En Son Paylaşılan Haber
Etiket : Genel Sağlık
Kadınlara "fazla kilolusun" demenin de bir şiddet türü olduğuna dikkat çekildi. Kadınları kiloları nedeniyle horlamanın hem beden hem de ruh sağlığını bozan duygusal şiddet etkisi yapan kadınlara bedenleriyle barışmaları ve kendilerine değer vermeleri çağrısında bulunulduKadına şiddetin gündemden düşmediği günümüzde kadınlara "fazla kilolusun" demenin de aslında bir şiddet türü olduğunu biliyor muydunuz? Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan, kadını fazla kilosu bulunduğu için horlayarak sağlığını ve psikolojini bozmanın duygusal şiddet olduğuna dikkat çekerek, "Bu tür söylemler kadınların güvenini zedeler. Kadınlarda fazla kilo aslında irade zayıflığının değil, kendine bakmamanın göstergesidir. Onları hor görerek hem beden hem de ruh sağlıklarını bozmayın" uyarısını yaptı.
Kilosundan dolayı sürekli eleştirilen, baskı gören kadınların bir süre sonra kilo vermeyi ve zayıflamayı en büyük başarı olarak hayatının merkezine koyduğunu aktaran Gürhan, "Bu durumda kadınlar kilolarından bir an önce kurtulmak için sağlığını tehlikeye atabilecek tehlikeli kilo verme yöntemlerine açık duruma geliyor. Kilo vermek için her yolu deniyor, sağlığını ve yaşamını tehlikeye atıyor" dedi.
Kilo irade zayıflığından kaynaklı değil!
Kamuoyundaki yargının aksine, çoğu kadının irade zayıflığından değil, kendine bakmadığı, beslenmesine özen göstermediği için kilo aldığını da hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Nil Şahin Gürhan, kilo vermek isteyen kadınlara şu tavsiyeleri yaptı:
Kendinizle ve bedeninizle barışın!
Sağlıklı beslenin. Sağlıklı beslenen kişilerin enerjisi yüksek, duruşu sağlam, hafızası berrak, cildi parlak ve saçları canlı olur. Daha genç ve bakımlı görünür.
Kilo vermek için acele etmeyin. Kilo vermek bir süreç ve bu süreç ne kadar sağlıklı olursa, sonuç da o kadar başarılı olur. Kendi bedeninin farkında olan kişi diyette de başarılı olur. Başarı da mutluluk getirir. İnsanın üzerindeki yük azaldıkça enerjisi artar, hareket kabiliyeti yükselir, daha rahat ve kolay kilo verir.
Sağlıklı beslenin enerjiniz artsın!
Sağlıklı ve yeterli beslenen insanların aynı zamanda pozitif olduğunu da açıklayan Gürhan, şunları söyledi: "Kendine güvenleri de yükselir. Hayat enerjileri artar. İş hayatında daha başarılı olur, engelleri daha rahat aşarlar. Sağlıklı beslenen kadınların fiziksel görünümleri değişirken daha rahat kıyafet seçerler. Bu da onları mutlu eder."
Nil Şahin Gürhan, sağlıklı beslenmenin aynı zamanda yeni nesillerin geleceği için de çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Sağlıklı anneler sağlıklı çocuklar demek" değerlendirmesinde bulundu.
Anne adayları, bebek sahibi olmanın verdiği heyecan ve mutluluğu yaşarken, hamileliğin getirdiği hormonal ve fiziksel değişimlere de alışmaya çalışır. Özellikle bu sürecin dışında görülen baba adayları eşlerinin yeni haline alışmakta zorlanabiliyor. Bazı baba adaylarında da hamilelikte yaşanan duygu durumları ve fiziksel değişimler gözlemlenebiliyor. Kuvad sendromu olarak adlandırılan bu durum, nadiren de olsa diğer aile üyelerinde ve çocuklarda da görülebiliyor. Academic Hospital'dan Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Duygu Biçer, Kuvad sendromu hakkında bilinmesi gerekenleri anlatıyor.
