En Son Paylaşılan Haber

Hükümetin yeni teklifi basina sızdı .işte yeni teklif

Etiket : Cinsel Sağlık

Cinsel uyumsuzluk ya da ten uyuşmazlığı çiftlerin birbirlerinden uzaklaşmasına, aldatmaya hatta ayrılık ve boşanmalara neden olan en yaygın sebeplerden biri. Partnerinizle birbirinize deli gibi aşık olabilirsiniz ama ne var ki yatak odasında istekli ve uyumlu değilseniz, o zaman ilişkiniz tehlikede demektir.

Peki partnerinizle uyumlu olup olmadığınızı nasıl anlayacaksınız? Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak'a kulak verelim:

FARKLI LİBİDO SEVİYELERİ: Herkesin aynı seviyede libidoya sahip olduğu söylenemez. Ayrıca sadece erkeklerin daha çok cinsellik istediğini iddia etmek de bir haksızlık. Kadınlar da en az erkekler kadar cinselliği yaşamaya istekli olabilir. Stres, iş yoğunluğu ve yaşam tarzıyla ilgili sorunlar kişinin libidosunu etkileyebilir ve kişinin cinsellikten uzaklaşmasına sebep olabilir ya da başka sebeplerden libido düşüklüğü söz konusu olabilir. Partneriniz ve siz böyle bir problemle karşı karşıyaysanız, durum daha kötüye gitmeden konuşmalı ve gerekirse destek almalısınız.

BASKICI PARTNER: Partneriniz, siz istemediğiniz zamanlarda, seks yapma konusunda size sürekli baskı yapıyorsa ve rahatsız olduğunuz bir şeyi yapmaya zorlanıyor hissediyorsanız, aranızda cinsel bir uyumdan bahsetmek mümkün olmayabilir.

BENCİL PARTNER: Birçok kadın cinsellikte partnerlerinin bencilliğinden şikayet eder. Genelleme yapmaktan kaçınsak da çoğunlukla ilk önce erkeklerin orgazma ulaştığı bir gerçek. Ama bu bir problem olmaktan çıkarılabilir. Partneriniz yine de sizi memnun edebilir. Ama o bencil davranmayı tercih ediyor ve bunun için çaba göstermiyorsa uyumsuzluğun ortasındasınız demektir. Cinsel ilişkide bencillik orta vadede ciddi bir sıkıntı meydana getirir ve bir tarafı mağdur durumuna düşürür.

ESKİ PARTNERLERLE KIYASLAMA: Partnerinizin cinsel yönden sizi eski sevgili ya da eski eşiyle kıyaslaması hiç hoş bir şey olmadığı gibi aynı zamanda sinir bozucu da. Partneriniz sizi sürekli eskiden birlikte olduğu kadınlarla kıyaslıyorsa, bu size saygı duymadığı anlamına gelir. Rahatsız olmanıza rağmen bu rencide edici tavrından vazgeçmiyorsa, konuyu gündemin birinci sırasına almalı ve çözüm üretmelisiniz.

SUÇLULUK DUYGUSU: Partnerinizle yaşadığınız cinsellik sizi duygusal yönden memnun ya da mutlu etmiyor aksine pişmanlık ve suçluluk hissediyorsanız, bu ciddi bir bilinçaltı sebebe işaret edebilir. Bir şeyi yapmaya kendinizi adeta itiliyor gibi hissediyorsanız, sıkıntıya girerek ilişki yaşıyorsanız bu tablo ilişkide uyumsuzluğun ciddi göstergesidir.

YATAKTA AGRESİFLİK: Her iki tarafın da rızası olduğu sürece, yatakta biraz agresiflik normal karşılanabilir. Ama bazı erkekler, partnerlerini rahatsız edecek derecede agresif davranışlar sergilerler. Partneriniz, sizin sınırlarınızı aşacak kadar saldırgan davranıyorsa, bir orta yol bulmanın zamanı gelmiş demektir.

RAHATSIZ EDEN TALEPLER: Çiftlerden biri zengin fantezi dünyasına sahip olabilir. Partneriyle bu anlamda bir dengeye sahip değilse; cinsellikte geniş fanteziye sahip olanın talepleri diğer tarafa ağır, uygunsuz, ters gelebilir. Cinsel ilişkide tek tarafın beklentilerine cevap vermemek konusunda sürekli bir tartışma varsa burada zaten uyum söz konusu olamaz.

CİNSEL UYUMSUZLUĞUN TEHLİKE SİNYALLERİ
Bir ilişkinin, özellikle evliliklerde, uzun süre devam etmesi için partnerlerin cinsel yönden uyumlu olmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, cinsel uyumsuzluğun başlıca sinyallerini ise şöyle sıralıyor:

CİNSEL DÜRTÜNÜZ ÇOK MU ZAYIF? Partnerlerden birindeki zayıf cinsel dürtü, cinsel uyumsuzluk belirtisi olabilir. Fakat bu durum bir hastalık nedeniyle ya da stresten de kaynaklanmış olabilir. Zayıf cinsel dürtü meselesini ciddiye alın ve arkasında yatan sebebi bulmaya çalışın. Tek başınıza çözüm bulamıyorsanız özellikle cinsellik konusunda deneyimli bir uzman desteği alın.

STRES: İş ya da ekonomik sıkıntılar, ailevi sorunlar nedeniyle yaşadığınız stres cinsel yaşamınızı ciddi manada olumsuz etkileyebilir, fakat partnerinizle cinsel yönden uyumsuz olmanız da sizde strese neden olabilir. Partnerinizle daha iyi bir cinsel yaşam için stres ve iş yoğunluğunuzu kontrol altına almaya çalışın. Özellikle stres, korku kaynaklı uyumsuzluk konularında hipnoterapi hızlı bir çözüm olasılığı sunar.

DEPRESYON LİBİDONUZU ÖLDÜREBİLİR: Depresyon partnerinizle cinsel yönden uyumsuz olduğunuzun başka bir belirtisi olabilir. Depresyon, enerjinin düşük olması, yaşamdan zevk almama, çökkünlük şeklinde kendini belli eder ve bu ağır duyguların olduğu yerde cinsel enerjiyi aramak boşunadır. Bu, uyumsuzluk sorununu daha da ağırlaştırabilir ve hatta libidonuzu tamamen öldürebilir. Deneyimli bir uzmana başvurmanın vakti gelmiş demektir.

CİNSEL BİRLİKTELİK AZALIRSA: Partnerinizle cinsel yönden uyumsuz olmanız günlük hayatta ona karşı davranışlarınızda da kendini belli eder. Bir ilişkideki cinsel birlikteliklerin sayısı azaldıkça, bu durum çoğunlukla partnerler arası ilişkide sorunların baş göstermesine sebep olur. Uzun zamandır aynı evde kalan kankalar gibi yaşamaya başlamışsınız alarm sinyalleri çalıyor demektir.

CİNSELLİKLE İLGİLİ ÇEKİNCELER: Partnerinizle cinselliğe dair yeni bir şeyi deneme konusunda isteksizseniz, bu durum sonunda partnerinizin de heyecanının azalmasına sebep olur, ilişkiden kaçınmasına dahi yol açabilir. Bu, partnerler arası cinsel uyumsuzluğun ya da kimyaların uyuşmamasının çok basit bir göstergesi olabilir.

ÇEKİM YOKSA EREKTİL BOZUKLUK ORTAYA ÇIKAR: Erkeklerde görülen bu sorunun kökeninde genelde tıbbi bir sebep vardır ama tamamen duygusal bir sebep de erektil (sertleşme) bozukluğa neden olabilir. Partnerler arasında çekimin olmaması ve cinsel uyumsuzluk erkek partnerde erektil bozukluk olarak ortaya çıkabilir.

PARTNERİNİZ HAZIR VAZİYETE BEKLERKEN UYUMAYIN: Partnerlerden biri cinsel birliktelik için hazır vaziyette beklerken, diğer partner onun yanında uyumayı tercih ediyorsa ve bu durum çok sık yaşanıyorsa sıkıntı büyük olabilir. Bu durum, partnerler arası çeşitli sebeplere bağlı bir cinsel uyumsuzluktan kaynaklanıyor olabilir. Fakat, partnerlerden biri çok yorgun olduğu için böyle davranıyorsa, o zaman sabırlı olun ve ertesi günü bekleyin.

PARTNERİNİZİ AÇIN: Partneriniz sizinle cinsel konularda konuşamıyor ya da bu konuları konuştuğunda rahatsız oluyorsa, bu durum aranızda bir cinsel uyumsuzluk göstergesi olabilir. Çekingen mizaçta olmak, çok dindar ya da aşırı geleneksel bir aile tarafından büyütülmüş olmak gibi faktörler de bu durumun sebebi olabilir. O nedenle partnerinize biraz destek olun ve açılması için ona biraz zaman verin.

DAHA AZ CİNSEL İLİŞKİYE GİRİYORSANIZ: Cinsel uyumsuzluğun en önemli göstergesi artık ilişkinizde cinsel birlikteliğin hiç olmuyor oluşudur. Bu tehlike sinyalini ciddiye alın ve partnerinizle ilişkinizi düzeltmek için bu konu hakkında konuşun. Zira bu durum çok daha büyük sorunların da göstergesi olabilir. İşin içinden çıkamayacak gibiyseniz iyi bir uzman desteği size arzu ettiğiniz mutluluk için yol gösterici olacaktır.

CİNSEL UYUMSUZLUĞA HİPNOTERAPİ
Ülkemizde cinselliğin eğitimli bireyler arasında dahi tabu olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, sorun çok büyük dahi olsa genellikle "demek ki böyle oluyor" dercesine cinsel uyumsuzluğun normal gören, çaresinin olmadığını düşünen insanların olduğunu söylüyor.

Cinsel uyumsuzluğun hipnoterapi gibi hiçbir tıbbi işlem gerektirmeyen bir yöntemle artık bir sorun olmaktan çıktığını belirten ve bu konuda etkili çalışmalar yapan Psikolog Başkak, uyumsuzluk yaşayan çiftlerin hipnoterapi tekniğiyle mutlu bir uyum yakalayabildiğini vurguluyor.

Bazı erkekler, gerdek gecesi o kanı görmeden kızın daha önce cinsellik yaşamadığına inanmıyor!

Çünkü çoğu insan kanamanın bekaretin iyi bir göstergesi olduğunu düşünüyor. Başka bir deyişle ilk cinsel deneyimi olduğu düşünülen bir genç kızda ilişki sonrası kanama olamazsa, bekaretini daha önce kaybetmiş olduğuna inanılıyor. Bu yüzden, gelinlik giyerek ebedi mutluluk yolunda adım atmaya hazırlanan binlerce genç kız 'ya kanama olmazsa?' endişesini yaşıyor.

BAKİRELERİN YÜZDE 63'ÜNDE KANAMA OLMADI

Uzmanlara göre, ilk ilişkiden sonra mutlaka kanama olacağı yönündeki inanış yaygın ve yanlış bir inanç. Yapılan bilimsel açıklamalara karşın bazı kültürlerde bu yanılgı adeta kökleşmiş durumda.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, düğün mevsimi bütün hızıyla devam ederken kızlık zarı ve kanamayla ilgili gençlerin kafasını meşgul eden sorulara açıklık getirdi:

"Nasıl fiziksel özelliklerimiz birbirinden farklıysa, kızlık zarının yapısı da herkeste farklıdır. Normalde ilk birleşmede kızlık zarının yırtılıp kanaması beklenir. Fakat bazı zarlar vajina girişinde fazla yer kaplamazlar.

