için en etkili ve çağdaş yöntem olan lazer epilasyon teknolojilerine, mevsim itibariyle talepler artıyor

Estetik International Sağlık Grubu, plastik, estetik cerrahi prosedürleri, medikal ve güzellik uygulamalarını yaptığı 4 ayrı il ve 7 farklı merkezde, lazer epilasyon hizmeti de veriyor. İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa'da bulunan kliniklerin hepsinde lazer epilasyonla istenmeyen tüylere kalıcı ve sağlıklı bir çözüm üreten Estetik International lazer epilasyon uzmanları, yazın bitmesi ve güneş ışınlarının etkisinin kaybolmaya başladığı şu günler için uygulamanın rahatlıkla yapılabileceğini açıkladılar.

Kişiye özel program yapılmalı

Bedenin değişik yerlerindeki farklı tip tüylenmeler için, kişiye özel lazer epilasyon çözümlerinin belirlenmesi gerektiği söyleyen Estetik International lazer epilasyon uzmanları şu ifadeyi kullandılar: " İstenmeyen tüyler için en sağlıklı ve en modern yöntem, lazer epilasyon teknolojileridir. Özellikle kurumumuzda hijyenik standartlara duyulan titizlik ve bünyemizdeki son teknoloji cihazlar, tercih edilmemize vesile oluyor. İstenmeyen tüylerinden kurtulmak için kliniklerimize gelen herkese, kişiye özel programlanmış bir lazer epilasyon çizelgesi oluşturulur. Kişiye özel program, kıl, cilt ve epilasyonun hangi bölgeye uygulanacağı analizi yapıldıktan sonra belirlenir. Bu şekilde kişiye özel yaklaşımla ancak başarılı ve kalıcı bir çözüm elde edilebilir".


Erkeklerden çok talep var

Estetik International Sağlık Grubu lazer epilasyon uzmanlarının ifadesine göre, erkeklerin son 2 senedir istenmeyen tüyler için lazer epilasyona taleplerinin arttığı doğrultusunda: " Artık erkekler özellikle sırt, göbek ve boyun bölgelerindeki aşırı yoğun kıllanmayı tercih etmiyorlar. Yoğun iş yaşamları içerisinde en azından hafta sonları 1 er saatlerini ayırarak bu problemden kurtulmaları mümkün. Sonbahar mevsiminde başlayıp, ilk bahara kadar alacakları seanslarla, diledikleri görünüme ve hijyenik şartlara kavuşabiliyorlar".

Yoğun metropol yaşamı hepimizin strese maruz kalmasına sebep oluyor. Terfi beklentisi, trafik, kötü beslenme alışkanlıkları, ergenlik dönemi ve bitmek bilmeyen sınav kaygıları. 

Ağırlıklı olarak ergenlik döneminde kendini gösterse de yapılan araştırmalar cilt problemleri için Dermatoloğa başvuranların %35'inin akne ve akne lekelerinden kurtulmak için görüştüğünü gösteriyor.

Akne bir cilt hastalığıdır ve her uzmanlık dalında olduğu gibi aknenin tedavisi de uzman bir dermatolog gözetiminde gerçekleşmelidir. Akne oluşumuna neden olan birçok faktör bulunmaktadır.

Hormonlar, genetik yapı, stres, çevre kirliliği, kimyasallar, bazı ilaçlar akne oluşumuna neden olur. En önemlisi hormonlardır. Bu yüzden akne, toplumda ergenlik çağı hastalığı olarak anılmaktadır. Kızlarda 12 – 17, erkeklerde 15 – 18 yaşları arası hormonların en aktif olduğu dönemlerdir. Özellikle bu yaşlardaki kız ve erkeklerde akne şikayetiyle çok sık karşılaşılır.

Esteworld Plastik Cerrahi Sağlık Grubu Dermatologlarından, Uzman Dr. Tuba İşeri 'Akne Tedavi Birimindeki' ilaçsız tedaviler hakkında şunları söyledi;

'Akne ilaçlarıyla arası iyi olmayan, düzenli ilaç kullanma alışkanlığı olmayan veya medikal(tıbbi)sebepler yüzünden ilaç kullanamayan yada yaşı küçük olduğundan ağızdan tedavi veremediğimiz farklı bir tedavi arayışında olan hastalarımız için alternatif bir yaklaşımdan söz ediyoruz TheraClear akne tedavi sistemi hafif ve orta düzey iltihaplı sivilcelerin tedavisinde kullanılmaktadır. TheraClear sistemi vakum ve yoğun atımlı ışık (IPL) kombine uygulama yapabilen komedonal ve iltihaplı akne üzerinde etkili bir yöntemdir. Sistem deride vakumla siyah noktaların ve iltihabın temizlenmesini sağlarken tedavi edici yoğun ışık kaynağı iltihaplı sivilcelerde var olan mikropların yok edilmesini sağlayarak hızla iltihabın gerilemesini, sivilcelerdeki kızartıların azalmasını, buna bağlı olarak sivilceye bağlı iz oluşma riskini azaltmaktadır'

Dr Tuba İşeri 10 dakikalık işlemin 5 seansta tamamlandığını ekleyerek başarılı sonuçlar elde ettiğini de ekledi.

Yaz mevsimi boyunca güneşten, klorlu havuz suyundan ve tuzlu denizden yıpranan saçlar için Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur önerilerde bulundu.