Kuvad (couvade) sendromu, baba adaylarının hamile eşlerinin gebelikleri boyunca, doğum sırasında ya da her iki dönemde birden çeşitli fiziksel belirtilere yakalandıkları bir bozukluktur. Sözcük, Fransız Bask dilinde kuluçkaya yatmak, yumurtadan çıkmak anlamına gelen couver kelimesinden türetilmiştir. Bu terim, endüstrileşmemiş kültürlerin birçoğunun bireyleri tarafından gerçekleştirilen ilginç bir ritüeli tanımlar. Bu gelenek, doğum sırasında babanın yatağa yatması, oruç tutması veya belli yiyeceklerden uzak durması, doğum sancılarını taklit etmesi ve genellikle doğurmakta olan kadınlara gösterilen ilginin ona da gösterilmesinden oluşan durumlardır.
Sanıldığından daha yaygın
Yapılan çalışmalar kuvad sendromunun yaygınlığının yüzde 11-65 arasında olduğu sonucunu veriyor. Kişilerin yaşamlarını etkilemeyecek düzeydeki belirtiler de dahil edildiğinde oran daha da yükselirken, ortaya çıkan veriler durumun hiç de ender olmadığını gösteriyor. Belirtiler en çok gebeliğin son 3, özellikle son 1 ayında daha sık görülüyor. Örnek olarak; 267 baba adayının üzerinde çalışma yapan Lipkin ve Lamb (1982), yüzde 22'sinin eşlerinin gebelikleri sırasında mide ve bağırsaklarla ilgili (gastrointestinal) yakınmalara tıbbi yardım aradıklarını saptamıştır. Lipkin ve Lamb bu araştırmalara göre, gebeliğin 6 ay öncesinde ve doğumun 6 ay sonrasında baba adaylarında bu yakınmaların hiçbirinin bulunmadığını tespit etmiştir.
Erkeğin babasıyla geçirdiği çocukluk dönemi önemli
Yapılan çalışmaların sonuçlarına göre kaygılı bir yapıya sahip, siyah ırka mensup ve sosyoekonomik durumu düşük baba adaylarında kuvad sendromuna daha sık rastlandığı görülmüştür. Kuvad sendromunun altında yatan diğer toplumsal ve duygusal nedenler incelendiğinde ise, baba adayının küçük yaşta babası tarafından terk edilmiş olması, plan dışı gebelik, düşük eğitim düzeyi, ekonomik güvence eksikliği, etnik-dinsel kimlik ve evlilikte geçimsizlik gibi faktörler saptanmıştır. Ayrıca annelerine çok bağlı ve ilk cinsel ilişkilerini 18 yaşından sonra yaşamış erkeklerde de kuvad sendromunun daha sık görüldüğü ortaya çıkmıştır.
Belirtilerin zamanı değişkenlik gösterebilir
Baba adayları üzerindeki kuvad semptomları gebeliğin yaklaşık 3. ayından itibaren herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir. Çok nadir olarak belirtiler, kişi eşinin gebe olduğunu fark etmeden önce ortaya çıkar. Semptomlar, başlangıçtan itibaren giderek düşme eğilimindedir ancak genellikle son 3 ayda, doğumdan hemen önce veya doğum sırasında ikinci bir yükselişe uğrayabilir.
Olguların yaklaşık üçte biri oranındaki belirtiler, doğum sancıları başlamadan ortadan kalkar. Fakat bazen tam bitti sanıldığı sırada belirtiler tekrar nüksedebilir. Diğer üçte birinde, bebek doğar doğmaz semptomsuz hale gelir. Geri kalanlardaysa belirtiler birkaç gün daha sürebilir. Ayrıca kuvad sendromunun fiziksel belirtilerine kaygı da eşlik edebilir.
Etkileri sadece psikolojik değil
Sendromun en sık görülen belirtileri gastrointestinal bozukluklardır. Bunlar; iştahsızlık, diş ağrısı, bulantı ve kusma (bilhassa sabah kusmaları), hazımsızlık, tanımlanamayan karın ağrısı, kabızlık veya ishaldir. Depresyon, gerginlik, uykusuzluk, sinirlilik, huzursuzluk, zayıf düşme ve baş ağrıları gibi belirtiler ise psikiyatrik semptomlardır. Ayrıca zaman zaman gebelikteki gibi aşerme ve nadir de olsa karında şişme gibi durumlar da görülebilir.