Kızlık zarı bu özgün yapısı nedeniyle, bazı kadınlarda penis girişine izin verir ve yırtık meydana gelmez. Bu tür zarlar halk arasında "elastik zar" olarak adlandırılır. Bu durumda zar ancak normal doğum sonrasında yırtılır.

Kişiler arası önemli yapısal farklılıklar nedeniyle, kızlık zarı aşırı esnek olanlarda veya zar üzerinde yapısal olarak çok az sayıda damar bulunması durumunda yine ilk cinsel ilişkide kanama gerçekleşmeyebilir.

Bazen de ilk ilişkide yırtılmanın olduğu bölgede hiç damar olmayabilir veya bulunan çok küçük damarlar anında pıhtılaşabilir, böylelikle de hiç kanama izlenmeyebilir.

Bu nedenlerle bazen ilk cinsel ilişki sonrasında bile kanama olmayabilir. Hatta bazılarında kızlık zarı doğuştan olmayabilir.

Bu konuda yapılmış çok az bilimsel çalışma olmakla beraber Dr. Sara Patterson'nun 1998'de British Medical Journal'de yayınlanan çalışmasında, sorgulanan kadınların %63'ü ilk cinsel ilişki sonrasında kanamasının olmadığını belirtmiştir. Geri kalanların ise kanama miktarı birkaç saat süren hafif lekelenmeden, adet kanamasına benzer miktarlara değişkenlik gösterebilmektedir."

Op. Dr. Betül Görgen / Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı

"TARİH BOYUNCA KANAMANIN OLMASI İYİ BİR ŞEY OLARAK KABUL EDİLMİŞTİR"

"Eskiden beri evliliklerin birçoğu ekonomik ve politik çıkarlar düşünülerek yapıldığından, kadının bakire olması önemlidir ve cinsel ilişki sonrası olan kanama da erkek gücünün ve cesaretinin bir göstergesi olarak görülmüştür. Yine bazı kültürlerde, ilk gece sonrası kanlanmış çarşaf gösterilmedikçe çiftin evliliği geçerli sayılmaz.

1980'LERDEN ÖNCE BABALIĞIN İSPATI

İlk ilişki ve kanamanın olması bekaret kadar babalık durumunu da kapsar. Çünkü doğumda bir çocuğun annesi kesin bellidir (babalık testleri de 1980'lerden önce olmadığı için) ama babanın kim olduğu bilinemez. Bu nedenle bir fikre göre erkek bakire bir kadınla ilişkiye girdiğini ıspatlarsa, o kadından doğacak çocuğun babası olduğunu da kanıtlamış olur.

Yüzyıllardır kadının cinselliği ve bu yöndeki istekleri hep görmezden gelinmiştir hatta imkansız olduğu düşünülmüştür. Cinsellik ancak erkek isterse yaşanması gereken bir şey olarak kabul edilmiştir. Tarih boyunca cinsel güç ve cinsellik %100 erkeğe ait bir haktır. Bunun aksi şekilde davranan kadınlar cezalandırılmıştır.

Tüm bu farklı fikirler ve kültürel eğilimlerden dolayı, kanamanın olması iyi bir şey olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle kadınlar zaman zaman bunu kanıtlamak zorunda kalmıştır. Kanıtlaması hayatını kurtarmıştır."

KANAMA 3 GÜNDEN UZUN SÜRMEMELİ

Kanamayla ilgili efsanelerin, kulaktan dolma bilgilerin genç kadınları ömür boyu cinsellikten soğutabildiğini belirten Op. Dr. Betül Görgen, kanamayla ilgili en çok merak edilen konular hakkında şu bilgileri verdi:

İlk cinsel ilişki sonrası neden kanama olur?
İlk cinsel ilişkiyi takip eden kanamanın en yaygın sebebi, kızlık zarının yırtılmasıdır. Kızlık zarı ya da himen vajinal kanalın girişini çevreleyen ince bir dokudur ve ilk cinsel ilişkide yırtılabilir. Ama bu kanamanın kaynağı her zaman sadece kızlık zarı olmayabilir. Bazen bitmek üzere olan ya da yeni başlayan adet kanaması da yanılgı sebebidir.

Kanamanın lekelenme şeklinde devam etmesi normal midir?
İlk ilişki sonrası kanama lekelenme şeklinde 1-3 gün sürebilir.

İlk ilişki sonrası kanama kaç gün devam eder?
Kanama kısa süreli ve miktar olarak az olmalıdır. 3 günden uzun ve fazla miktarda kanama olması durumunda mutlaka bir kadın doğum uzmanının görmesi gerekir. Çünkü nadir de olsa kan kaybına yol açan ve dikiş atmayı gerektiren yırtıklar oluşabilir.

Genital bölgede rahatsızlık hissi ve acı olması normal midir?
İlk ilişki sonrası kişiden kişiye değişen bu tip belirtiler olabilir. Bunun sebebi de vajina ve vulvada gelişebilen ödem ve hassasiyettir.

DİĞER KANAMA SEBEPLERİ

Eğer kadın aşırı heyecan, korku ve endişe nedeniyle cinsel olarak uyarılmamışsa, vajina kasları gevşemez ve ilişkiyi kolaylaştıracak kayganlaşma meydana gelmez. Bu durumda ilişki olursa, kanamanın olma ihtimali yüksektir.

Vajinal bir enfeksiyon varsa bu da ilişki esnasında kanamaya yol açar.

Yaş faktörü de kanama açısından önemlidir. Daha genç yaştaki kadınlarda, kızlık zarı yapısal olarak (kızlık zarı halkası daha kalın ve kanlanması daha fazla olduğu için) kanamaya daha fazla eğilimlidir.

Size belki çok ilginç gelecek ama odanızı ya da evinizi nasıl dizayn ettiğinizin kariyeriniz, bilgi birikiminiz hatta cinsel hayatınız üzerinde büyük bir etkisi var.

Vücudumuzdaki mevcut cinsel enerjiyi dengelemenin bir yolu da özellikle yatak odamızda tüm duyularımıza hitap eden bir ortam oluşturmaktan geçiyor.

Yatak odanıza denge ve uyum getirmek için çaba harcadığınızda, bu durum sizin aşk ve cinsel hayatınızda da etkisini gösterecek, mutluluk ve tutku olarak size geri dönecek.

Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak'ın kolay uygulanabilecek altı tavsiyesine kulak vererek siz de yatak odanızda aşkın pozitif enerjisini harekete geçirebilirsiniz.

KIRMIZI VE PEMBE

"Yatak odanızdaki duvarların rengiyle ne kadar uyuduğunuz ve cinsel yaşamınızın ne kadar canlı olduğu arasında bir bağlantı var. O zaman yatak odasında hangi renkler tercih edilmeli? Hangi renkler sizin daha iyi ve keyifli bir gece geçirmenize yardımcı olur?

Pembe ve kırmızı renkler bütün dünyada aşkın ve cinselliğin renkleri olarak kabul edilirler. O nedenle cinsel hayatınızı canlandırmak için işe yatak odanızda kırmızı rengi kullanarak başlayabilirsiniz ama daha çok aşk ve sevgi duygularının harekete geçmesini istiyorsanız, pembe renk tavsiye edilir. Bunu söylerken kast ettiğimiz yatak odanızın duvarlarını kırmızıya boyamanız ya da pembe nevresimler ya da perdeler kullanmanız değil. İstediğimiz daha çok küçük dekoratif objelerle bunu yapmanız. Mesela bir vazo içinde doymuş renklerden oluşan çiçekler, içinde pembe ve kırmızının tonları olan bir halı ya da kilim veya kapakları kırmızı ya da pembe renkte bir dizi kitap.

AŞK VE CİNSEL ARZU İÇİN YASEMİN ÇİÇEĞİ

Kişisel alanınızın nasıl koktuğu sizin geceleyin yalnız mı yoksa partnerinizle beraber mi uyuyacağınız konusu üzerinde büyük bir etkiye sahiptir. Koklama duyumuz çok güçlü bir afrodizyaktır.

Libido arttırıcı koku olarak sadece geceleri açan Yasemin çiçeğinin kokusunu deneyebilirsiniz.

Ylang Ylang'ın mumu ya da yağı tavsiye edilir. Ylang Ylang'ın hem kadın hem erkeklerde cinsel isteği arttırdığı biliniyor. Cinsel arzuları harekete geçiren diğer yağlar gül ve portakal özü, ruh halini ve enerjiyi arttırmaya yarayan yağlardır.

KÜÇÜK DETAYLAR ÜZERİNDE YOĞUNLAŞIN

Yumuşak çarşaflar, ipekli çamaşırlar ve lüks halı ya da kilimler, kısacası dokunmaktan keyif alacağınız şeyler, bir yatak odası için olmazsa olmazlardır. Ayrıca yatak odasındaki her şey "iki kişiye" göre düşünülmesi gerek. Yatakta uyuyan her bir kişi için birden fazla yastık olmasın. Bekarsanız, iki yastık kullanabilirsiniz. Yatak yanı lambaları, mumlar, bardaklar ve odadaki diğer objeleri de mutlaka iki kişiye göre ayarlayın.

AİLENİZİN FOTOĞRAFLARINI YATAK ODASINA ASMAYIN

Yatak odanızdaki duvarlarda anne-babanızın, arkadaşlarınızın ya da çocuklarınızın fotoğrafları olmasın, ne de olsa özel anlarınızın onlar tarafından izleniyor gibi olmasını istemezsiniz . Bunun yerine duvarlarda soyut tablolar ya da tanıdık olmayan insanlara ait resimler olabilir.

TELEVİZYON CİNSEL AKTİVİTEYİ YARI YARIYA AZALTIYOR

Tabi ki duvarda bir televizyon da olmamalı. Yaydığı elektromanyetik dalgalardan dolayı daha da kötüsü kişiyi psikolojik olarak cinselliğe kapattığı için televizyonun cinsel yaşamda yeri yoktur. Bilimsel araştırmalar da yatak odasında televizyon bulundurmanın çiftlerin cinsel aktivite sıklığını yarı yarıya düşüreceğini gösteriyor.

ÇALIŞMA VE DİNLENME ALANLARINIZI BİRBİRİNDEN AYIRIN

Stüdyo dairelerde yaşayan kişiler çalıştıkları alanla dinlendikleri alanı yer azlığından dolayı birbirinden ayırmakta zorluk çekerler. Böylesi durumlar için uzmanlar bilgisayar kullandığınız alanı bir paravan ya da boncuklu perdelerle sınırlandırmanızı öneriyorlar. İşinizle ilgili ne varsa hepsini odanın bir yerinde tutun ve çalışmadığınız zamanlarda onları gözünüz görmesin.

Aynı durum evdeki egzersiz aletleri için de geçerli. Kondisyon bisikletleri, koşu bantları ve tüm egzersiz aletleri gözünüzün görmeyeceği bir yerde olsun."

Kocanızın ya da sevgilinizin cinsel ilişkide aktif kalma süresini uzatmak için 7 öneri

Dünyada birçok erkeğin cinsel aktivite süresi 1,5 ile 7 dakika arasında değişiyor. Fakat erkeklerin büyük bir bölümü 2 dakika ya da daha az bir süre içinde boşalıyor ve partnerlerini cinsel yönden tatmin edemiyorlar. Türkiye'de de durum bundan ibaret. Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak'a göre, hızlı başlayan ve çabuk biten bir seks anlayışımız var. Daha çok tek taraflı, genellikle erkeğin işini bitirmesine odaklı bir seks hayatı yaşıyor insanımız. Hatta bu durum şarkılarımıza bile yansımış. O şarkıda 'Sevmek bir ömür sürer, Sevişmek bir dakika' diyor. Fakat bilim adamlarına göre ideal seks süresi ortalama 4 dakika olmalı.