"Saçların yaz mevsiminde farklı dış faktörler sebebiyle yıprandığını gözlemleriz. Özellikle yaz sonuna doğru dökülmeler başlar ve saç tellerinde belirgin oranda kırılma ve yıpranmalar oluşur. Saç mezoterapisiyle bu sorunları rahatlatmak ve saçlara kaybolan canlılığını tekrar kazandırmak mümkün olabiliyor. Deri altına FDA onaylı farmakolojik, homeopatik ve doğal bitki ekstrelerinin çoklu enjeksiyon yöntemi ile saçlı dokunun beslenmesi ve ihtiyacı olan vitamin mineral gibi elementlerin hedef dokuya doğrudan transferini sağlıyoruz" diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, saç mezoterapisinde amacın, saçlı doku hücre metabolizmasına sadece alternatif bir şekilde gerek duyduğu destekleri sağlamak olduğunu vurguladı.

Saç mezoterapisinin pek çok avantajı var

Kadın, erkek ve çocuk ayırt etmeksizin, herkese rahatlıkla uygulanabilen saç mezoterapisinin pek çok avantajının olduğunu söyleyen Cihantimur: Saç mezoterapisinin en büyük avantajı sorunlu bölgeye uygulanan ve dolayısıyla sadece bu alana nüfuz eden bölgesel bir uygulama olmasıdır. Kılcal damarların besleyemediği saç köküne gereken tedavi edici karışımlar enjekte edilir ve saç dökülmesinin durduğu gözlemlenir. Dolayısıyla saçların kökten beslenerek gürleşmesini ve parlak görünmesini sağlar" dedi.

Saç mezoterapisi ne kadar etkilidir?

"Saç kökündeki sıkılaşmalar, küçülmeler, saçlı dokunun yaşam döngüsündeki hızlanış ve anajen evrenin kısalışı saç dökülmesini tetikliyor" diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur saç mezoterapisiyle sağlıksız, cansız ve tüy gibi duran saçların, tam kökten beslenerek, canlanmaya, canlandıkça da daha gür ve parlak görünmeye başladığını söyledi ve ekledi " Saç mezoterapisinin bir başka etkisi ise saç hücrelerinde gözlemlenir. Saçların bir bitki gibi sulanması ve tekrar hayata döndürülmesini amaçlayan saç mezoterapisi, saç hücrelerini uyararak, seyrelen alanlarda tekrar saç köklerinin oluşmasına fayda sağlayabilir. Yaz sonu destek tedavi için saç mezoterapisi etkili bir uygulama olabilir".

Medikal ve ameliyatsız uygulamalarla güneş ışınlarının cilt üzerinde bıraktığı yıkıcı etkiyi, kışa girmeden tedavi etmek ve oluşan cilt tahribatını onarmak mümkün

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur, güneş ışınlarının etkinliğinin azaldığı şu dönemde, yaşlanma belirtilerinin önüne geçmek için, cildi tekrar eski formuna sokulması gerektiğini açıkladı: "Güneş ışınlarına tepki olarak bronzlaşan cilt, sonbaharla birlikte artık nemini kaybetmiş, yorulmuş ve canlılığını yitirmiş bir hale gelir.

Bu form kaybı yaşlanma belirtilerinin çok daha çabuk ilerlemesine ve özellikle yüz bölgesinde çizgilerin belirgin hale gelmesine sebep olur. Bu yıkımın önüne geçmek için öncelikle cildin su kaybını tazelemek gerekir. Nemlendirmek ve bol su içmek en pratik cilt canlandırıcı sonbahar önerisi olabilir" dedi.

Medikal uygulamalardan yardım alabilirsiniz

"Yaz mevsimine girerken kimyasal peeling ve benzeri uygulamaları önermeyiz. Fakat mevsim itibariyle cildin bir takım ihtiyaçlarını karşılamak adına ilave medikal uygulamaların son derece etkili, yapıcı bir fonksiyonu vardır. Söz gelimi güneş ışınlarından dolayı sürekli kısılan göz, çevresine ve alın bölgesine ince çizgilerin daha belirgin hale gelmesini sağlamıştır. Botoks bunun için bir çözüm olabilir. Yine aynı şekilde dolgu uygulamaları, cildin kaybettiği nemi kazandırır ve cilt alt dokusundaki hacim kaybının önüne geçer.

Sadece yüz bölgesine değil, sürekli açıkta kalan ve hep ihmal edilen ama yaşlılığı en çok gözler önüne seren el üzerine de dolgu uygulamaları aynı mantık çerçevesinde yapılabilir" diyen Op.DR. Bülent Cihantimur, ihtiyaca göre, ozon terapi ve PRP uygulamalarının da bu dönemde yapılabileceğini söyledi.

Kolajen kaybına Örümcek Ağı Estetiği

"Yaşlanma belirtilerinin bu dönemde hızlıca hissedilmesinin bir başka nedeni de, kolajen kaybının yaşanmasıdır. Kolajeni tekrar aktif hale getirmek, artan çizgileri ve sarkmaları tekrar formuna sokmaksa, ameliyatsız Örümcek Ağı estetiği ile mümkün. Sosyal hayatı etkilemeyen, hem tedavi eden, hem de sürekli cildin tazelenmesine olanak sağlayan Örümcek Ağı estetiği, cilt için sonbaharda yapılabilecek en etkili uygulamalardan birisidir" diyen Cihantimur, muayene sonrasında kişisel tedavi planlarının oluşturulması gerektiğini ve önlemler alındığı takdirde cildin tekrar yenilenmesinin mümkün olabileceğinin de altını çizdi.

Dünya üzerinde en fazla yapılan estetik cerrahi girişimlerinin başında burun estetiği geliyor. En fazla tartışılan konu ise, gerçekten burun estetiğine ihtiyaç olunup olunmadığı

"Burun estetiği olmak isteyen hastalarımızın çoğunluğu istedikleri burun tasarımı için ellerinde bir ünlünün fotoğraflarıyla geliyorlar" diyen Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur, burun estetiği konusunda ayrıntılar verdi: "Burun estetiğine karar vermek zorlu bir süreçtir. Ünlü birinin fotoğrafına bakıp, beğenip fakat kedine uygun olup olmadığını hiç düşünmeden kliniklerimize gelen hastalarımızın sayısı çok fazla.