Kuvad sendromunun sebepleri, hem psikodinamik hem de biyolojik zeminde araştırılsa da ortaya çıkış sebepleri henüz tam anlamıyla aydınlatılamamıştır. Psikodinamik ilkeler bağlamında, baba adayının bilinçdışı doğuma imrenme, anne adayıyla özdeşim, babalığa ilişkin karışık duygular yaşama, gizli eşcinsellik, fetüsü rakip olarak algılama gibi etmenler üzerinde de durulur.
Destekleyici psikoterapi ile iyileşme mümkün
Kuvad sendromuna tutulanların çoğuna tedavi gerekmez. Bunun sebebi ise olguların çoğunun durum fark edilmeden kendiliğinden geçmesidir. Ayrıca kuvad sendromu yaşayanların çok azı psikiyatriste yönlendirilir. Bu tanıyı alan kişide, kaygıyı azaltmayı hedefleyen yorumlama ve destekleyici psikoterapi rahatlama sağlayabilir. Son olarak kuvad sendromunun seyri genel olarak iyidir. Gelecek gebeliklerde durum tekrarlayabilse de, buna kesin gözüyle bakılmaz. Eğer baba adayında eşin bir sonraki gebeliklerinde bu sendroma ait bulgular görülüyorsa vakit kaybetmeden bir uzmana danışılmalıdır
30 lu yaşlarda olamaz galiba yaşlanıyorum , 40 lı yaşlarda keşke daha önce kendime baksaydım dememek için henüz gençken cildin korunması gerekiyor.KadıköyŞifa Sağlık Grubu Ataşehir Hastanesi Kaliteli Yaşam Polikliniği Direktörü Dr. Yasemin Savaş, Cilt dokusuna ne kadar erken özen gösterilirse ilerleyen yaşlarda o kadar iyi yanıt alınabileceğini vurguluyor
Cilt 20 li yaşlarda gelişimini tamamlar. Bu yaşlarda kollajen üretimi maksimumdadır ve cilt sağlıklıdır. Ancak , bazen cilde yeteri kadar özen gösterilmediğinden bazen de hormonal nedenlerden karşımıza akne sorunları, izleri çıkabilir. Sağlıklı beslenme, spor , güneşten korunma , özel cilt bakımları , sigara, alkoldan uzak durmak gibi bir takım tedbirler ile doktor muayenesinin ardından yine doktor önerisiyle uygun ürünler kullanarak evde bakım ve temizliğinin yapılması ile cildi daha sağlıklı hale getirir ve ileri yıllara taşımış oluruz.
Cildi korumak için en önemli faktörlerden bir tanesi güneşin zararlı etkilerinden korunmaktır. Güneş koruyucunuz UVA ve UVB filtreleri ve minimum 15 koruma faktörü içermelidir. Güneş koruyucular dışarı çıkılmadan 15 dakika önce uygulanmalı, terleme ya da suyla temas sonrası tekrar sürülmelidir.
Sigara kullanımı vücudumuzda genel yaşlanma sürecini hızlandıran biyokimyasal değişikliklere neden olur. On yıldan uzun süre günde ortalama 10 sigara içen kişilerde deri yaşlanması hızlanır. Sigara dumanı derimizi besleyen damarları daraltır. Oksijen ve A vitamini gibi gerekli besinlerin deriye ulaşmasını azaltır. Sigara, kolajen ve elastinin yapısını da bozar. Sonuç olarak cilt erken sarkar ve kırışır.
20 li yaşlarda ancak patolojik bir neden varsa estetik cerrahi önerilir. Ayrıca , bu yaşlarda ince dudakları daha belirgin hale getirmek için dudak dolgusu, akne izleri ve canlandırma, peelingler , soruna yönelik özel cilt bakımları ve akne bakımları yapılabilir.