Uzman Klinik Psikolog Mehmet Başkak, erkeğin seks süresinin 1 saate kadar uzatılabileceğini söylüyor. Psikolog Mehmet Başkak'ın, erkeğin seks süresini uzatan kadınlara özel tavsiyeleri şöyle:

İLİŞKİ ÖNCESİ MASTÜRBASYON YAPMASINI SAĞLAYIN
Erkek dolu bir tüfek gibi aşırı istekli olduğunda bazen bir dokunması bile kontrolsüz boşalma sebebidir. Evet, erkeğin mastürbasyon yapmadan başladığı bir cinsel ilişki, dolu bir silahla dışarı çıkmak gibidir. Cinsel ilişkiden bir ya da iki saat öncesi erkeğin mastürbasyon yoluyla boşalması cinsel ilişki anında hemen boşalmasına engel olur. Partnerinizle yavaş ve sıcak bir ön sevişme sayesinde, onun tekrar uyarılmasını sağlayabilirsiniz. Böylelikle partneriniz cinsel ilişki sırasında kendisini sizin durumunuza ve cinsel ritminize göre ayarlayacaktır.

BİR HİPNOTERAPİST BULUN VE SİZ ZAHMET ETMEYİN
Yıllardır erken boşalma sorunu yaşayan erkeklere hipnozla kolay çözüm bulunabiliyor. Klinik hipnozun cinsel sorunların tedavisine ciddi katkıları var ve ülkemizde de gittikçe yaygınlaşıyor. Hipnoz ile erkeğin erken boşalma sebepleri bulunur ve aşırı heyecan, performans kaygısı, boşalacağım korkusu hipnoterapist tarafından temizlenerek, orgazmın kalitesi iki taraf için de artırılabilir.

ALIŞKANLIKLARINIZIN DIŞINA ÇIKIN
Uzun süredir aynı kişiyle cinsel birliktelik yaşayınca, artık rutin haline gelen pozisyon tercihleriniz nedeniyle, partnerinizin vücudu ne zaman ne olacağına programlanmış olabilir ve normalden daha erken boşalabilir. Yeni pozisyonlar denemeniz ya da dikkat dağıtıcı şeyler yapmanız partnerinizin cinsel dayanıklılık süresini arttıracaktır. Ne kadar farklı ve alışılmamış olursa, o kadar iyi...

BOŞALMASINI GECİKTİRMEYİ DENEYİN
Bunu yapabilmek için kadının deneyimli olması ve ilişkiyi kontrol edebilmesi gerekiyor. Partneriniz boşalma noktasına geldiğini hissettiğinizde, ondan durup 1 dakika kadar beklemesini ve sonra devam etmesini isteyin. Herkesin bir geri dönülemez noktası vardır. Bu ana ulaşmadan biraz durdurmayı başarabilirseniz, partneriniz vücuduna orgazm olma noktasını geciktirmeyi öğretir ve bu arada da siz orgazma ulaşabilirsiniz.

CİNSEL ORGANINI TUTUN, BOŞALMASIN
Bunu elinizle ya da bu amaçla, cinsel sağlık ürünleri kapsamında üretilmiş halka şeklindeki ürünleri kullanarak yapabilirsiniz. Bu tür hareketler partnerinizin boşalmasını fiziki olarak engelleyecektir. Bunu su akışını kesmek için, bir hortumu yarısından tutup bükmeye benzetebilirsiniz. Biraz tutulunca boşalma duygusu geri gidecektir. Bunu yaparken dikkatlice yapın. Boşalmaya yakın dikkat dağıtıcı herhangi bir makul hareket de benzer etkiyi sağlayabilir.

TAI CHI, YOGA YA DA KEGEL EGZERSİZLERİ YAPMASINI İSTEYİN
Tai Chi ve yoga gibi disiplinler bedensel ve zihinsel kontrolü sağlamaya yönelik sporlardır. Bununla birlikte Kegel egzersizleri de cinsel terapide sık kullanılan tekniklerdendir. Bu egzersizlerin hepsi pelvik taban kaslarının güçlenmesini sağlayarak, partnerinizin orgazm spazmlarını kontrol etmesine yardımcı olacaktır. Evet, erkekler de tıpkı kadınlar gibi Kegel egzersizleri yapabilirler.

ERKEĞİNİZİ BİR OTOHİPNOZ EĞİTİMİNE GÖNDERİN
Bu yöntem insanın zihnini kontrol etmeyi öğreten önemli teknikleri içerir. Bilinçaltında erkeğin seks süresi nasıl kayıtlı ise boşalma buna göre gerçekleşecektir. Erken boşalan bir erkek, daha ilişkiye niyetlenmişken ya da partnerinden ilişki sinyali almışken kendi kendine "eyvah boşalacağım" telkinleri verir farkında olmadan ve bu bilinçaltındaki seks süresinin yetersiz olma sebeplerindendir. Otohipnoz kısa sürede öğrenilen bir tekniktir ve bilinçaltınızdaki seks süresini otohipnozla kendi kendinize uzatabilirsiniz. Hipnozla cinsel terapi yöntemleri erkek zihnindeki seks süresini 1 saate uzatacak tekniklere ve imkanlara sahip. Zahmetsiz ve kalıcı bir yöntemdir.

HİSSİZLEŞTİRİCİ/UYUŞTURUCU SOLÜSYONLAR KULLANILABİLİR
Eğer sorun etmeyecekseniz bir uzmana danışarak geciktirici kremler, solüsyonlar kullanabilirsiniz. Dikkatli ve bilinçli kullanıldığında çözüm olabilir. Bu tür destekler uyuşturucu etkiye sahiptir ve erkeğin penisine ilişki öncesi uygulanınca peniste hissizleşme, uyuşma meydana getirir bu ise boşalmayı geciktirir. Bu tür destekler mutlaka bir uzmana danışılarak ve aşırıya kaçmadan uygulanmalıdır. Aşırı uygulanması kadın vajinasını da uyuşturabileceğinden her iki tarafın da ilişkiden zevk alma kalitesini düşürebilir.

Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak:
"KABULLENMEYİN, ZOR DEĞİL"
"Yatak odasındaki hayat insanların en az bilgiyle başladıkları hayattır genellikle... Ülkemizde de insanlar cinsel eğitim alamadan evlenip, birlikte olmaya başladıklarından yaşanan birçok sorun ya gizli kalıyor ya da bastırılıp kabullenilerek yaşama devam ediliyor.

Açıkçası ilişkinin kalitesi, tarafların birbirlerine zevk verebiliyor olması ana kriter. Bu açıdan seks süresi önemli kriter olmayabilir ama erkeğin kadına orgazm yaşatmadan sadece kendi tatminine odaklı bir ilişkide elbette ki seks süresi birincil öneme sahip. Ancak çiftler kısa seks süresini çoğu zaman kader gibi kabul edebiliyor. Oysa hipnozla cinsel terapi yöntemleri erkek zihnindeki seks süresini 1 saate uzatacak tekniklere ve imkanlara sahip..."

Yaz aylarında yeni bina yapımı ve eski evlerde tadilatlar artıyor. Şimdiye kadar pek gündeme gelmeyen ancak oldukça önemli bir konu olan evlerde ses yalıtımı, ebeveyn banyosu ve ev ergonomisi cinsel yaşamı olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle konut yapımında cinsel yaşam dikkate alınmalı. Peki, seks yapmak için ev ortamı ve koşulları nasıl olmalı? 

İşte bu soruya yanıt Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) cinsel terapistlerinden geldi…

Evlerimiz Sağlıklı Bir Cinsellik İçin Uygun Değil!

Ülkemizdeki evlerin çoğunun çiftlerin sağlıklı bir cinsellik yaşamaları için uygun olmadığını söyleyen CİSED Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe, "Yeni bina yapımının ve tadilatların arttığı şu günlerde hem evinde tadilat yaptıracaklara hem de Türkiye Müteahhitler Birliği’nin ve inşaat sektörü çalışanlarının dikkatini odaların ses yalıtımına, ebeveyn banyosunu ve ev ergonomisine çekmek istiyoruz. Özellikle evde diğer aile büyükleriyle birlikte yaşayan çiftler ve çocuk sahibi olan çiftler odalardaki yalıtımın yetersiz olması sebebiyle cinsel yaşamlarında sıkıntı yaşayabiliyorlar. Sevişme sırasında çıkardıkları seslerin duyulacağı endişesiyle kendilerini kontrol etmek zorunda kalıyorlar ve cinsellikten keyif alamıyorlar. Hatta bu durum zamanla çift arasında tartışmalara ve cinsel sorunlara da yol açabiliyor. Bu nedenle Türkiye Müteahhitler Birliği’nin yeni evlerde ses yalıtımına ve ebeveyn banyosu yapımına özen göstermesi, ülkemizin cinsel sağlığı ve toplumsal huzuru için çok önemli bir meseledir. Ayrıca yasa koyucuların ve diğer yasal mercilerinde İskân Kanunlarında ses yalıtımını ve ebeveyn banyosu yapımını zorunlu kılması gerekir" dedi.

Evlerde Ses Yalıtımı ve Ebeveyn Banyosu Şart!

Evlerde anne-babaya ait bir ebeveyn banyosunun bulunmasının önemine dikkat çeken CİSED Onursal Başkanı Dr. Cem Keçe; "Bizim toplumumuzda inançlarımız gereği cinsel ilişkiden sonra banyo yapılır, ancak ebeveyn banyosu olmadığında çiftler sıkıntı yaşayabiliyorlar ve eğer ev kalabalıksa banyo yapmamak için cinsel ilişkiye girmekten bile kaçınabiliyorlar. Özellikle anne-babalarıyla birlikte oturan yeni evli çiftlerde bu duruma sık rastlanıyor. Yeni gelin kayınvalide ve kayınpederden utandığı için eşiyle birlikte olmak istemiyor ve zamanla bu cinsel isteksizliğe dönüşebiliyor. Cinsel isteksizlikle veya sertleşme sorunlarıyla bize başvuran genç çiftlerin çoğunda sorun bundan kaynaklanabiliyor" diye konuştu.

Fiziksel Çevre İnsanla uyumlu Olmalı!

Her yıl yaz aylarında çok sayıda ailenin evlerinde tadilat yaptığını ve inşaat sektörünün canlandığını belirten CİSED Genel Başkanı Doç. Dr. Cebrail Kısa; "Evlerde yapılan fiziki değişikliklerde cinsel yaşamın da dikkate alınması gerekiyor. Ergonomi dediğimiz kavram bizim ülkemizde çok fazla bilinmiyor. Ergonomiyi kısaca fiziksel çevrenin insanla uyumunun sağlanması olarak tanımlayabiliriz. Kişinin fiziksel ve ruhsal sağlığı ve mutluluğu için ergonominin önemi büyüktür. Evin tasarımı kişilerin ihtiyaçlarına uyun olduğunda hem hayatları daha kolaylaşır hem de aile ve iş hayatındaki verimlilikleri artar. Ev ergonomisi cinsel mutluluğa da katkı sağlar" şeklinde konuştu.