Her zaman şunu söylüyorum, eğer şanslı bir insansanız, doktorunuz size izah eder, bunun size uygun olmadığını anlatır ve sizin tüm yüz hattınıza uyum sağlayan bir burun estetiği yapabilir. Eğer değilseniz, burnunuz elinizdeki resmin aynısı ama size yakışmayan olacaktır".

Önce bu sorulara yanıt verin

Burun estetiği olmak isteyenlerin öncelikle şu 3 konuyu derinlemesine incelemesi gerektiğini söyleyen Cihantimur, "Eğer burnunuz kemerli ya da yamuk olmasına rağmen tüm yüzünüzle uyum içerisindeyse, burnunuz solunum veya farklı bir problem yaratmıyorsa ve en önemlisi siz bu durumdan dolayı bir özgüven kaybı yaşamıyorsanız, gerçek anlamda burun estetiğine hiç gerek yok!" dedi ve kliniklerine gelen hastalarına da aynı şekilde yönlendirme yaptıklarının altını çizdi.

Hayat konforunuzu düşünün

Burun estetiği yaptırmak isteyenlere önerilerde bulunan Op. Dr. Bülent Cihantimur: "Hayat konforunuzu düşünmelisiniz. Gerçek anlamda radikal bir burun estetiği yaptırmak istiyorsanız, belirttiğim maddeleri tekrar tekrar kendinize sorunuz. Burun hiçbir zaman gözler, cilt, saçlar ve dudaklar kadar ön planda olan bir organ değildir. Sadece ve sadece özgüven kaybı yaşadığınız noktada ve sağlık problemlerini hissettiğiniz anda burun estetiğini düşünmelisiniz" dedi ve diğer kontür düzeltmelerinde ise Basit Burun estetiğinin bir çözüm olabileceğini söyledi.

Burun zaman içinde düşen bir organdır

Basit Burun Estetiğinin ne olduğunu anlatan Cihantimur: "Tıpkı yer çekimine karşı koyamayan cilt yapısı gibi burun zaman içinde düşen bir organdır. Burun ucu düşüklüğü yüz güzelliğine estetik açıdan darbe vurabilir. Bunun kontrolünü eski resimlerinize bakarak yapabilirsiniz. Basit burun estetiği radikal bir değişim yaşatmaz sadece total yüz güzelliğinize kalıcı bir burun pudrası gibidir.

Medikal iplerle burun ucu askıya alınır, tamponsuzdur, alçısızdır, sadece noktasal girişlerle uygulanır ve dolayısıyla uygulama sonrası iyileşme süreciniz son derece konforlu, acısız ve sosyal hayattan kopmadan geçer. Basit burun estetiğinde eğer gerçekten sizi rahatsız eden ufak bir kemeriniz varsa, o da törpülenebilir ama dediğim gibi, kesinlikle sizi doğallıktan çıkaran, bambaşka birisi haline dönüştüren bir uygulama değildir" ifadesini kullandı.

Annelik kadınlara bahşedilmiş en kutsal görev fakat doğum sürecinde alınan kilolar, çatlayan ve formunu kaybeden karın bölgesi, emzirme döneminden sonra sönen göğüsler ise modern kadını en çok düşündüren sorunlar arasında yer alıyor.

Doğum sonrası estetiği olarak da geçen annelere özel yapılan bu uygulama ile oluşan tüm bu problemler ortadan kaldırılabiliyor. Konu hakkında bilgi veren Op. Dr. Bülent Cihantimur şunları söyledi:" Doğum yapmak, anne olmak dünyanın en kutsal görevlerinden bir tanesi ama kadınların çoğu doğum sonrasında bedenlerinde oluşacak deformasyon için son derece fazla düşünüyor ve bunu problem haline getiriyorlar. Kadın bedeni için doğum bir travma olabilir, bunu olabildiğince rahat atlatabilmek için öncelikle kilo alımına dikkat edilmesini öneriyorum. Sonrasında anne estetiği dediğimiz uygulama ile bedenlerini tekrar toparlamak mümkün".

Mummy make over, anne estetiği
"Anne estetiği- mommy makeover içerisinde birkaç estetik müdahalenin olduğu, adı üzerinde annelere yönelik, doğum sonrası deformasyonunu kapsayan bir uygulamadır. Doğumdan sonra karındaki çatlakların giderilmesinde en etkili çare olan ve karın bölgesini forma sokan karın estetiği, göğüs estetiği ve bir takım genital sorunlar bu uygulama içerisinde çözümlenir. Kadınlar artık bu tarz uygulamalara sıcak bakıyorlar çünkü artık herkes bedeninin kıymetini çok iyi biliyor ve doğumdan sonra hayatlarına kaldıkları yerden daha da form kazanarak devam etmek istiyorlar" ifadesinde bulunan Op. Dr. Bülent Cihantimur, anne estetiğinde kişiye özel cerrahi planlama yapıldığını da söyledi.

İyileşme dönemi daha çabuk
"Annelerin bebeklerini emzirmeleri ortalama 2 sene kadar sürüyor ve bedenin kendini toparlaması ise 1 seneyi buluyor çünkü 9 ayda şişen, gerginleşen karın yapısı anca yine 9 ayda toparlanır. Sonrasında anne estetiği düşünülebilir. Emzirme döneminiz 2 seneden az sürerse, 1. senin sonunda da anne estetiğini düşünebilirsiniz. Teknolojinin gelişmesi ve kullandığımız teknik ve materyaller artık eskiye nazaran çok daha çabuk bir şekilde iyileşme döneminin geçmesini ve toparlanılmasını sağlıyor" diyen Cihantimur, işlemin genel anestezi altında yapıldığını söyledi.