Sorunlar küçükken başa çıkmak gerekir….
30 lu yaşlarla beraber cildimizde destek ihtiyacı başlar. Bu ihtiyacın karşılanması cildin yıpranmasını , kırışıklık , lekelenme, elastikiyet kaybı ve çizgilerin derinleşmesi gibi bazı sorunların çözümüne destek olur. Bu yaşlarda kontrol edilemeyen mimikler, alındaki enine kırışıklıklar ve kaş ortasındaki dikine çizgiler , kaz ayakları , düşen kaşları hafifçe yukarı kaldırmak için bazı uygulamalar yapılabilir. Botoks, anti-aging cilt tonu düzensizliği veya leke tedavisi amaçlı peelingler , karbon peeling ve koruyucu lazer uygulamaları , ince dudakları ya da elmacık kemikleri belirginleştirmek , yüzde lifting sağlamak yüz ovalitesini biçimlendirmek için dolgu , nemsizlikle başa çıkmak , kollagen , elastin , HLA üretimini artırmak için PRP , gençlik aşısı veya mezolift , gıdı için lipoliz , radyo frekans (ütüleme ) bun uygulamalardan bazılarıdır. Ayrıca bu yaşlarda boyun ve ellerde de ince kırışıklık, kuruluk başlar ve bunlara yönelik tedavilerde önerilir.
Medikal estetiğin doğru zamanı…..
40 lı yaşlar medikal estetiğin en doğru zamanıdır. Yüz bölgesinde önce orta yüz , ardından göz altı ve en son elmacık bölgesinde yağ kayıpları başlar ve bu kişiyi olduğundan daha mutsuz ve yorgun gösterir. Bu yaşlarda yağ kayıplarına derin çizgilerde eşlik eder. Boyunda , dekoltede de nem kayıpları , ince çizgilenmeler kırışıklıklar oluşur. Ayrıca , ellerde de yağ kayıpları , damarların belirginleşmesi ve lekeler ortaya çıkar. Bu yaşlarda alın ve göz çevresine botoks -dolgu kombinasyonları , hacim kaybına bağlı bozulan ovalitenin tekrar oluşturulması için fokuslu USG , örümcek ağı ve altın ip , fraksiyonel lazer , hacimlendirici dolgu uygulamaları, cilt bakımları yapılabilir.
50 li yaşlarda ise; Menopoz sonrasında östrojenin azalmasıyla hızlı yaşlanma olur dolayısıyla bu döneme kadar iyi bakılmış bir cilt bu dönemi daha az hasarla geçirir. Yağda kayıp oranları daha da artar . Yüz ovalitesini iyice kaybeder yorgun ve üzgün ifade yüze iyice oturur. Ovalitesini kaybeden yüz kare yüz şeklini alır. Yorgun ve üzgün görünüme sebep olan yağ dokusu kayıpları için yoğun dolgular , alındaki enine kırışıklar, göz çevresindeki kaz ayakları ve kaşlara botox, cilt tonu eşitsizliği, leke ve anti-aging için kimyasal peelingler, ciltte canlılık nemlenme kapasitesini daha fazla artırmak , kollagen, PRP , yoğun kombinasyonlu mezolift veya gençlik aşısı, bozulan yüz ovalitesi için örümcek ağı ve altın ip , fraksiyonel lazer , iğneli radyofrekans yöntemi yapılabilir.
Kış mevsiminde vücudumuz soğuk havaya uyum sağlamak için daha fazla enerji harcayıp, güçsüz düşebilir. Hisar Intercontinental Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Apuhan, kış mevsiminde enfeksiyon hastalıklarına karşı dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.
Kış mevsiminde vücudumuz soğuk havaya uyum sağlamak için daha fazla enerji harcayıp, güçsüz düşebilir. Özellikle kış mevsiminde insandan insana kolay geçebilen bu hastalıklarda, mevsim dolayısıyla insanların neredeyse tüm gün kapalı mekanlarda bulunması nedeniyle bulaşma riskinin oldukça yüksek olduğunu vurgulayan Apuhan, özellikle bu mevsimde; bol sıvı tüketiminin, hijyen kurallarına uymanın önemini ve vitaminden zengin besinlerle beslenilmesi gerektiğinin enfeksiyon hastalıklarına karşı alınabilecek önlemlerden bir kaçı olduğunu belirtti.