Çocukların Cinsel Gelişimini Olumsuz Etkiliyor

Anne-babalarının sevişirken çıkardığı sesleri duymanın çocuklar üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğine dikkat çeken CİSED Genel Başkanı Doç. Dr. Cebrail Kısa; "Cinsel ilişki sırasında kişiler özgür olmalı ve diledikleri gibi kendilerini ifade edebilmelidir, ancak odaların yalıtımı yetersiz olduğunda anne-babaların çıkardığı sesler çocuklar tarafından duyulabilir. Bu nedenle aman çocuklar duymasın mantığı gelişiyor ve bu da cinsel sorunlara davetiye çıkartıyor. Özellikle küçük yaştaki çocuklar bu sesleri yanlış anlamlandırabilir ve babalarının annelerine kötü bir şey yaptığını düşünerek, babaya karşı öfke duyabilirler. Yine küçük yaşta bu tür sesleri duymak çocukta cinselliğe ilişkin vaktinden önce bir merak ve ilgi gelişmesine neden olabilir" dedi.

Mahremiyete İhtiyaç Var!

Sağlıklı bir cinsel yaşam için mahremiyetin önemli olduğunu söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psikolog Serap Güngör ise şu açıklamalarda bulundu:
"Mahremiyet insanın özelidir, bir ihtiyaçtır ve bir özgürlüktür. Mahremiyet olmadan sağlıklı ve mutlu bir cinsellik olmaz. Ebeveynler mahremiyet anlayışını ve utanma duygusunu, küçük yaşlardan itibaren çocuklarına kazandırmalıdır. Çünkü mahremiyet duygusu geliştiren çocukların istismar riski azalırken, sağlıklı cinsel kimlik gelişimleri de hızlanır. Aynı zamanda mahremiyet duygusu çocuğu cinsel istismarlara karşı koruyan bir sigortadır."

Pek çok kadın eşiyle orgazm olamasa da taklit yaparak ya da öylece eşinin boşalmasını bekleyerek cinsel ilişkiyi tamamlıyor. Birçoğu ‘aile saadeti için’ bu durumu bir ömür boyu sürdürüyor.

Kadınları, cinsel arzularıyla gerçek hayatta yaşa(ma)dığı cinsellik arasındaki bariyerleri yıkmaya çağıran Hipnoz ve Bilinçaltı Değişim Uzmanı Mehmet Başkak, zevk almayı öğrenmenin, mutlu ilişkiler geliştirmenin ve orgazmın doruklarına ulaşmanın önündeki engellerin kaldırılmasının hipnoz desteğiyle mümkün olduğunu söylüyor.

Hipnozla, yarım asırlık hayatında hissetmediği duyguları ilk kez yaşayan kadınların bile olduğunu belirten Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, birçok cinsel sorunun bilinçaltındaki yanlış kayıtlardan kaynaklandığını ve sorunun hipnoz desteğiyle bilinçaltı düzeyde çözümlenebildiğini vurguluyor.

“ORGAZMI YAŞAMADAN ÖLMEK İSTEMİYORUM”
Hipnozla birlikte cinsel hayatı değişen çiftlerle ilgili çok sayıda vaka örneği bulunduğunu belirten Hipnoz Uzmanı Başkak, 65 yaşındaki eşi ile müracaat eden 58 yaşındaki B.B. isimli hanımefendinin orgazmı öğrenme sürecini şöyle anlatıyor.

“40 yaşına gelmeden menopoza giren B.B., “Dergilerden, televizyondan eş-dosttan hep duyuyorum. Bir orgazm lafıdır gidiyor. Normalde şen şakrak biri olduğum halde ne zaman bu konu açılsa suskunlaşıyorum. İki çocuk annesiyim, yakında kızımın bir bebeği de olacak. 25 yılı geçti evliliğimiz ve ben orgazmın ne olduğunu yaşamadan ölmek istemiyorum. En sonunda eşimi de razı ettim ve uzman desteği almaya karar verdik, bu yaşta olabilir mi?” diyerek müracaat ediyor.

Çift ile yapılan ayrıntılı görüşmede her ikisi de benzer bir ilişki seyrini anlatıyor. Hep erkek başlıyor, kadın ise sürece dahil olup eşinin işini bitirmesini bekliyor. Eşi boşaldıktan sonra da duş alıyor ve böylece cinsel aktivite tamamlanıyor. Yıllardır 5 dakikanın altında tamamlanan bu süreçte B.B. sadece uzanıp eşinin rahatlamasını bekliyor, kendisi asla bir zevk hissetmediğini beyan ediyor.

10 SEANSTA HİPNOZLA ORGAZM BECERİSİ
10 seans süren hipnozla orgazm becerilerinin geliştirilmesi eğitiminde, 5. seanstan itibaren fark oluşmaya başladığını beyan eden çift, görüşmelere bazen ikisi birlikte, bazen ayrı ayrı katılıyor. Cinsellikle ilgili toplumsal tabuların neredeyse tamamına sahip olan B.B.’ye verilen eğitim süresinde, eşiyle birlikte cinsel mitlerin tamamından kurtuluyor. Hayal gücü tamamen pasif olan B.B.’nin hayal gücü aktif hale getirilerek; bilinçaltı düzeyde var olan ve hep bastırılmış olan haz duygusunun serbest kalması sağlanıyor… Sürecin sonucunda B.B.; eşinin her dokunuşunda yüksek bir haz algısı hissetmeye dönük bir gelişim yaşayarak, sahip olduğu bedenin bir haz kaynağı olduğunu öğrenip, cinsel arzularının hep arttığını, boşalma anını giderek artan bir yoğunlukta yaşadığını, ilk defa sık sık kendisinin de ilişki istediğini belirtiyor.

“KARIMI ESKİ AYARLARINAN DÖNDÜRÜN”
Taze ve doğru bir bakış açsına sahip olan çift “25 yıllık evlilikten sonra birbirimizi ilk kez tanıyoruz sanki” diyerek ilişkilerinin tazelendiğini anlatıyor. Süreç tamamlandıktan bir süre sonra, beyefendinin eşinden gizli müracaat ederek durumdan şikayetçi olması ise oldukça şaşırtıcıydı...

Koca, “Ben 65 yaşındayım, bu kadına ne olduysa beni bunalttı. Akşamları evime gitmek istemiyorum. Ya bunu eski haline getirin ya da bana da bir çözüm bulun” diyor. Karısının performansına yetişebilmesi için beyefendi ile de performans geliştirme seanslarına başladık...”
Libidosu yüksek bir toplum olmamıza rağmen cinsel hayatımızdaki performansı düşük bulan Başkak, bu tabloda bilinçaltımızdaki önyargıların etkili olduğuna dikkati çekiyor ve cinsel mutluluk için profesyonel destek alınmasını öneriyor.

Seks deneyimi ile ilgili akla takılan sorulardan biri de "normalde" seksin ne kadar sürdüğü... Yapılan uluslar arası bir araştırma bu konuda fikir veriyor.

Seks ve cinsellik insanların akıllarını en çok kurcalayan konulardan biridir. Seks ile ilgili akla gelen sorulardan biri de "normalde" seksin ne kadar sürdüğüdür. Ancak bir bilim insanı seks süresi ile ilgili olarak soruyu bu şekilde kurmaz. Kulağa garip gelebilir ama bilim insanları için bu soru "İntravajinal ejekülasyon gecikme süresinin ortalaması nedir?" şeklindedir.

Tabii ki seks penisin vajinaya girmesinden ibaret değildir ama kalan kısmın (öpüşme, sürtünme vb.) tam olarak tanımlanması güç. Nitekim boşalmaya kadar geçen ortalama sürenin hesaplanması da kolay bir süreç değil.

Peki insanlara sevişme sürelerinin ne kadar olduğu sorulursa ne olur? Bu durumda alınan cevaplar gerçek sürelerden daha uzun olacaktır ki kimse gecelerin kısa olduğunu kabul etmek istemez. Anket metodundaki diğer bir sorun da insanların özellikle seks sürelerini takip etmiyor oluşlarıdır.

500 ÇİFTİN SEKS SÜRESİ

Ortalama seks süresini araştırmak için çeşitli ülkelerden 500 çift ile bir araştırmaya gerçekleştirilmiş. Çiftlerden cinsel ilişkiye girdikleri her seferinde kronometre kullanmaları istenmiş. Penis vajinaya girdiğinde kronometre başlatılmış, boşalmada da durdurulmuş.

33 SANİYEDEN 44 DAKİKAYA KADAR!

Araştırma sonuçları çiftler arasında büyük farklar olduğunu gösteriyor. Araştırmaya katılan çiftlerin her birinin ortalaması 33 saniyeden 44 dakikaya kadar değişiyor. Yani bazı çiftler arasında 80 kat fark bulunuyor.

Buradan "normal" olarak tanımlanabilecek bir seks süresinin olmadığı sonucuna varılabilir. Tüm çiftlerin en kısa ile en uzun sevişme sürelerinin ortalaması alındığında 5.4 dakika sonucu çıkıyor.

TÜRKİYE'NİN ORTALAMASI

Araştırmacılar seks süresinin Türkiye hariç ülkeden ülkeye pek değişmediğini belirtiyorlar. Diğer ülkelerin (Hollanda, İspanya, Birleşik Krallık, ve ABD) ortalamasına göre Türkiye'nin ortalaması 3.7 dakika daha kısa.

Genital Güzelleştirme tekniği ile uluslararası Altın Bisturi ödülünü alan Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur, cinsel isteksizlik sorununun temelinde övgüven kaybı olduğu söylüyor

"Genellikle 40 yaş üstü kadınların zamanla azalan isteksizlik probleminin altında, değişime uğrayan bedenleri ve özellikle vajina bölgesinde oluşan olası sorunlar yatıyor. Bu değişim ve bölgesel problemler ise, kadında isteksizliğe ve libido kaybına yol açıyor" diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur sözlerine şu şekilde devam etti:" Sadece orta yaşlı kadınlar da değil, cinsel isteksizlik sorunu, bugün genç kızlar da bile yaşanan bir durum.

Sorunun temeline indiğimizde ise, bedeninden utanma, kendini güzel bulmama ve en fazla da vajina bölgesinin istediği ölçülerde estetik olmaması durumu var. Oysaki cinsellik, rahat olmayı, bedenini özgürce bırakmayı ve karşılıklı tatminkar zamanları gerektiriyor. Fakat kadın bedeniyle ve özellikle vajinasıyla ilgili bir sorun yaşıyorsa, sevişmek, ilişkiye girmek ve hatta partnerinin istememesi için güzel giyinmek dahi istemiyor.

Vajina bölgesinin olası sorunları nelerdir?

İşte tüm bu sorunlar özgüven kaybından kaynaklanıyor. Sözgelimi kontrolsüz vajinal doğum yapmış bir kadının, vajinasında genişleme sorunu yaşaması son derece doğaldır. Genişleyen uzuv yüzünden ne eşini hissedebilir, ne de eşi yeterinde tatmin olabilir. Bir başka örnek ise, yer çekimi, hormonal sebeplerden dolayı sarkan veya renk değiştiren, kararan iç ve dış dudak bölgesinin bu estetik dışı duruşudur.