Artık bacak güzelleştirme estetik cerrahisiyle, son derece pratik ve iyileşme dönemi kısa süren bir müdahale ile bacaklardaki çarpıklık ve yağ dağılımı sorununu çözümlenebiliyor.

Estetik Plastik ve Rekonstrüktüf Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur:" Çarpık bacak ve bacaklardaki yağ dağılımı sorunu, özellikle bayanların istediği kıyafeti giyememelerine ve sürekli bacaklarını kamufle eden kombinler yapmalarına neden oluyor.

Genetik ya da olası sebeplerden oluşabilecek çarpık bacak sorunu, estetik beden proporsiyonuna gölge düşürüyor. Bacaklarındaki orantısızlık sebebiyle sorun yaşayanlar, plaj kıyafetleri, tayt ve ya etek gibi giysileri giyememekten ve özgüven kaybı yaşadıklarından şikâyet ediyorlar. Günlük ve özel yaşantısında kendini çok daha iyi hissetmek isteyen pek çok insan, artık bacak Güzelleştirme estetiği dediğimiz, çarpık bacak düzeltme operasyonuna başvuruyor" ifadesinde bulundu.

Hastanın bilinci açık ve sadece belden aşağısı uyuşturuluyor

Sütun gibi bacak söylemiyle, dilimize bile yerleşen, estetik ve orantılı bacak arzusu, bugün, yarım saat süren pratik bir işlemle hayata geçirilebiliyor. Op. Dr. Bülent Cihantimur, çarpık bacağın bir kader olmadığını ve hastanın bilinci açıkken yağ transferi yaparak kontür düzeltme ve dolgu işlemi yaptıklarını dile getirdi: "Hastanın bölgesel yağlanma sorunu yaşadığı alandan alınan yağları, kök hücreden zenginleştirildikten sonra bacaklara enjekte ediyoruz. Kemikteki mevcut eğriliğe dokunmadan sadece yağ enjeksiyonuyla sorunlu kontürü düzeltip, gerekirse, alt üst bacak arasında oranlama yaparak işlemi tamamlıyoruz. Hastanın bilinci açık ve sadece belden aşağısı uyuşturuluyor.

Teknik, çarpık bacak düzeltme operasyonu olarak geçse de, bacağında herhangi bir çarpıklık olmamasına karşın, yer yer çöküklük ve üst alt bacak arasında orantısızlık olan hastalarımıza da bu tekniği uygulayabiliyoruz".

En etkili ve en konforlu teknik

Kemik yapısındaki eğriliğin düzeltilmesinin son derece sıkıntılı ve hastayı zorlayıcı bir yöntem olduğunu söyleyen Dr. Cihantimur, "Bu teknikle en etkili ve hastaya iyileşme sürecinde en konforlu süreci yaşatabiliyoruz. Hastanın kök hücreden zenginleştirilmiş kendi yağının, çarpık bacak düzeltme operasyonunda kullanılmasının pek çok avantajı bulunuyor. Hastalar bu teknikle hem bölgesel yağlanma sorunundan kurtuluyorlar, hem de sentetik yapay dolgu malzemeleri kullanmadan, kendi yağlarını kullanıyor olmanın avantajını yaşıyorlar.

Mikro girişlerle çekilen yağ, bacaklara yine mikro girişlerle transfer ediliyor ve herhangi bir kesi yapılmadan ve iz bırakmadan uygulanıyor. Çarpık bacak ameliyatlarındaki gibi risklerin olmadığı ve tek seferde sonuca ulaştıran bu teknik sayesinde, çarpık bacaklar kader olmaktan çıkıyor" ifadesinde bulundu.

Havaların ısınmaya başlamasıyla birlikte tatil planları da yapılmaya başlandı. Bu dönemde kadınların korkulu rüyası haline gelen selülitlere karşı önlem almanın yolu ise doğru besinleri uygun miktarlarda tüketmekten geçiyor. 

Memorial Hizmet Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Sinem Uygun, selülitten kurtulmak için beslenme düzeninde dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

Şok diyetlerden kaçının
Deri altı yağ dokusunda fazla miktarda yağ birikmesinden dolayı oluşan selülit, hastalık değil estetik bir sorundur. Düzensiz beslenme, hareketsiz yaşam ve hormonların da etkisiyle kan dolaşımının yetersiz hale gelmesi, dokulara yeteri kadar oksijen taşınamamasına neden olmaktadır. Oksijenden yoksun kalan dokuların zamanla elastikiyetini kaybetmesi, cilt yüzeyinin bozulması ve pürüzleşmesine yol açmaktadır. Östrojen hormonundan dolayı daha çok kadınlarda görülen selülit, zayıflarda da görülmekle birlikte kilolu kişilerde daha belirgin bir hal almaktadır. Selülitlerden tamamen kurtulmak ya da gözle görülmez hale gelmesi için öncelik beslenme alışkanlıklarını değiştirilmesidir. Hızla kilo vermek için uygulanan şok diyetler, yağ kaybından çok kas ve su kaybına neden olduğu için selülit oluşumun hızını artırmaktadır. Şok diyetler yerine; pilates, yürüyüş, yüzme gibi düzenli sporlar ve sağlıklı beslenme ile kas gerginliğini iyi duruma getirmek selülitlerden kurtulmak için daha faydalıdır.

Suyunuza salatalık ve zencefil dilimleri ekleyebilirsiniz
Selülitten kurtulmanın birinci yolu, gerekli miktarda su tüketiminin sağlanmasıdır. Her gün 2-2,5 litre su tüketimi; dolaşımın düzenlenmesine iyi gelirken, metabolizmanın hızlanması, toksinlerin atılması ile cildin nemli, parlak ve elastik olmasına yardımcı olur. Zorlanan kişilerin taze zencefil ya da salatalık ilave ederek suyu aromalı hale getirmeleri mümkündür. Aşırı çay ve kahve tüketiminin vücudu susuz bırakacağı ve selülit oluşumunu tetikleyeceği unutulmamalıdır. Bunun yerine meyve çayları ya da metabolizmayı hızlandırarak ödemin azalmasına yardımcı olan yeşil çay tercih edilebilir.