Kendinizi koruyun
Hastalık, kişinin hapşırması veya öksürmesi sırasında havaya karışan ve havada bir süre asılı kalan virüslerin solunmasıyla, hasta kişinin salgılarıyla temas edilmesiyle bulaşır. Kışın genel olarak kanda D vitamini seviyeleri daha düşük bulunur. Güneş ışınlarının bu mevsimde daha az olması da bir etken olabilir. Güneş ışığı insanlar için en büyük D vitaminlerinden biridir. Enfeksiyonlara karşı korunmada da rolü büyüktür. Özellikle D vitamininin eksikliği grip, nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonları, bazen de zatürree gibi akciğer enfeksiyonları artırabiliyor.
Kış aylarında hastalıkların çoğu solunum yoluyla alınıyor
Solunum yolu; burun, sinüsler ve gırtlak üst solunum yolları olarak bilinir. Bu yüzden, üst solunum yolu enfeksiyonları denilince, bu bölgeyi tutan iltihabi hastalıklar akla gelir. Üst solunum yolu enfeksiyonları, kış aylarında nezle, grip, bademcik iltihabı, farenjit, larenjit, sinüzit ve orta kulak iltihabı en sık görülen üst solunum yolu hastalıklarındandır.
Belirtileri önemseyin
Hastalığın tutulduğu bölge ve tipine göre değişmekle beraber; genel olarak üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri; burun akıntısı, burun ve başta dolgunluk hissi, ateş, baş ağrısı, geniz akıntısı, öksürük, hapşırma, boğazda yanma-ağrı, bazen gözlerde sulanma, çapaklanma, adele ağrıları, halsizlik ve iştahsızlıktır.
Olabildiğince kalabalık ve kapalı ortamlardan uzak durun
Soğuk havalar, kapalı ve kalabalık ortamlarda (okul, kreş, kışla, işyeri vb.) geçirilen sürenin artması, hasta kişilerle temas, vücut direncinin azaldığı ve mikropların daha da aktif hale geldiği kış aylarında, her yaşta insanın daha çok hastalıklarla karşı karşıya kalmasına neden olabilmektedir.
Doktorunuza danışmadan antibiyotik kullanmayın!
Bu enfeksiyonların tanısında en önemli nokta, viral enfeksiyonların bakteriyel enfeksiyonlardan ayırt edilmesidir. Virüslerin neden olduğu üst solunum yolu hastalıklarının tedavisinde, antibiyotiklerin yararı olmadığı gibi, solunum yollarındaki yararlı bakterileri baskılayarak daha çok zararlı olabilirler.
Bitki çayları şifa olabilir
Kış ayı, üst solunum yolu hastalıklarının en çok görüldüğü ve bağışıklık sisteminin düştüğü
bir mevsimdir. Vücudumuzu tehdit eden ve hastalıklara sebep olan bakteri ve virüslere karşı
dayanıklılığı arttırmak gerekir. Kışla birlikte artan ve üst solunum yollarını etkileyen hastalıkların
öksürük, balgam gibi belirtilerini hafifletmek için bazı bitki çaylarından yardım alınabilir. Sıcak
bitki çayları hem boğazı yumuşatarak ciğerleri ve mide kaslarını zorlayan öksürüğü hafifletir,
hem de balgam ile birlikte enfeksiyonun vücuttan daha hızlı atılmasını sağlar.
Bulunduğunuz ortamda olabildiğince doğal havalandırma yapılmalı
Hastalığın bulaşmaması için öncelikli olarak hijyen kurallarına uyulması gerekiyor. Hasta olan kişilerden olabildiğince uzak durulmalıdır. Elle veya yanakla tokalaşmak yerine uzaktan selamlaşma her zaman olası riski azaltır.