Kadın partnerine bu şekilde güzel gözükmediğini düşünür. Zaten Genital Güzelleştirme tekniğimin çıkış noktası da burası, amaç bölgeyi kadının istediği şekilde güzelleştirmek. Bu sebeple tekniğin ismi Genital Güzelleştirme çünkü diğer hiçbir organdan farkı olmaksızın, burası da güzel ve genç kalmayı hak ediyor. Vajina bölgesinin olası sorunlarına bakacak olursak, dış ve iç dudaklarda sarkma, mons pubisde yağlanma veya çöküklük ki bu klitorisin uyarılmasını azaltır, az evvel söylediğim pigmentasyon sorunları, iç genital bölgenin deformasyonu yani genişlemesi, cinsel hazda azalma, fonksiyon bozuklukları, estetik dışı görüntü ve tabii idrar kaçırma

Genital Güzelleştirme neleri değiştirir?

Tüm bu sorunları ya da bireye göre sorun tespiti yapılıp yani hastaya göre planlanmış bir çerçevede Genital Güzelleştirme tekniği ile çözümleyebiliyoruz. Bu tekniğin içerisinde hastanın kendi yağından alınan ve kök hücreden zengin hale getirdiğimiz yağ enjeksiyonu uygulaması, lazer uygulaması gibi, hastaya iyileşme döneminde son derece fayda sağlayacak metotlar kullanıyorum. Genital Güzelleştirmeye kısaca baktığımızda şu sorunları düzelttiğini ve vajinaya estetik bir duruş kazandırdığını söyleyebiliriz. Dış ve iç dudakları forma sokar, mons pubisi normal boyutlara getirir, klitoris açığa çıkarılır, pigmentasyonu sorunu çözümlenir, vajina daraltma yapılır, cinsellikten alınan ve verilen haz fazlalaşır, G noktası belirgin hale getirilir, fonksiyon bozuklukları giderilir, idrar kaçırma sorunu varsa çözümlenir…

Herşeyden önemlisi kadının kafasına taktığı ve özgüven sorunu yaşamasına neden olan estetik sorunu çözümlenmiş olur. Bu da cinsel isteğin tekrar artmasına ve dolayısıyla kadının bedenini beğenmesine vesile olur.

Kadınlarda görülen cinsel fonksiyon bozukluklarından biri olan "vajinismus" hakkında o kadar çok yanlış inanış var ki bunlar tam da evlilik sezonunda genç hanımların kabus yaşamasına neden olabilir. Bu durum ilişkiye gireceğiniz varsa da girmenize engel olabilir.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, vajinismus hakkındaki en yaygın dokuz yanlış inanışı ve doğruları anlattı.

VAJİNİSMUSU OLAN KADINLAR FRİJİDTİR!
Bu tanım, cinsel soğukluk - cinsel isteksizlik anlamına gelen, kırıcı bir terimdir. Vajinismus olan çoğu kadının cinsel istek konusunda sorunu yoktur. Seks esnasında acı duyan ve rahatsız olan bir kadının, cinsellikten kaçınması doğaldır.

VAJİNİSMUS ZAMANLA DÜZELİR!
Vajinismus, kendiliğinden düzelmez. Tedavi olmayı gerektirir. Erken tedaviye başlanması, sonucun daha çabuk alınmasını sağlar. En kötüsü bu durumu kabullenerek yaşamaya devam etmektir ya da çoğunluğun kendisi gibi olduğunu düşünmektir.

KENDİNİ ZORLAYARAK DA OLSA DENEMEYE DEVAM ETMEK GEREKİR!
Ağrı ve rahatsızlık varken ilişkiye girmeye çalışmak, sadece durumu daha da kötü yapar. Zorlamanın yararı yoktur. Tedavi sürecine girene kadar cinsel ilişki denemesi yapmamak gerekir.

VİTAMINLER, GEVŞEME, ALKOL, CİNSEL İÇERİKLİ FİLM İZLEMEK VAJİNİSMUSU TEDAVI EDER!
Bunların hiçbiri vajinismusu tedavi etmez. Ancak ana tedaviye destek olabilir.

SEKS SIRASINDA AĞRI OLMASI, BEKLENEN BİR DURUMDUR!
Belki ilk cinsel ilişkide biraz rahatsızlık duyulabilir ama devam eden ağrılı cinsel birliktelik normal değildir, tedavi gerektirir.

VAJİNANIN DAR OLMASI VAJİNİSMUSA YOL AÇAR!
Vajinismusta, vajinal kasların istemsiz kasılması söz konusudur. Bu durum, cinsel ilişkiyi imkansız kılar. Normal bir kadında, vajina fiziksel olarak ilişkiye engel olmaz ve esneme kapasitesine sahiptir.

VAJİNİSMUS TEDAVİ EDİLEMEZ!
Tamamiyle yanlış, vajinismus yüksek oranda tedavi edilebilir.

CERRAHİ MÜDAHALE SORUNU ÇÖZEBİLİR!
Vajinismusu tedavi edecek cerrahi bir uygulama yoktur. Tedavi ancak bir program dahilinde yapılabilir. Nadiren cerrahi müdahale gerektirebilecek durumlar olsa da bunlar çok nadirdir.

VAJİNİSMUSLU KADINLAR GEÇMİŞTE CİNSEL İSTİSMARA UĞRAMIŞLARDIR
Vajinismusun altında yatan fiziksel ve duygusal pek çok sorun olabilir. Cinsel istismar bunlardan sadece biridir.

Cinsel fonksiyon bozukluğu, orta yaşlardan itibaren erkeklerin çoğunun yaşamını kâbusa çeviriyor. İnternetten ilaç sipariş etmeyi bu sorunun çözümü olarak görenlerin oranıysa şaşırtıyor. Oysa çözümü tıbbi tedavilerde aramak gerekiyor.

Erkeklerde görülen cinsel fonksiyon bozukluğunun tedavisinde ilk aşamanın doğru tanı konulması ve cinsel fonksiyon bozukluğu türünün net olarak saptanması olduğu belirtiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Murad Başar, “Ereksiyon sağlama problemiyle doktora başvuran pek çok hasta detaylı sorgulandığında, temel sorunun erken boşalma olduğu görülüyor” diyor ve ekliyor: “ Bize cinsel isteksizlik nedeniyle başvuran bir hastada, bu durumun hormonal bir eksiklikten mi kaynaklandığı yoksa cinsel hayattaki başarısızlıklardan kaçınmak için bir korunma mekanizması olarak mı geliştiğinin değerlendirilmesi gerekiyor.”

Yüz yüze temas istenmiyor
Sorununu ifade edip ortaya koymaktan çekinen hastalar, dertlerine derman olacaklarını düşündükleri ürünleri ve ilaçları internet başında kimseyle yüz yüze temas etmeden ve çoğu kez gerçek kimliklerini saklayarak temin ediyor. Gelişmiş ülkelerde internetten ürün satın alınma ı yüzde 10’ken, bu oranın gelişmekte olan ülkelerde yüzde 40-50 geri kalmış ülkelerde ise yüzde 90 olduğu belirtiliyor. Umutların bu ürünlere bağlanmasındaki en temel faktörün utanma duygusu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Başar, “İnternet ortamında satılan ilaçların etken maddeleri bilinmediği için kullanımları büyük risktir ve kesinlikle önerilmemektedir” diye konuşuyor. İlk basamak olarak tedavide yer alan ve ereksiyonu kolaylaştırıcı ilaçlar, altta yatan nedenden bağımsız olarak hastaların yüzde 65-75’lik grubunda olumlu sonuç veriyor. Hastanın düzensiz diyabet gibi ek bir risk faktörü olması, kullanılan ilaç tedavisine yanıt vermemesiya da bu ilaçları alamaması durumundaysa başka tedavi alternatiflerine yönelmek gerekiyor. Bu aşamada hastaya öncelikle penisine lokal olarak uygulayacağı ilaç tedavilerine yönelik eğitim veriliyor ya da 3’üncü basamak olarak adlandırılan cerrahi tedaviler uygulanıyor.

Risk faktörlerine dikkat!
Cerrahi tedavilerde altın standardın ‘mutluluk çubuğu’ olarak adlandırılan protezler olduğu belirtiliyor. Geçmişte yaygın olarak uygulanmış ve günümüzde bazı hasta gruplarında kullanılan
birtakım damar ameliyatlarının (özellikle penis by-pass’ı) uzun süreli başarısı düşük bulunuyor.
Bu nedenle, uygulamanın; sigara içmeyen, diyabet, kalp, yüksek tansiyon, kolesterol yüksekliği gibi risk faktörü olmayan seçilmiş hastalarda yapılması öneriliyor.

Kalp hastaları ilaç kullanırken dikkatli olmalı
Orta ve ileri derecede kalp srunu olan hastaların, cinsel işlev bozukluğunda kullanılan ilaçlara başlamadan önce, bu ilaçların damar gevşeticiözellikleri nedeniyle, mutlaka bir kardiyoloji uzmanı tarafından değerlendirilmeleri gerekiyor. Bu ilaçların kullanımı ileri derecede kalp fonksiyon bozukluğu olan hastalara önerilmiyor.

Gece körlüğü olarak ad landırılan ve göz rahatsızlığı olan olgularda, bu ilaçlar görme üzerin olumsuz etki yaratabiliyor.

Cinsel fonksiyon bozukluğu tedavisinde kullanılan ilaçların bazı antibiyotikler, birtakım virüs ilaçları ve AIDS tedavisinde kullanılan ilaçlarla birlikte kullanılmamaları gerekiyor. Ayrıca, bu ilaçların prostat tedavisinde kullanılan ilaçlarla etkileşimleri nedeniyle, eş zamanlı olarak alınmamaları tavsiye ediliyor.

Damar sertliği tedavisinde kullanılan dil altı formlarıyla nitrat alan hastalarda, bu ilaçla rın kullanımının kesinlikle yasak olduğu belirtiliyor.

Cinsel fonksiyon bozukluklarını artıran hastalıklar

Cinsel fonksiyon bozukluğu açısından risk oluşturan faktörler şu başlıklar altında toplanıyor.

Ruhsal sorunlar ve yaşam tarzına ait etkenler.Kardiyovasküler hastalıklar.

Diyabet hastalığı.

Diğer sistem hastalıklarının varlığı. (Karaciğer veya böbrek yetmezliği, prostat hastalıkları, sinir

sistemi hastalıkları, vb..)

Hormonal bozukluklar.

Penise ait faktörler.

İlaç kullanımı.

Geçirilmiş ameliyat veya girişimsel tedaviler.

Andropoz ve cinsel işlev bozukluğu ilişkisi

Prof. Dr. Mehmet Murad Başar, “Testosteron seviyesi düşen hastalarda cinsel isteksizlik ve ereksiyonun sağlanmasında sorunlar ortaya çıkıyor. Bu nedenle doktora cinsel fonksiyon bozukluğu şikâ yetiyle başvuran 50 yaş üzeri erkeklerde değerlendirme esnasında mutlaka testosteron düzeyinin ölçülmesi ve düşükse yerine konulması gerekiyor” diyor.

Testosteron tedavisinin üremenin korunmasını isteyen hastalarda uygulanmaması öneriliyor. Bunun nedeninin dışarıdan verilen testosteronun düşük de olsa vücudun ürettiği testosteronu baskılayacağı olduğu söyleniyor. Halbuki üreme hücrelerinin gelişimi vücudun ürettiği testosterona bağlı olduğu
için, bu hormonun baskılanması halinde sperm üretimide baskılanıyor
Her 100 Türk erkeğinin neredeyse 70’inde cinsel fonksiyon bozukluğu var. Bu sorun günümüzde 40 yaş altı genç erkeklerde de görülüyor. Cinsel sorunları olan erkeklerin çoğu, doktora gitmeye çekiniyor

‘Cinsel fonksiyon bozukluğu’; cinsel aktiviteyle ilişkili tüm evrelerle, bu evrelerde ortaya çıkan aksaklıklar anlamına geliyor. ABD’de yapılan geniş kapsamlı bir çalışma, 40-70 yaş arası erkeklerde yüzde 52.1 oranında farklı derecelerde ereksiyon sorunu olduğunu gözler önüne seriyor. Türk Androloji Derneği tarafından yapılan bir çalışmada da aynı yaş grubu erkeklerde yüzde 69.2 oranında cinsel fonksiyon bozukluğu saptandığı belirtiliyor.