Yulaf, çavdar ve tam buğday ürünleri tüketin
Vücudun yağ dokusunu artıran beyaz un ve şekerli gıdaların günlük beslenme programından çıkartılması gerekmektedir. Bu besinlerin yerine tok tutan yulaf, çavdar veya tam buğday ile yapılmış gıdaları tercih etmek kilo kontrolüne yardımcı olmaktadır. Bununla birlikte bu besinleri tüketmek; cildin sağlıklı ve esnek görünmesini sağlayan kollajen ve elastin proteinlerinin üretimini de arttırmaktadır.

Cildinize marul ve roka doping yapın
C vitamini içeren besinleri düzenli olarak tüketmek vücutta kolajen üretimini artıracağı için cildin pürüzsüz ve daha parlak olmasını sağlamaktadır. Her gün 2-3 porsiyon meyve ve 7-8 porsiyon sebze tüketmek c vitamini ihtiyacını karşılamaktadır. Özellikle marul, roka, dereotu, maydanoz, kuşkonmaz gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler ile mevsim meyvelerinin tüketilmesi cildi beslemektedir.

Sofranızdan balığı eksik etmeyin
Günlük beslenme düzeninde omega 3 içeren besinlerin tüketilmesi selülit oluşumunu azaltırken bağ dokusunu güçlendirir. Haftada 2-3 kez ızgara ya da fırında pişirilmiş balık tüketmenin yanında;
• Semizotu
• Ceviz ve badem
• Keten ve chia tohumu gibi omega-3 içeren kaynakları beslenme programına dahil etmek, selülitlerin giderilmesine yardımcı olurken; kırışıkların azalmasına, cildin pürüzsüz ve parlak bir görünüm almasına katkıda bulunur.

30' lu yaşlar tüm kadınların kendilerini bulmaya başladıkları dönem olarak nitelendirilir. Ayakları yere daha sağlam basmaya başlayan, farkındalığı artan kadınların aynı güzelliği ve öz güveni görünüşlerinde de elde etmek için eskisinden daha özenli davranmak durumunda oldukları da bir gerçek.

Eğer 40'lı yaşlarda hala 30'unda göstermek istiyorsanız, Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur'un bazı önerileri var:

"30'lu yaşları bir sınır olarak kabul eder ve 40'lı yaşlara yatırım yapma zamanı olarak görürseniz, bu işi başarırsınız. Bakın 30'lu yaşlarda kendini çabuk yenileyen cilt artık yavaş yavaş yerini ufak tefek mimik çizgilerine, daha çabuk şişen gözlere bırakmaya başlamıştır. Telaş edilecek bir durum yok. Dediğim gibi zamanında önlemler alırsanız, her şeyin çözümü var, yaşı geriden takip etmek mümkün".

Gözler çevresi ve ilk çizgiler

Yüz üzerinde yaşı en çabuk göz çevresi ele verir. 30' lu yaşlarda kaz ayakları ince çizgiler halinde görülmeye başlanır. Bu süreçte başlangıç çizgilerine yönelik geliştirdiğim Örümcek Ağı kremi gibi, bir kırışıklık karşıtı kremi edinmenizde fayda var. Zamanla uykusuz geceler ve yorgunluk göz kenarlarında aşırı pigmentasyon birikimine neden olabileceği için, gözaltı morluklarının artmasını tetikleyebilir. Gözaltı morluklarını gidermek için yapılan işlemlere göz atmanızı öneriyorum. Söz gelimi göz altı ışık dolgusu, son derece iyi geri dönüşler aldığımız bir uygulamadır.

Cildinizi mutlaka nemlendirin

Işıltısını kaybetmeye ve renk tonu bozulmaya başlayan cilt daha yorgun gözükecektir. Cildinizi olabildiğince nemlendirmeli ve renk tonunu düzenleyici kremler kullanmalısınız. Yine Örümcek Ağı kremi gibi içinde peptit ve kök hücre ajanları barındıran içerikleri tercih edin. Ayrıca 6 ayda bir uygulatacağınız vitamin iğneleri ile daha dolgun ve nemli bir cilde sahip olabilirsiniz. Hyarulonik asit cildin temel yapı taşlarından biridir. Diğer vitaminlerle cildinize enjekte ettirdiğinizde uzun süre sağlıklı bir görünüme sahip olabilirsiniz. Mezoterapi, ozon terapi ve PRP için ayrıntılı bilgiler edinin. İnce kırışıklıkların yerleşmemesi için, belirgin bölgelere yapılabilecek botox uygulamaları, derin kırışıklıkları önlemenize fayda sağlar. Ayrıca unutmayınız, Örümcek Ağı estetiği uygulamasına ne kadar erken yaşlarda başlarsanız, yaşlanma belirtilerine o kadar ileri zamanlarda rastlarsınız. İstenmeyen tüyleriniz için hala eski yöntemlere takılıp kaldıysanız, acısız ütüleme epilasyon hakkında bilgi almanızı öneriyorrum

Göğüs ve dekolteye dikkat

Yüzümüze ne kadar iyi bakarsak bakalım aynı özeni göğüs bölgemize göstermezsek tam bir sonuç alamayız. Zamanla iki göğüs arasında çizgilenmeler başlar ve yaşımızı ele verir. Yüzünüze sürdüğünüz güneş kremini dekoltenize de uygulamalısınız. Geceleri yatmadan önce bir tonikle iyice temizleyerek uygun göğüs toparlayıcı kremlerle genç görünümlü bir dekolte elde edebilirsiniz. Kadınların aktif bir şekilde iş hayatının içinde yer almaları, çocuk sahibi olma yaşının artık 30'lu yaşlara doğru ilerlemesine neden oluyor. Doğum, emzirme, bu dönemde alınan ve verilen kilolar, özellikle göğüslerin deforme olmasına neden oluyor. Meme büyütme, meme küçültme, meme silikonu hakkında bilgiler almaya ve göğüs ameliyatlarını düşünmeye başlayabilirsiniz.