Elleri sık sık yıkamak gerekir.
Özellikle çocuklara ellerini uygun sürede, su ve sabun kullanarak yıkamaları gerektiği öğretilmelidir. Hijyen koşullarının özellikle su ve gıdaların takibinin yapılması, gıda çalışanlarının portör taramalarının düzenli yapılması gerekir. Kapalı ortamlarda pencere ve kapıları açarak ortamdaki nem miktarının artması için zaman zaman doğal havalandırma yapılmalıdır. Ofislerde çalışanlarda klimayı gün içerisinde mümkün olduğunca az kullanmalıdır.
Nem dengesini koruyucu klimalar tercih edebilir veya bulunduğunuz ortamda nemi sağlamak için, sürekli bir bardak su bulundurabilirsiniz. Ortamdaki nem oranı yüzde 40-60 arasında olmalıdır.
Sıvı tüketimini ihmal etmeyin
Vücut direncini artırmak için beslenme ve sıvı tüketimine özen gösterilmelidir. Günde yaklaşık olarak 2,5–3 litre su içilmelidir. Bol sebze ve meyve, A, C ve E vitaminlerinden zengin soğan, sarımsak, havuç, limon, portakal, mandalina, greyfurt, yeşil biber, marul ve salata bol bol tüketilmelidir. Bitkisel yağlar tercih edilmeli ve haftada en az bir kez balık yenilmelidir. Şekersiz bitki çayı ve en önemlisi de su tüketimi arttırılmalıdır.
Her yıl düzenli olarak grip aşınızı olun.
Sigara ve alkolden uzak durulması gerekir. Her ikisi de vücudun sinsi düşmanıdır ve bağışıklık sistemini bozarlar. Enfeksiyonlara, alerjilere ve bazı kanserlere zemin hazırlarlar. Düzenli uyku, düzenli egzersiz ve kışın D vitamini takviyesi almak bağışıklık sistemini güçlü tutar. Grip aşısı mutlaka olunmalıdır. Burnun içinde yapısal bozukluk varsa giderilmeye çalışılmalıdır. Çalışanlar için, kişi iyileşene kadar birkaç gün ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Tüm bunlara rağmen genel durumu bozulan kişiler en hızlı sürede en yakın sağlık merkezine veya hekime müracaat etmelidirler.
Hormonal hastalıklar ülkemizde ve dünyada çok sayıda kişiyi etkileyen kronik takip ve tedavi gerektiren problemlerdir. Bu hastalıkların erken teşhisi hastalıkların seyrini olumlu yönde etkiler.Medicana International İstanbul Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fevzi Balkan, "Farkında olmadığınız ve ciddi tehlikeler barındıran, vücudunuzdaki bazı değişiklikler hormonal olabilir. Fazla kilo alımı, stres, tüylenme, yorgunluk, adet düzensizliği, kilo verememe, şeker düzensizliği gibi belirtilerde hormanal hastalıkların araştırılması gerekir. İleriye dönük riskleri önlemek için Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanına başvurmanız önemlidir" dedi.
Hormonal Hastalıkların 25 Belirtisi
Peki hormonal hastalıklar kendilerini nasıl gösterir. İşte 25 belirti:
1- Kilo Alımı Ve Kilo Verememe: İnsülin direnci, şeker hastalığı, polikistik over sendromu, cushing sendromu ve hipotiroidinin habercisi olabilir.
2- Tatlı Krizleri, Sık Sık Acıkma: Hipoglisemi ve insülin direncinin habercisi olabilir.
3- Adet Düzensizliği, Tüylenme Artışı: Yumurtalık kistleri, böbreküstü bezi rahatsızlıklarında görülebilir.
4- Karında Mor Stria (Çizgilenmeler): Cushing sendromunun belirtisi olabilir.
5- Yorgunluk: Tüm hormonal hastalıkların ortak belirtilerinden biridir.
6- Boyunda Şişlik Ve Ağrı: Guatr, tiroid nodülünün habercisi olabilir.