Strese Dikkat!
Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Murad Başar, cinsel fonksiyon bozukluklarının; cinsel isteksizlik, uyarılma sorunları, ereksiyon kaybı, boşalma süresinde kısalma ve orgazm sorunları olarak sıralandığını söylüyor. En sık görülen bozuklukların; ereksiyon kaybı, erken boşalma ve cinsel istek kaybı olduğu belirtiliyor. Ereksiyon sorununa neden olan faktörlerin başında damarsal nedenler (damar sertliği, kolesterol yüksekliği, hipertansiyon, sigara) ve diyabet geliyor. Bunun yanı sıra, günümüzde artan sıklıkla uygulanan onkolojik cerrahiler de (özellikle prostat cerrahisi sonrası) her ne kadar laparoskopik ve robotik yöntemlerle sinir koruyucu yaklaşımlar yapılsa da, bir grup hastada ereksiyon sorununa neden olabiliyor.

İş stresi, yaşam koşullarındaki değişiklikler, aile içi ilişkiler, ailesel faktörler gibi bireyin yaşam kalitesini etkileyen unsurlar da cinsel işlev bozukluğu yaratabiliyor. Yoğun iş yükü altında yaşayanlarda ve stresli iş yapan kişilerde, cinsel yaşam bundan olumsuz etkileniyor. Çevresel faktörler cinsel fonksiyon bozukluğu nedenleri içinde genç yaş grubunda yüzde 70-90 oranında rol oynarken, 50 yaş ve üzerinde yüzde 20-40 arasında görülüyor. Çeşitli toplumsal çalışmalar, cinsel fonksiyon bozukluklarının 20-30 yaş arasında yüzde 40-45, 40 yaşlarında yüzde 26-35, 50 yaşlarında yüzde 40-52, 50 yaş üzerinde yüzde 49-72 oranında görüldüğünü ortaya koyuyor.

Obezlerin Riski Yüksek
Obez bireylerde yağ doku oranı arttığı ve testosteronun östrojene dönüşümü hızlandığı için, kısmi olarak 2 hormon arasında bir dengesizlik ve buna bağlı olarak cinsel isteksizlik ortaya çıkıyor. Bu kişilerde ereksiyonu olumsuz etkileyecek kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve uyku apnesi gibi cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açan pek çok risk faktörü de bulunuyor. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; vücut görüntüsündeki değişikliklerin cinsellik kaygılarını ve cinsel yaşamı olumsuz yönde etkilediğine dair veriler bulunuyor. Prof. Dr. Başar, “Bu durum özellikle kadınlarda daha belirgin hale geliyor. Şişmanlık, diyabet, kalp-damar hastalıkları, tansiyon, kolesterol yüksekliği ve metabolik sendrom olarak adlandırılan tablo, cinsel fonksiyon bozukluğunun göstergesi olabilir” diye konuşuyor.

Cinsel Sorunu Olan Erkek Utangaç
Tansiyon ilaçları cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olur mu?
Tansiyon ilaçlarının bir kısmı cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olabilir. Böyle bir sorun ortaya çıkarsa; hastanın bunu doktoruyla paylaşması ve ilaç ayarlaması yapılması gerekir.

Sperm kalitesinin bozulması cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olur mu?
Sperm kalitesinin bozulması cinsel işlev bozukluğuna neden olmaz. Ancak sperm kalitesini etkileyen hormonal bir bozukluk, beraberinde cinsel işlev bozukluğunu da getirebilir.

Türk erkeği cinsel yönden sorunlu olmayı nasıl algılıyor ve bu durumda nasıl davranıyor?
Utanıyor ve çekiniyorlar. Üroloji polikliniklerine cinsel sorunlar nedeniyle başvuran hasta oranının
yüzde 10’dan az olduğu biliniyor.

Cinsel sorunlarla en çok karşılaşılan yaş hangisidir?
Cinsel sorunlar genelde 50 yaş üzerinde daha sık görülüyor. Ancak Türkiye’de 40 yaş altı grupta da cinsel sorunların 50 yaş üzerindeki erkeklere yakın oranda olduğu belirtiliyor.
Kadınların pek çoğu bebeklerine zarar vereceği endişesiyle hamilelikte cinsellikten korkar. Ancak gebelik döneminde de sağlıklı bir cinsel yaşamın söz konusu olduğunu belirten uzmanlar, "Doğru seks, düşük riski getirmez, erken doğumu da tetiklemez" diyorlar.

Gebelikteki yanlış inanışlar veya çiftlerin korkularının hamilelikte seksüel yaşamı olumsuz etkilediğini belirten Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, "Hekim tarafından aksi söylenmedikçe gebelikte normal yaşantıdan uzaklaşmamak ve ciddi kısıtlamalara girmemek gerekir" diyor.

Cinsel İstek Azalabilir

Gebelik sırasında anne adayında yaşanan fiziksel ve ruhsal değişimlerden cinsel isteğin de etkilenebildiğini söyleyen Prof. Dr. Fıçıcıoğlu, bu etkileşimin, gebeliğin bazı dönemlerinde azalırken bazı dönemlerde artış gösterebildiğini kaydediyor. Cinsel istekteki bu değişikliklerin anne adayında oldukça belirgin olduğunu anlatan Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, şu bilgileri veriyor:

"Düşük riski veya erken doğumu tetikleyeceğine olan inanç gebelikte cinsel yaşamın olumsuz etkilenmesine neden oluyor' diyor. Gebeliğe özgü kilo alma, çatlaklar, şişlikler, gebelik maskesi gibi bazı değişimler anne adayında ruhsal çöküntüye neden oluyor. Eşlerin tutumunun da bazen bu inancı tetiklediğini anlatan Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, konuyla ilgili şunları söylüyor: 'Unutulmaması gereken şey bu değişimlerin çoğunun doğum sonrası geçeceğidir. Aslında yapılan bazı çalışmalar daha önce hiç orgazm olamamış kadınları gebelikteki birlikteliklerinde orgazm olabildikleri gösterilmiştir. Bu nedenle eğer hekim tarafından kısıtlama getirilmemişse gebelerin cinsel yaşamlarını yumuşak bir şekilde yaşamalarında bir sakınca yoktur."

Bu Durum Erkekleri de Etkiliyor

Baba adaylarında da durumun benzer olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Fıçıcıoğlu, erkeklerdeki değişimi şöyle anlatıyor:

"Baba adaylarının bazılarında cinsel istek artarken, bazılarında ciddi azalma olur. Bu durum, kişinin hayata bakışıyla da paralellik gösterir. Yanlış inanışlar da bu durumu tetikleyebilir. Özellikle gebeliğin ilk üç ayında annede görülen bulantı, kusma ve halsizlik eşte üzüntü, acıma ve strese yol açar. Bu da cinsel yaşamın ikinci plana atılmasına neden olur. Gebeliğin son üç ayında ise hem annede oluşan fiziksel değişimler, hem de ilişkinin olası bir erken doğumu tetikleme ihtimalinden dolayı erkekte, ilişkiden kaçınma duygusu uyandırır. Gebelikte erkekte beklenen şey mantıklı ve şefkatli olmasıdır. Daha önceki gebeliklerde tekrarlayan düşük, erken doğum ya da düşük öyküsü olan kişiler ise gebelik sırasında ilişki konusunda dikkatli davranmak zorundadır."

Özel ve sosyal hayata dair ipuçları veren burçlar, bireyleri gezegenlerin etkisiyle dönemsel olarak libidolarındaki değişimlere göre farklı prezervatif çeşitlerine yöneltiyor. Ateş, Su, Toprak ve Hava grupları daha çok hangi prezervatif çeşidini neden kullanıyor? 

Prezervatif alırken yaşanan ‘utanma’ hissiyatını ortadan kaldırmak için kurulan prezervatifAl.com’un 2000 üyesi arasında eğlenceli bir anket çalışması yapıldı. Anketinin eğlenceli ve çarpıcı sonuçları şöyle:

Ateş Burçları

Sıcak, enerjik ve yaşamayı seven Ateş burçları, cinsel hayatlarında da yeniliklere açık, eğlenceli ve kontrollüdürler.

• Kalabalık ortamlarda seks fikri bile tahrik olmalarına yeten sabırsız ve aceleci Koç’ların tercihi; geciktiricili prezervatif.

• Özgüveni yüksek olan, yatakta üstünlük sağlamak isteyen ve yaramaz bir çocuktan farksız olan Aslan’ın tercihi; ekstra ince prezervatif.

• Genellikle meyveli & renkli prezervatifleri tercih eden Yay'lar; neşeli, espritüel ve renkli bir kişiliğini cinsel hayatına da yansıtıyor.

Toprak Burçları

İnce ruhlu, anlayışlı ve sadık yapıya sahip olan Toprak Burçları için cinsellik, adeta yemek yemekten farksızdır.

• Cinselliğin anlamı loş bir ışık, hafif bir müzik ve bir kadeh şampanya eşliğinde yemek gibi olduğu Boğa'ların tercihi; isıtıcı kremli ve/veya tırtıklı prezervatiflerden yana.

• İdealist, romantik ve mükemmelliyetçi Başak’ların kendilerini güvende hissetmeleri için extra kalın prezervatifler vazgeçilmezlerinden...

• Sevecen, tutkulu ve kadınının kendine tamamen teslim olmasını isteyen Oğlak erkeklerinin tercihi ise, geciktiricili ve/veya noktalı prezervatifler.

Hava Burçları

Değişken, meraklı ve hareketli Hava Burçları, ilişkilerinde adrenalin ve macerayı severler.

• İstikrarsız, havai ve eğlenmeyi seven İkizler erkekleri yatak oyunlarını iyi bilir ve tercihi renkli kişiliği gibi halkalı prezervatiflerden yana.

• Kendine hayran, entelektüel ve ilişkisinin monotonlaşması kabusu olan Terazi’ler, tırtıklı prezervatifi tercih ediyor.

• Cinselliğin arkadaşlıktan sonra geldiği Kova erkeklerinde, partneriyle öncelikli olarak arkadaşlık kurması ve ona saygı duyması gerekir. Kontrollü ilişkilerin öncüsü Kova’ların tercihi; güvenli ekstra kalın prezervatifler.

Su Burçları

Bir su damlası kadar masum, okyanuslar kadar da vahşi olan Su Burçları, hayal gücü ve cazibeleriyle renkli bir cinsel ilişki yaşarlar.

• Duygusal ve romantik yapıya sahip olan aşık olmak, sevmek için Yengeç’ler tercihlerini çikolata & gül aromalı prezervatifler’den yana kullanıyorlar.

• Karşı konulamaz bir cazibeye sahip ve zaman ve mekan tanımaksızın her daim cinselliğe hazır olan Akrep'lerin tercihi; ısıtıcı kremli prezervatiflerdir.