Ellerinizi koruyun

Güneşe en çok maruz kalan eller çok hızlı yaşlanırlar. Haftada bir nem ve leke maskeleri uygulayarak ellerinizi koruyabilirsiniz. Yine unutulmaması gereken önemli nokta dışarı çıkmadan önce ellerinize güneş kremi kullanmaktır. Ellerinizde lekelenmeler başlayabilir, bunun için leke tedavisine başlayabilirsiniz. Yıpranma derecesine göre ellere yağ enjeksiyonları da öneriyorum.

Saçlarınız için tavsiyeler

Saçlar doğum sonrası ve hamilelik döneminde çoğu zaman dökülmeye başlar, saç mezoterapisiyle, canlılığını yitiren saçlarınızı, tekrar eski dolgunluğuna kavuşturabilirsiniz. Ayrıca Organik Saç enjeksiyonu da yine son derece etkili, dolgun, dökülmeyen, beslenen, parlak saçlara kavuşmanızı sağlar.

Zayıflama, doğum ve sıkılaşma

Her ne kadar evle iş arasında mekik dokusanız da, metabolizmanızın eskisi kadar hızlı çalışmadığını, özellikle doğumdan sonra bölgesel yağlanma ve selülit sorunuyla baş başa kaldığınızı gözlemliyor olabilirsiniz. Karboksi terapi, awt, kavitasyon ve hatta daha rahat kilo vermenize yarımcı olacak akupunktur yöntemlerini araştırmanızı öneriyorum.

30'lu yaşlar, hayatın tam ortasında, erken olgunluk yıllarının başlangıcı olarak kabul edilir. İlk yaşlılık belirtilerinin yok olmasını 40'lı yaşlarda hala 30'unda gözükmek ve uzun süren erken olgunluk yıllarını yaşamak istiyorsanız, estetik cerrahiden, medikal uygulamalardan ve aktif kozmetik ürünlerinden faydalanabilirsiniz.

Yirmili yaşların sonunda göz çevresinde ilk yaşlanma belirtileri kendilerini göstermeye başlar. Yavaşlatıcı ve önleyici müdahalelerle yıpranmayı engelleyebilir, her yaşta bakışlarınızın çekiciliğini koruyabilirsiniz. 

Superplast Estetik Cerrahi Merkezi’nden Estetik Plastik Rekonstrüktif Cerrahi uzmanı Op.Dr. Hüseyin Güner, Göz çevresindeki genel sarkma ve gevşemelerin göz kapaklarına ağırlık yapmasıyla oluşan estetik sorunların , bleferoplasti ile çözülebileceğini belirtiyor.

Yüzde yaşlanmanın ilk ve en belirgin olarak fark edildiği bölge göz çevresidir. Burası hem çok ince yapıda, hem de en yoğun mimiklere sahip bölgedir. Göz kapakları çok hassas olduklarından göz çevresinin en çok yıpranma belirtisi gösteren yeridir ve yaş ilerledikçe göz kapağı düşüklüklerinin görülmesi kaçınılmazdır.

İlk kırışıklıklarda en etkili yöntemler botoks ve dolgu
Superplast Estetik Cerrahi Merkezi’nden ,EstetikPlastik Rekonstrüktif Cerrahi uzmanı Op. Dr. Hüseyin Güner, estetik teknolojilerinin donanımlı uzmanlar tarafından uygulanması gerektiğini belirtti ve şunları ekledi: 

“Yirmili yaşların sonlarında göz çevresinde kaz ayağı dediğimiz ince kırışıklıklar için botoks kullanımı oldukça yaygındır ve kırışıkların yerleşmesini önleyerek yaşlanmayı geciktirir. Otuzlu yaşlarla birlikte göz kapaklarının hemen altında, yanak üst sınırında koyu gölgeyle belirginleşmiş oyuklar ortaya çıkar. Bunun nedeni yanakların gevşeyip aşağı doğru sarkmasıdır. Bu oluklar hyalüronik asit ve kişinin kendisinden alınan (otolog) yağ dokusu gibi dolgu malzemeleriyle doldurulabilir.”

Yaş dönemine göre doğru çözümler üretilmeli
Her yaş dönemine ait problemlerin farklı çözümler gerektirdiğini belirten Op. Dr. Güner şöyle devam etti: “Özellikle otuzlu yaşların ortasından sonra önlem alınmazsa yaşlanma etkileri daha hızlı göze çarpmaya başlar, bu dönemde yüzün orta kısmı genellikle aşağıya doğru yer değiştirir. 

Aşağıya doğru kayan alınla beraber kaşlar da üst göz kapaklarının üzerine sarkmaya başlar. Sarkan alın ve kaşların ağırlığını kaldıramayan gözkapakları da zamanla aşağı doğru kayar. Kırklı yaşların başında artık botoks ve dolgu yöntemlerinin yeterli olmayacağı bu durumlarda farklı ve bazen kombine çözümler üretilmelidir. Şakak germe (temporal lifting) ile gözlerin üzerine yığılmış kaşlar doğru konumlarına geri getirilebilir ve bölgedeki sarkma ortadan kaldırılarak kaz ayakları yok edilebilir. 
Op.Dr. Hüseyin Güner

Her iki göz kapağı için de bu düzeltmeler yapıldıktan sonra bleferoplasti (göz kapağı ameliyatı) ile sadece geriye kalan kas ve deri fazlalıklarını gidermek yeterli olacaktır.”