7- Çarpıntı, Ellerde Titreme: Hipoglisemi ve tiroidin bezinin fazla çalışmasının belirtisi olabilir.
8- Aşırı Terleme: Tiroidin fazla çalışması böbreküstü bezi hastalıkları ve şeker düşmesinin belirtisi olabilir.
10- Kilo Kaybı: Şeker hastalığı, tiroidin fazla çalışmasının belirtisi olabilir.
11- Vücut Ağrısı: Paratiroid bezi ve D vitamin eksikliğinin belirtisi olabilir.
12- Kemik Erimesi, Kemiklerde Kırılma: Osteoporozun belirtisi olabilir.
13- Çenede Büyüme: Akromegalinin belirtisi olabilir.
14- Göğüslerden Süt Gelmesi: Prolaktinomanın belirtisi
15- Büyüme Gelişme Geriliği: Hormon eksikliklerinin, vitamin ve demir eksikliği nedeni ile olabilir.
16- Sakalın Çıkmaması: Erkeklik hormonu eksikliğine bağlı gelişebilir.
17- İktidarsızlık: Testosteron hormon eksikliği, prolaktin fazlalığı, tiroid bezi ile ilgili problemlerde olabilir.
18- Göğüslerde Büyüme: Erkeklerde jinekomasti olarak adlandırılır, araştırılmalıdır.
19- Aşırı Uzama: Büyüme hormonu fazlalığının belirtisi olabilir.
20- Ciltte Kalınlaşma: Hipotiroidinin belirtisi olabilir.
21- Kansızlık: Hormon ve vitamin eksikliklerinde, tiroid, büyüme hormonu ile ilgili problemlerde görülebilir.
22- Ellerde Kasılma Ve Uyuşmalar: Paratiroid bezi, magnesyum ve kalsiyum metabolizma bozuklukları ve d vitamin eksikliğinde görülebilir.
23- Kaslarda Seyirme Ve Ağrılar: Tiroid rahatsızlıkları, magnezyum- kalsiyum metabolizma bozukluklarında görülebilir.
24- Saç Dökülmesi: Kadınlarda polikistik over sendromu, böbreküstü bezi bozuklukları ve tiroid bezi problemlerinde görülebilir.
25- Tansiyon Yükselmesi: Cushing sendromu, paratiroid ve tiroid bezi bozuklukları, böbreküstü bezi bozukluklarında görülebilir.
Sitede Ara
Bu Siteyi Takipet
Popular Haberler
-
4 D'li işçiler için Ocak ayı zamlı maaş sorgulama ekranı açıldı
696 sayılı KHK ile taşerondan kadroya geçen 4 D'li işçilerin yeni zamlı maaş sorgulama ekranı açıldı. 17 günlük bordro ÇKYS ekranına d... -
4/D işçi emekli olmak zorunda mı? Olduktan sonra çalışabilir mi?
4/D işçi emekli olmak zorunda mı? Olduktan sonra çalışabilir mi? Kamuda taşerondan 4/D işçi olarak kadroya alınanlar her seferinde bir b... -
KAMUDA VE BELEDİYEDE ÇALIŞAN KAMU İŞÇİLERİNİN 2021 VERGİ DİLİMLERİYLE İLGİLİ ÖNEMLİ RESMİ DUYURU
web sitemizin sağ üst köşesinden sosyal medya hesaplarımızı takibe almanız, ve haberlerimizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız bizler ... -
4/D'Lİ işçilerin 2021 Yılı tayin,becayiş resmi bakanlık duyurusu
4/D'Lİ işçilerin tayin her yıl Mayıs ayında dilekçeler yazılıp il sağlık müdürlüğündeki komisyona sunulur ve Haziran ayında komisyon k... -
4D KAMU İŞÇİLERİ YÜZDE 15 VE YÜZDE 20 VERGİ DİLİMLERİNDE ALACAKLAR BÜRÜT VE NET 2021 YEVMİYELERİ
web sitemizin sağ üst köşesinden sosyal medya hesaplarımızı takibe almanız, ve haberlerimizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız bizler ...
Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
!>