• Samimi, sevecen ve romantik bir aşık olan Balık’lar şımartılmaktan ve yatakta kontrolün elinde olmasından büyük haz duyarlar. Ekstra ince ve/veya çikolata & gül aromalı prezervatifler en çok kullandıkları arasında.
Libido kaybı ile ilgili mutlu değilseniz, yerleşik hale gelmeden önce bunu aşmak en iyisidir.

İlişki içinde aşağıdakilerden herhangi birini yaşıyor musunuz?

*Sizin için dokunmak sadece yatak odasında mı yer alır?
*Seks sizin için paylaşmak değildir.
*Artık seks için sabırsızlanmıyorsunuz.
*Seks sizin için mekanik ve rutin.
*Eşiniz hakkında cinsel düşünceler ya da fanteziler üretmiyorsunuz.
*Ayda an fazla bir ya da iki kez seks yapıyorsunuz.

Yukarıdaki belirtilerden biri veya daha fazlası varsa, cinsel istek kaybı yaşıyorsunuz demektir.. Libido kaybı ile ilgili mutlu değilseniz, yerleşik hale gelmeden önce bunu aşmak en iyisidir.

1- Cinsel yaşamınızı egzersiz ile artırın 
Koşu, yürüyüş, yüzme veya zevk alabileceğiniz herhangi bir fiziksel aktivite. Egzersiz yaparken, kendinizi biraz fazla zorlayın. Bunu başarırsanız canlılık duygusunu hissedersiniz. Bu fiziksel güven sizi, cinsel güven içine taşıyacak. Seks ve egzersiz de stresi azaltmak, rahat ve mutlu olmanıza yardımcı olacaktır. Egzersiz aynı zamanda cinsel isteği artırmaya yardımcı olur. Egzersiz, sağlıklı bir diyet ve yeterli uyku ile birlikte, cinsel dürtüyü artırabilir.

2- Seks her zaman mükemmel değildir 
Her cinsel karşılaşmanın mükemmel olması gerektiği gerçeğini bir kenara bırakın. Bu tür bir beklenti seks yaşamınızda performans düşüklüğüne ve hatta anksiyeteye bile yol açabilir. Dünya genelinde cinsel birlikteliğin %30 ile %40'ı karşılıklı olarak tatmin edici olabilir.

3- Cinsel fantezilerle kendinizi şımartın 
Eşinizle beraber deneyim kazanmak istiyorsanız, yeni erotik filmler, erotik kitaplar size arzu bakımından değişik bir potansiyel sunabilir. Hem siz hem de eşiniz fantezileriniz hakkında birbirinizle konuşun.

4- Programlı seks
Seks, son derece spontane olmalıdır. Sadece anın ısısı ile tabii ki harika olur. Ancak, gerçekte, her şey her zaman bu şekilde olmuyor.  Bazen işlerden, sorumluluklardan fırsat kalmıyor. Bunun için zaman ayıramıyorsanız en azından bir süre programlı bir şekilde cinsel birliktelik yaşayabilirsiniz.

5- Fazla odaklanmak 
Sadece genital değil onu diğer erojen bölgeler üzerinde yoğunlaşırken, performans ve basınç artışı zevk azaltabilir. Potansiyel zevk noktalarınızı keşfetmek ve cinsel uyarılma aşırı duyarlı olan bu alanlarda daha fazla zaman geçirmek için birbirinizin vücudunu keşfedin. Hedef odaklı, zevk odaklı olun.

6- Çift olarak sosyalleşin
Diğer insanlarla birlikte bir akşam yemeği partisine gitmek ya da onları evinize çağırmak size mutlu günlerinizi yeniden hatırlatacak ve kendinizi daha genç daha enerjik hissedeceksiniz. Ve hatta hiç tanımadığınız insanlarla sohbet ederken birbirinizi kıskanabilir ve yeniden arzu duymaya başlayabilirsiniz.

7- Profesyonel yardım alın
Libido kaybı söz konusu olduğunda, Seks ve evlilik uzmanları, yararlı olabilir. Rol oynayan olabilecek herhangi bir tıbbi koşullar olup olmadığını görmek için doktorunuza danışın. Libido kaybına neden olabilecek bir anti-depresan ilaçlar, alıyorsanız, doktorunuza danışarak bırakın ya da alternatifleri konuşun.

8- İhtiyaçları hakkında konuşun 
Cinsel yaşam geliştirmek için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri, eşiniz ile iyi iletişim kurmaktır.
Partneriniz son günlerde daha sık mı yatakta arkasını dönüp uyumakta?

Size karşı olan duygularında ve cinsel isteğinde azalma olmuş olabilir. İşte seks isteğin azlamasına sebep olan, aşk ateşini söndüren sebepler..


1- Size kızgın
Partneriniz size kızgınsa çoğunlukla sebebini bilirsiniz. Ufak probleminizi çözmek elinizde.. Hoşuna giden şeyleri yapıp, aranızdaki buzları eritebilirsiniz.

2- Stresli
Partneriniz yoğun ve stresli bir günün ardından rahat bir uyku çekmek isteyebilir. Siz bu durumda ona masaj yapmalısınız, sorunlarını dileyin ve anlayışlı olun. Sakinleştirici şekilde konuşun.. Sonra mı, gerisi size kalmış..

3- Bağlanmak istemiyor
Partneriniz bağlanmaktan korkan biriyse ancak sizden vazgeçemiyorsa bu dönemi birlikte atlatabilirsiniz. Onu sıkmayın, bağlılıkla ilgili şeylerden konuşmayın. Arkadaşlarınızlayken ona güvendiğinizi, ilişkinizi acele etmeden yaşamaktan yana olduğunuzu anlatın. Bu onun streslenmesini önleyecektir.

4- Yatakta kendinden emin değil..
Yatakta onunla birlikte olmaktan zevk almadığınızı hissetmesi onun kendine olan güvenini alt üst eder. Yatakta sizi baştan çıkaran, hoşunuza giden şeyleri onunla paylaşın. Bu libidosunu canlandıracaktır.

5- Ayrılmak istiyor..
Erkekler ayrılmak istiyorlarsa, önce fiziksel uzaklığı seçerler. Böyle birşeyden şüpheleniyorsanız aranızdaki ilişkide gördüğünüz eksiklikleri ve nedenlerini ona sorun. Ayrılıkla sonuçlanacağını düşünüyorsanız kendinizi buna hazırlayın ve hayatınızı yeniden planlamaya çalışın.

Dudaktan öpüşen kişiler arasında Hepatit B, Hepatit C, AIDS gibi hastalıklar bulaşabilir!

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle çocuklar,
bebekler ve özlenen kişilerle karşılaşıldığında sarılma ve öpüşmede daha abartılı davranıldığını söyledi.

Bunun toplumda yaratabileceği sorunların ciddiyetinin bilinmediğini belirten Yorulmaz, "Böylesine bir sevgi gösterisinin bize veya sevdiklerimize bazen ölüme veya sakat kalmalara kadar varabilen ciddi zararlar verebileceği akıldan çıkarılmamalıdır" diye konuştu.

Kişilerin boğaz ve burun salgılarını öptüğü kişinin dudağına, yanağına veya vücudunun bir başka bölgesine bulaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Yorulmaz, bu salgılarda ağız, boğaz, yutak, dil, bademcik, diş, diş eti, burun, sinüs hatta akciğerler gibi organlara ait hastalık mikrobu varsa öpüşmeyle kolaylıkla bu mikrobun öpülen kişiye geçebildiğini bildirdi.
Faruk Yorulmaz, infeksiyöz mononükleöz adlı yüksek ateş ve lenf bezlerinde büyümeyle seyreden hastalığın en sık öpüşme yolu ile bulaştığı için bu hastalığa "öpücük hastalığı" adı verildiğini söyledi.

Ağızda, dil veya diş etlerinde kanama varsa bu kanın dudaktan öpüşen kişiler arasında geçişiyle Hepatit B, Hepatit C, AIDS gibi hastalıkların bulaşabildiğini belirten Yorulmaz, şöyle konuştu: "Bu hastalıklardan herpes virüs hastalıkları ve zatürre gibi kimileri özellikle bebeklerde öldürücü olabilmektedir. Bu tür hastalıklar dudaktan öpüşmeyle çok daha 
kolay bulaşırken diğer öpüşme türlerinde mikroplar öpülen yere bulaştırılır ve bazı dış ortamda uzun süre yaşayabilen mikroplar bu bölgelerden, varsa yara ve sıyrıklar aracılığıyla, eller yoluyla ağza veya buharlaşma yoluyla burna ve vücudun içine taşınarak hastalıklara yol açabilir."

-HASTALIKTAN KORUNMA-

Prof. Dr. Yorulmaz, bu hastalıklardan korunulması için yapılması gerekenlerin başında hasta kişilerle çok yakın olmamanın, tokalaşmanın ve öpüşmemenin geldiğini bildirdi.

Özellikle dudaktan öpüşmenin mikrop bulaştırma yönünden en tehlikeli öpüşme olduğunu kaydeden Yorulmaz, "Bu nedenle bu tür öpüşmede çok dikkatli olunmalıdır. Birbirini çok seven kişilerin birbirine zarar vermek istemeyeceklerine göre ağız, boğaz, yutak, dudak, diş, diş eti hastalıkları veya ağız içinde dudakta yara, aft gibi sorunları olanlar dudaktan öpüşmekten mutlaka kaçınmalıdır" dedi.

Uzmanlara göre çiftler cinsel sorunlar nedeniyle cinsel ilişkiye ilgilerini kaybedip, cinsel hayatlarında keyifsizlik yaşıyorlar. İşte ilişkiyi çıkmaza sokan ve cinsel hayatı keyifsizleştiren nedenlerden bazıları...

İltihap ve Tahriş

Vajina girişindeki ve içindeki iltihaplar, vajinanın kayganlığını sağlayan bezlerin iltihabı ciddi ağrılara yol açıyor ve cinsel ilişkiyle bu ağrı artıyor. Travmatik faktörler, düşmeye bağlı tahriş cinsel ilişkide ağrıya neden oluyor. Kadınlarda vajinal sıvı yeterli olmayabilir ve bu ilişkiyi ağrılı hale getirebilir. Bazı kadınlar cinsel olarak uyarılmayabilirler (frijidite).

Ağrılı Cinsel İlişki

Alt karın bölgesinde rahmi ve rahmin arka boşluğunu ve tüpleri etkileyen hastalıklar nedeniyle ortaya çıkabilir. Enfeksiyonlar, daha önce karın içinde geçirilen ameliyatlara bağlı karın içi yarıklar da ağrı nedenidir. Yumurtalıklardaki kistler, rahimdeki saplı miyomlar, karın zarı altındaki miyomlar da derin ağrıya neden olur. Cinsel ilişkinin başlangıcında ağrı olmasa bile ilişkinin ritmine bağlı olarak ağrı artar. Rahim boynundaki ve vajinaya doğru uzanan miyomlar ise cinsel ilişki sırasında kanamaya yol açar. Rahim boynundaki kanserlerde de cinsel ilişkide kanama meydana gelir. Bu yüzden ağrılı cinsel ilişki doktora başvurulması için çok önemli faktördür. Nedeninin kesinlikle belirlenmesi gereklidir. Historektomi, apandist ameliyatları ağrılı cinsel ilişkiye neden olmazlar. Ancak ameliyatın kalitesiyle ilgili bir sorun söz konusuysa, ameliyattan sonra yara izi kalmışsa cinsel ilişkide ağrı olabilir.