İleri yaşlarda yüz bütün olarak ele alınmalı
Göz kapağı estetiği ameliyatlarında göz kapağı derisi, deri altındaki ince kas tabakası ve göz torbalarını dolduran yağlar alınmaktadır. Ancak yalnızca tek bir yöntem istenen gençleşmeyi sağlamada yeterli olmayabilir. 

Örneğin, ellili yaşlarda artık yüzdeki tüm yapılarda sarkma meydana gelmiş olduğundan, bu noktada artık bleferoplasti ile yüz ve boyun germe ameliyatlarının bir arada gerçekleştirilmesi uygundur. Ancak bu yaşlarda olup neştersiz bir şekilde gençleşme etkisi görmek isteyen kişiler kan dolaşımını düzenleyici bir yöntem olan PRP (platelet rich plasma), kök hücre enjeksiyonları ile birlikte yapılan lazer uygulamaları sonucunda göz çevresinde yıllar öncesindeki canlılık ve tazeliklerine tekrar kavuşabilirler.

Tatili mevsiminin devam ettiği yaz günlerinde, sıcak havalardan bunalanlar 3 yanı denizlerle çevrili ülkemizin, sahil beldelerini doldurmaya başladılar. 

Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur, deniz ve deniz suyunun faydalarını ayrıca cildimize ek olarak yaz mevsiminde neler yapmamız gerektiğini anlattı.

" Ülkemiz yaz aylarında eşsiz güzelliğiyle, deniz, güneş ve deniz suyunun tüm nimetlerinden faydalanabileceğimiz bir ülke. Henüz anne karnında bir su haznesinin içinde gelişim gösterdiğimizi düşünürsek, biyolojik olarak, suya alışkın ve su sesini seven bir yapımız var" ifadesinde bulunan Op. Dr. Bülent Cihantimur sözlerine şu şekilde devam etti: "Beyin dalgalarımız, su sesini işitince, kalp ritmi üzerinde sakinleştirici bir etki yaratır, bedenimiz, bu şekilde daha fazla oksijen talep eder ve derin nefes alma ihtiyacı hissederiz. Deniz kenarındaki iyotlu hava ise, zihnin ve bedenin aynı doğrultuda gençleşmesine fayda sağlıyor".

Negatif İyonlar Mutlu olmamızı sağlıyor

"Deniz kenarında son derece kaliteli bir uyku süreci yaşamamızın altında da yine bu deniz havası yatıyor. Oksijeni absorbe etmemizi hızlandıran negatif iyonlarla yüklü deniz havası, serotonin salgılanmasına yani, strese karşı savaşarak, mutlu olmamızı sağlar. Beden enerjiyle dolar. Ayrıca kronik deri hastalıkları üzerinde de güneş ışığıyla birlikte iyileştirici bir etkiye sahiptir. " diyen Cihantimur, deniz havasının güneşle birleştiği noktada ise, cilt üzerinde son derece etkili bir tedavi süreci başlattığının altını çiziyor.

Deniz suyunun şifalı içeriği

"Araştırmalar gösteriyor ki deniz suyunun içerisinde 90'a yakın faydalı hatta şifalı diyebileceğimiz madde mevcut. Bunların içinde en önemlisi potasyum klorürdür. Potasyum klorür, cildin elastikiyet derecesini artırır ve cilt dış yüzeyini pürüzsüz, canlı ve genç hale getirir. Bu yüzden, uygun saatlerde ve güneşin zararlı etkilerini dışlayan kremlerle desteklenmiş güneş ve deniz banyosu, cilt için son derece faydalıdır" diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, yaz mevsimi boyunca olabildiğince deniz suyundan ve güneşten istifade etmenin hem fiziksel, hem de psikolojik olarak bedene olumlu geri dönüşler yapacağını vurguladı. Ayrıca sabah akşam cildin mutlaka Örümcek Ağı kremi gibi, içinde kök hücre ve peptit gibi aktifler barındıran yaşlanma karşıtı ürünlerle desteklenmesi gerektiğini de söyledi.

Artık bacak güzelleştirme estetik cerrahisiyle, son derece pratik ve iyileşme dönemi kısa süren bir müdahale ile bacaklardaki çarpıklık ve yağ dağılımı sorununu çözümlenebiliyor.

Estetik Plastik ve Rekonstrüktüf Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur:" Çarpık bacak ve bacaklardaki yağ dağılımı sorunu, özellikle bayanların istediği kıyafeti giyememelerine ve sürekli bacaklarını kamufle eden kombinler yapmalarına neden oluyor.

Genetik ya da olası sebeplerden oluşabilecek çarpık bacak sorunu, estetik beden proporsiyonuna gölge düşürüyor. Bacaklarındaki orantısızlık sebebiyle sorun yaşayanlar, plaj kıyafetleri, tayt ve ya etek gibi giysileri giyememekten ve özgüven kaybı yaşadıklarından şikâyet ediyorlar. Günlük ve özel yaşantısında kendini çok daha iyi hissetmek isteyen pek çok insan, artık bacak Güzelleştirme estetiği dediğimiz, çarpık bacak düzeltme operasyonuna başvuruyor" ifadesinde bulundu.