Bulaşıcı Hastalıklar

Genital herpes, bel soğukluğu, AIDS… Bu hastalıkların tedavi edilmediği takdirde kısırlıktan iç organ iltihabına, erken doğumdan anne karnındaki bebeğin ölümüne kadar pek çok ciddi sorun doğuruyor. Üstelik bazıları sadece cinsel ilişkiyle değil, yakın beden teması, öpüşmeyle bile geçebiliyor. Kimi hastalıklar ağrı, akıntı, idrar yaparken yanma gibi belirtiler verirken, kimileri ise sinsi sinsi ilerliyor. Bu hastalıkların fiziksel şikayetleri cinsel yaşamı da keyifsiz hatta imkansız kılıyor.

Kullanılan İlaçlar

Erkek cinselliğini etkileyen nedenlerin başında fiziksel olanlar geliyor. Özellikle belli bir yaştan sonra kalp sorunları için kullanılan birçok ilaç cinsel isteği ve performansı etkiliyor. Bu ilaçlar arasında: Hipertansiyon ilaçları; idrar söktürücü ilaçlar; Trankilizanlar; antidepressanlar ve göğüs ağrısı ya da düzensiz kalp atışı için kullanılan bazı ilaçlar. Bu tür ilaçlar cinsel dürtüyü ve normal cinsel fonksiyonu etkileyebiliyor. Erkeklerin cinsel yaşamını keyifsiz kılan sorunlar arasında ereksiyon olamama ya da ereksiyonu

Psikolojik Faktörler

Psikolojik faktörler cinsel ilişkiye yönelik ilgi ve kapasitenin azalmasında önemli rol oynuyor. Depresif, üzgün ruh hali, uyumada güçlük çekmek ya da çok uyumak, normalden daha çok ya da az yemek yemek, aşırı kilo ya da aşırı zayıflık bunlar arasında yer alıyor. Uzmanlar özellikle işte yaşanan stresin altını çiziyor ile stres ve yorgunluğun faturası cinsel isteksizlik olarak çıkar uyarısında bulunuyor.
"Toplumda cinsellikle ilgili gerçek olmayan kalıp bilgiler bulunuyor."

Cinsel yaşamda karşılaşılan sorunların çoğunun cinsellikle ilgili yanlış bilgi ve inançlardan kaynaklandığını belirten Psikolojik Danışman Dolunay Kadıoğlu, “Cinsel mitler olarak adlandırılan bu yanlış bilgilerin hiçbir bilimsel değeri yoktur. Her çift cinsellikle ilgili sınırlarını, normalleri ve anormalleri kendi belirler” dedi.

Yanlış bilgi olumsuz etkiliyor
Kadıoğlu, günümüzde cinsellik konusunda önemli çalışmalar ve araştırmalar olduğunu, fakat buna rağmen az sayıda insanın cinsellik hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olduğunu belirtti. “Cinsellik, insanların hemen tümünde farklı duygu ve algılara yol açar. Bazı insanlarda aşkı, sevgiyi, yakınlığı, keyif ve hazzı, bazı insanlarda ise başarısızlığı, acıyı, nefreti, kaçınmayı hatırlatır” diyor.

Toplumda cinsellikle ilgili gerçek olmayan kalıp bilgilerin bulunduğunu da ekliyor. “Kişinin, cinsellikle ilgili doğru olduğunu düşündüğü, çoğu zaman abartılı, yanlı ve bilimsel değeri bulunmayan inanç ve yargılar cinsel mitler olarak tanımlanmaktadır. Cinsel mitler toplumda yaygın olarak kabul görmekte, kişide “gerçek” erkeğin ya da kadının nasıl düşünmesi ve davranması gerektiğiyle ilgili bir kalıp oluşturmaktadır. Cinsel yaşamda yaşanan sorunların çoğunlukla temelinde bu yanlış bilgi ve inançlar yani cinsel mitler yatar” dedi.

Fanteziler karşılıklı olmalı
Cinsel mitlerden en kafa karıştırıcı olanlardan birinin de fanteziler olduğunun altını çizen uzman sevişme esnasında fantezi kurmanın yanlış olduğunu söylüyor ve ekliyor "Cinsel mitlerin eşler arasında tartışmalara neden olmaktadır. Bu konuda söylenebilecek en temel şey şudur: Kişinin aklından geçenler sevişme konsantrasyonunu bozmuyorsa ve paylaşılmak istenilen fantezi cinsel eşe de çekici geliyorsa ve onaylanıyorsa bir sorun yoktur.

Ancak bir kişinin kurduğu fanteziye diğeri istemeye istemeye eşlik ediyorsa ve zorlanıyorsa burada bir sorun vardır. Yani cinsellik esnasında kullanılacak fanteziyi, normalleri ve anormalleri çiftler belirler çift tarafından uygun görülen her fantezi kullanılabilir."

Yaygın cinsel mitler
“Cinsel mitler yanlış bilgi kaynaklarıdır, bu yanlışlara doğruymuş gibi inanıldığında cinsel sorunlar ortaya çıkar” diyen Kadıoğlu, en yaygın cinsel mitlerden bazılarını şöyle sıraladı:

*Erkek ve kadının cinsel ilgileri ve sorumlulukları temel olarak farklıdır. Erkek cinsel ilişkinin sorumluluğunu üstlenmek ve yönetmek zorundadır.
*Bir çift için, "aynı anda orgazm" gerçekleştirilmesi gereken en önemli amaç olmalıdır.
*Eşler birbirini sevdikleri takdirde sevişmekten nasıl zevk alabileceklerini de bilirler.
*Tüm fiziksel yakınlaşmalar cinsel birleşmeyle bitmelidir.
*Erkeklerde cinsel organın boyutu cinsel gücün göstergesidir.
Baba adaylarında anne adaylarının tersine gebelik esnasında libidoda önemli değişiklikler meydana gelmez ve gebeliğin tüm dönemlerinde cinsel ilişki ihtiyacı normal bir şekilde varlığını sürdürür.

Bunun tersine bazı baba adaylarında gebelik döneminde önemli ruhsal değişiklikler meydana gelebilir. Bu psikolojik değişiklikler ileri boyutlara ulaştığında libido azalmasına ve bedensel belirtilerin de ortaya çıkmasına neden olabilir. Hatta bazı baba adaylarında ruhsal değişikliklerin ortaya çıkardığı bedensel belirtiler tedavi gerektirecek kadar ileri boyutlara ulaşabilir (Couvade sendromu).

Erkekler, eşleri gebe kaldığında genellikle aşağıdaki üç davranış kalıbından birini uygularlar.

Bu davranışlar çoğu durumda bilinçdışı olarak gelişir:
"İzleyici" kalmayı tercih eden baba adayı duygusal anlamda kendini gebelik gerçeğinden soyutlar ve olayı sanki kendi dışındaki bir çevrede oluyormuş gibi hisseder.

"Katılımcı" olmayı benimseyen baba adayı duygusal ve diğer açılardan tümüyle eşiyle işbirliği içindedir. Gebelik gerçeğinin ve yaratmakta olduğu değişikliklerin tümüyle farkındadır. Sorumluluk duygusu belirgindir.

"İşlevsel" konumdaki baba adayı ise genel olarak ilk ikisinin arasında bir yerdedir ve duygusal açıdan gebeliğe uzak olmakla beraber, maddesel sorumluluklarının tümüyle farkındadır.

Baba adayının "gebeliği"
Anne adayının gebeliği esnasında baba adayında birincil olarak ruhsal değişiklikler, ileri durumlarda bedensel belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Ruhsal değişikliklerin temelinde baba kimliği kazanmakla artacak olan sorumlulukların yarattığı kaygılar yatar. Yine özellikle katılımcı baba adayları gebelik ve doğum konusunda anne adayının yaşadığı endişeleri tümüyle (bazı durumlarda anne adayından daha yoğun) yaşayabilirler. Bu endişe ve kaygılar kendini baş ağrısı ya da bel ağrısı şeklinde dışa vurabileceği gibi gerçek bir "gebelik sendromu" ya da tıbbi adıyla couvade sendromu da gelişebilir.

"Couvade" aslında bazı ilkel toplumlarda halen uygulanmakta olan bir gelenektir: Bu geleneğe göre doğumun ağrısız seyretmesi ve anne ve doğacak bebeğin kötü ruhlardan korunması için anne adayının doğum sancıları başlayıp doğum yatağına alındığında baba adayı da bir yatağa yatırılır ve doğum olana kadar burada bekler. Bazı baba adayları burada eşleriyle özdeşleşerek doğum ağrılarına benzer ağrılar bile hissederler.

Couvade sendromu dışarıdan birinin fark edemeyeceği kadar hafif seyredebileceği gibi gerçek bir ruhsal bozukluk görüntüsü de alabilir. Couvade sendromu en hafif şekliyle erkeğin eşiyle birlikte gebelik belirtileri yaşamasıdır. İleri durumlarda nedeni açıklanamayan baş ağrıları, kolay sinirlenme, gerginlik, yerinde duramama, kilo alma, gaz sancıları, bel ağrıları gibi belirtiler ya da tam bir depresyon tablosu ortaya çıkabilir. Bir toplumun etnik azınlığına ait bireylerde, daha önce çocuğu olanlarda, ruhsal ya da bedensel sağlık problemleri olanlarda, düşük gelirlilerde ve özellikle de gebeliğe yoğun duygusal tepki geliştiren erkeklerde daha sık gözlenir. Couvade sendromu ek bir stres faktörü yarattığından çiftin gebelikteki cinsel yaşamını derinden etkileyebilir.

"Gebe erkeğin" kaygılarıyla başa çıkmak zor olabilir. Couvade sendromu yaşayan erkeklerde psikoterapi ya da ilaçla tedavi faydalı olabilmektedir. Ancak sendromu yaşayan kişinin bu belirtilerin kendilerine özgü olmadığını ve başka erkeklerinde buna benzer ve daha ağır belirtiler yaşayabileceklerini bilmesi önemlidir.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Jinekolog Operatör Dr. Kağan Kocatepe

Yapılan araştırmalar, orta yaşlı kadınların seks hayatlarından daha fazla zevk aldığını ortaya koydu.

Daily Mail'de yer alan araştırmaya göre kadınlar, partnerlerinin performans sorunlarına rağmen ve daha az seks yapıyor olmalarına rağmen seks hayatlarından çok daha memnun. Erkeklerde ise durum tam tersi. Yaş ilerledikçe daha az tatmin olduklarını söylüyorlar.

Araştırma yaşları 50 ile 79 arasında değişen ve evli ya da uzun süreli ilişki yaşayan 1000 heteroseksüel çift üzerinde yapıldı. Yaşları 50 ile 59 arasında değişen erkeklerin yüzde 16'sı seks hayatlarından memnun olmadıklarını söylerken, kadınların sadece yüzde 10'u bu yanıtı verdi. Kadınlara partnerlerinin performansı sorulduğunda ise yaklaşık 3'te 2'si eşlerinin ereksiyon problemi yaşadığını belirtti.

YÜZDE 18 HER GÜN SEKS YAPIYOR

50 yaşın üstündeki kadınlarda seks yapma sıklığı sorulduğunda sadece yüzde 18'i, her gün ya da bir kaç günde bir seks yaptığını söylerken yine yaklaşık yüzde 18'lik bir kesim de haftada bir kere seks yaptığını belirtti.

Ankete katılanların yüzde 21'i ise ayda bir ya da birkaç haftada bir seks yaptığını söylerken, araştırmada en büyük yüzdeyi, yüzde 27 ile "nadiren" seks yapanlar aldı.