Hastanın bilinci açık ve sadece belden aşağısı uyuşturuluyor

Sütun gibi bacak söylemiyle, dilimize bile yerleşen, estetik ve orantılı bacak arzusu, bugün, yarım saat süren pratik bir işlemle hayata geçirilebiliyor. Op. Dr. Bülent Cihantimur, çarpık bacağın bir kader olmadığını ve hastanın bilinci açıkken yağ transferi yaparak kontür düzeltme ve dolgu işlemi yaptıklarını dile getirdi: "Hastanın bölgesel yağlanma sorunu yaşadığı alandan alınan yağları, kök hücreden zenginleştirildikten sonra bacaklara enjekte ediyoruz. Kemikteki mevcut eğriliğe dokunmadan sadece yağ enjeksiyonuyla sorunlu kontürü düzeltip, gerekirse, alt üst bacak arasında oranlama yaparak işlemi tamamlıyoruz. Hastanın bilinci açık ve sadece belden aşağısı uyuşturuluyor.

Teknik, çarpık bacak düzeltme operasyonu olarak geçse de, bacağında herhangi bir çarpıklık olmamasına karşın, yer yer çöküklük ve üst alt bacak arasında orantısızlık olan hastalarımıza da bu tekniği uygulayabiliyoruz".

En etkili ve en konforlu teknik

Kemik yapısındaki eğriliğin düzeltilmesinin son derece sıkıntılı ve hastayı zorlayıcı bir yöntem olduğunu söyleyen Dr. Cihantimur, "Bu teknikle en etkili ve hastaya iyileşme sürecinde en konforlu süreci yaşatabiliyoruz. Hastanın kök hücreden zenginleştirilmiş kendi yağının, çarpık bacak düzeltme operasyonunda kullanılmasının pek çok avantajı bulunuyor. Hastalar bu teknikle hem bölgesel yağlanma sorunundan kurtuluyorlar, hem de sentetik yapay dolgu malzemeleri kullanmadan, kendi yağlarını kullanıyor olmanın avantajını yaşıyorlar.

Mikro girişlerle çekilen yağ, bacaklara yine mikro girişlerle transfer ediliyor ve herhangi bir kesi yapılmadan ve iz bırakmadan uygulanıyor. Çarpık bacak ameliyatlarındaki gibi risklerin olmadığı ve tek seferde sonuca ulaştıran bu teknik sayesinde, çarpık bacaklar kader olmaktan çıkıyor" ifadesinde bulundu.

Yaşlanmanın ilk belirtileri özellikle yüzümüzde kendini gösteriyor. Zaman içerisinde, yer çekimi ve yüzümüzdeki hacmin ve kolajenin azalması ile yüzümüzde ve vücudumuzda sarkmalar ve kırışıklıklar oluşuyor. Günümüzde uygulanmaya başlanan yeni yöntemler ile ameliyatsız gençleşmek mümkün olabiliyor.

Medikal Estetik Uzmanı Dr. Jale Şenyurt, ameliyatsız yüz germe uygulaması olan Örümcek Ağı Estetiğine dair sorularımızı cevapladı.

Ameliyatsız Yüz Germe Nedir ?
Günümüzde ameliyatsız, iple yüz germe, cerrahi operasyona bir alternatif olarak kullanılıyor. Bu yöntem, yüze, boyuna ve vücudun her bölgesine uygulanabilmektedir. Lifting etkisi, hem uygulanan iğneler tarafından, hem de vücudun iplere reaksiyon olarak hayata geçirdiği aksiyon mekanizması tarafından sağlanır. Bu reaksiyon, anında vücut tarafından algılanır ve vücut biyolojik fibroplast, kollajen ve elastin üretir. Böylece lifting etkisi iki katına çıkmış olur.

Ameliyatsız İple Yüz Germe Uygulaması için Kimlere Yapılabilir ?
Yüzünde kırışıklıklar ve sarkmalar oluşan, alt göz kapaklarının altında, ağız ve dudak çevresinde kırışıklıklar varsa, çene altındaki cilt sarkıyorsa, yüzünü gençleştirmek ve yenilemek isteyen herkes faydalanabilir.

Ameliyatsız İple Yüz Germe Uygulaması Nasıl Yapılmaktadır?
Öncelikle yüz temizlenir. Ardından anestezik krem uygulanır. Gereken bölgelerde işaretlenen noktalara, çok ince iğneler içerisine yerleştirilmiş PDO (polidioksanon) ipler uygulanır (enjekte edilir). PDO iplere reaksiyon olarak vücut fibroplast ve büyüme faktörü içeren kollajen üretiyor, böylece lifting etkisi çifte katlanmış oluyor. Uygulama sonrası aradaki fark hemen görülebilir. Bu fark zaman geçtikçe daha net belli oluyor ve cilt giderek daha çok geriliyor. Üç ay sonra nihai sonuç tamamen görülebiliyor ve etkisini 12-18 ay boyunca sürdürüyor. Uygulama süresi yaklaşık 30 dakikadır.

Uygulama Öncesi Muayene Nasıl Yapılıyor?
Estetik ve Plastik Cerrah, kişiyi muayene ederek ameliyat öncesi fotoğraflarını çeker. Muayene esnasında, doktora, medikal geçmişin, kullanılan ilaçların, ilaç alerjilerinin paylaşılması gerekmektedir. Doktor edindiği tüm bilgiler ile ameliyatın tüm değerlendirmelerini yapacaktır. Muayene sonrası duruma göre ameliyat öncesi yapılması gereken tüm detaylar kişi ile paylaşılır.

Uygulamanın avantajları nelerdir ? Yan Etkisi Var mı ?
Ağrısız, basit ve güvenli olarak çok kısa bir süre içinde yüz germe uygulamasıdır. İpler kendiliğinden çözümlenebilir ve zararsızdır. Kolajen üretimi aktive olur, ince kırışıklıklar giderilir, anında iyileşme sağlanır ve hiçbir yan etkisi yoktur.

Son olarak, bu tür uygulamaların mutlaka konusunda uzman medikal estetik ve plastik cerrah tarafından yapılmasına dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatmak isterim.